﻿<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?><rss version="2.0"><channel><title>Aşçılar Dünyası</title><link>http://www.ascilardunyasi.com/xml.aspx</link><description>Aşçılar Dünyası'ndan Haberler</description><item><title>Concorde De Luxe Resort’e Yine “En İyi” Ödülü</title><link>http://www.ascilardunyasi.com/haberdetay.aspx?haber=4810</link><description>

Concorde De Luxe Resort’e Yine “En İyi” Ödülü



 DÜNYA genelinde tatilcilerin ziyaret ederek izlenimlerini anlattıkları ve tatil konusunda referans niteliği taşıyan online paylaşım platformu HolidayCheck’in, 2 milyondan fazla insanın katıldığı oylamalar sonucu belirlediği, dünyanın “En İyi 99 Oteli”nden biri de Concorde De Luxe Resort Hotel oldu.

Concorde De Luxe Resort Hotel Yönetim Kurulu Üyesi Erkan Yağcı’ya Frankfurt kentinde düzenlenen törende ödülünü ETTC Başkanı Hüseyin Baraner ve HolidayCheck Yöneticisi Dr. Axel Jower takdim etti.

Uluslararası basının büyük ilgi gösterdiği törende, Hüseyin Baraner, Türkiye’den ödül kazanan otellerin yöneticilerini tek tek sahneye çağırdı ve ödüllerini bizzat teslim etti. Hüseyin Baraner, ödül kazanan otellere ithaf ettiği konuşmasında, Türk otellerinin başarısını uyguladıkları yüksek kaliteli hizmet anlayışından kaynaklandığını söyledi. 

Baraner, Türk otellerinin başarısını 3 önemli unsura bağladı: “Otelci ve turizmcilerin gösterdiği azim, misafirin taleplerini gözlerinden okuma istekliliği ve misafirin unutamayacağı bir tatil geçirmesi için gösterilen çaba, otellerimizin başarısını getirmiştir. Otellerimizdeki tatil imkanını, öylesine cazip ve güzel hale getirdik ki, bizler turizmci olarak bile orada tatil yapma isteği duyuyoruz. İşin sırrı bu.”

Milyonlarca okuyucunun değerlendirmeleriyle belirlenen ve dünyanın en iyi otelleri arasına giren Concorde De Luxe Resort Hotel, turizm sektörüne uluslar arası standartları getiren konsepti ve yenilikleri ile ödüllendirilmenin mutluluğunu yaşadı. </description><pubDate>3/9/2010 4:57:00 PM</pubDate></item><item><title>Altın Kepçe Turizm ve Aşçılar Derneği

8.İstanbul  gastronomi festivali için hazırlıklarını  sürdürüyor</title><link>http://www.ascilardunyasi.com/haberdetay.aspx?haber=4809</link><description>Altın Kepçe Turizm ve Aşçılar Derneği

8.İstanbul  gastronomi festivali yemek yarışması hazırlıkları devam ediyor!

Çalışmalarını Alanya Blue Star Otelde devam ettiren yarışma ekibi yarışmalara iddalı hazırlanıyor. Sekizinci uluslar arası gastronomi festivali İstanbul yemek yarışmasına 8 kişilik bir yarışma ekibiyle hazırlanan AKTAD yarışma ekibi son çalışmasını  13 mart Cumartesi günü yapacağı çalışmayla sonlandıracak . Aktad ekibi 17 dalda yarışmaya katılacak .Derneğin Başkanı Mesut Önal yaptığı açıklamada   İstanbul da yarışacak  arkadaşlarımıza şimdiden başarılar dilerken ilçeye dönüşümüz inşallah madalyalarla olur ve Dünyadaki yarışmalarada adım atarak Türk mutfak sanatını  ülke tanıtımını ve ilçemizin tanıtımını Altın kepçe Turizm ve Aşçılar Derneği olarak laikiyle yaparız diyerek sözlerini noktaladı.
</description><pubDate>3/9/2010 1:23:00 PM</pubDate></item><item><title>Joy Group personelinde endişeli bekleyiş</title><link>http://www.ascilardunyasi.com/haberdetay.aspx?haber=4808</link><description>Joy Group'un kayyuma devredilmesi grup bünyesinde çalışan 2 bin 400 çalışanı da endişeli bir bekleyişe sürükledi. TurizmdeBuSabah'ı yaşadıkları sıkıntılar konusunda adeta mail yağmuruna tutan Joy Group personeli, yaşadıkları problemlerin kamuoyu ile paylaşılmasını talep ediyor. 

Gelen şikayet mektuplarında, geçtiğimiz ekim ayından bu yana personel maaş ödemelerinde ciddi aksamalar olduğu dile getirilirken, 2 bin 400 çalışan ve aileleri ile birlikte 7 bin kişinin büyük bir belirsizlik içinde olduğu ifade ediliyor. Joy Group çalışanlarından gelen maillerde dikkat çeken bir diğer nokta ise kayyum atanması sonrasında personelin bilgilendirilmediğini bu durumun da belirsizliği arttırdığını yönünde. 
turzimdebusabah</description><pubDate>3/9/2010 12:57:00 PM</pubDate></item><item><title>keyveni kadınları 8 mart ı kutladı</title><link>http://www.ascilardunyasi.com/haberdetay.aspx?haber=4807</link><description>DEĞERİ OLMAZ HİÇBİR ŞEYİN KADIN ELİ DEĞMEDEN!
25 yıldır kurumsal hazır yemek sektöründe hizmet veren Keyveni’nin kadın çalışanları 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutladı. Keyveni’nin üretim ve yönetiminde çalışan tüm kadınlar mutfağa girerek, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne özel kurabiyeler hazırladı. 

Adını; yüzlerce yıldır Anadolu'da ‘mutfağın sahibi, yemeğin ustası kadın’ anlamından alan Keyveni’nin kadın çalışanları, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutladı. Kurumsal hazır yemek sektörünün önde gelen isimlerinden Keyveni’de çalışan kadınlar “Değeri olmaz hiçbir şeyin kadın eli değmeden” sloganıyla mutfağa girerek ürettikleri özel kurabiyelerle kadın emeğine dikkat çektiler…
Keyveni’nin bugüne kadar çok sayıda sosyal sorumluluk projesini hayata geçirerek, çevreye, sanata, çalışanlara destek verdiğini söyleyen Keyveni Kurumsal İletişim Direktörü Fadile Paksoy, kadının üretimdeki yerinin önemi ve değerini de bu çalışma ile anlatmak istediklerini dile getirdi. Paksoy, 8 Mart kurabiyelerini, üretimde ve yönetimdeki tüm kadınların hep birlikte hazırladığını belirterek, “Keyveni’nin toplam istihdamının yüzde 60’ından fazlasını kadınlar oluşturuyor. Böyle anlamlı bir gün için üretimdeki ve yönetimdeki tüm kadınlarımız birliktelik ve dayanışma içinde çalışarak, 8 Mart ruhunu yakaladılar” dedi.
Kaliteli, sağlıklı ve lezzetli yemek üretiminden taviz vermeyen Keyveni, kadın emeğinin ekonomiye kazandırılmasının önemli olduğu bilinciyle kadın çalışanlara öncelik veriyor. Bu öncelik nedeniyle Keyveni çalışanlarının yüzde 60’ından fazlasını kadınlar oluşturuyor. 
</description><pubDate>3/9/2010 12:45:00 PM</pubDate></item><item><title>TURİZME  MUTFAK EKİPMANLARININ  KATKISI </title><link>http://www.ascilardunyasi.com/haberdetay.aspx?haber=4806</link><description>TURİZME  MUTFAK EKİPMANLARININ  KATKISI 

 Ülkemizde   turizmin  gelişmesinde   büyük katkısı olan birimlerden biride mutfak ekipmanlarıdır .  Eskiden, yeni yapılan otellerde bütçelerin büyük bir kısmı ekipmanlara ayrılırdı. Bu da  yüz binlerce   Euro demek olan  ülkemizin  dövizlerinin,geldiği gibi tekrar geri  dışarı çıkmak demekti.
 Bugün  yeni yapılan otellerde mutfak  ekipmanlarının  % 80’i artık ülkemizde üretilmekte ya da dünyaca tanınmış  firmaların   makinelerinin   dış ekipmanları  ülkemizde yapılmaktadır .Bu da  ülkemizden   döviz  çıkışını azaltmaktadır .    
 Geçen  gün  Antalya’da bir  fabrika  ziyaretim oldu .Orada  yapılan işleri sizlerle  paylaşmak  istedim .
 Bu  fabrikada  fırınlar ,ocaklar ,ızgaralar ,soğuk odalar,buzdolapları,otel tipi çamaşır makineleri,açık büfeler ve daha bir çok otel ekipmanları yapılmaktadır .İşin güzel yanı,fabrikanın yeniliğe açık olması.Otellerde karşılaşılan ekipman sorunları için bir  ekip oluşturmuşlar . Sorunlara orada çözüm üretiyorlar ve  deneyler yaparak sorunları  çözüyorlar. Bu kadar çok özelliğinin bir arada olması,mutfak ekipmanlarının  maliyetlerini düşürmekte çok faydalı oluyor  kuşkusuz. 
Böyle fabrikalar,ülkemizde  bacasız  sanayi olarak  nitelendirilen  turizmin bacası olacaktır.Aksi takdirde kazanılan onca Euro’nun geldiği gibi geri gitmesi ülkemiz açısından iyi bir durum değil.Yurtdışına gitmeyen  her sentin,ülkemizde çalışan her vatandaşımıza dolaylı yönden  katkısı olacağı bir gerçektir ve ülkemizin döviz getirisinin en büyük  kaynağı olan  turizme katkısı büyüktür.Yani ithalat ve ihracat dengesi demek…
Ülkemiz  turizminin  dünya  turizmi ile  yarışmasında  en büyük katkı olacaktır  rekabet  etmemizde katkı sağlayacaktır .
Tabii ki,Antalya’nın  haricinde  diğer illerimizde de  böyle fabrikalar var hiç kuşkusuz .Fabrikada çalışan işçi sayısı  200 civarında .Bu da 200 ailenin  geçimini sağlamak demektir.Böylece ülkemiz açısından en büyük sorunların başında gelen işsizliğe de katkıda bulunulmaktadır.   
Bu yazıyı yazarken fabrikadan çok mu  etkilendim acaba diye düşündüm ama işin birde öbür boyutunu düşününce,turizme  vermiş olduğu  büyük katkıdan dolayı  yazmaya değer buldum .

Saygılarımla
Ramazan KIR
Executive Chef
</description><pubDate>3/9/2010 12:43:00 PM</pubDate></item><item><title>İşsizlik meslek ayırt etmiyor  </title><link>http://www.ascilardunyasi.com/haberdetay.aspx?haber=4805</link><description>İşsizlik ödeneğine başvuranlar arasında her meslekten işsiz bulunuyor. Başvurularda beden işçileri, büro memurları, satış elemanları, muhasebeciler, güvenlik görevlileri, şoförler, garsonlar ve sekreterler başı çekiyor.

Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) verilerine göre, ocak ayında işsizlik ödeneğine yapılan başvuruların meslekler itibarıyla dağılımı, işsizliğin hemen her meslek grubundan çalışanları tehdit ettiğini ortaya koydu. 

İşini kaybeden 53 bin 128 kişi ocak ayında kuruma başvuruda bulundu. Başvurularda başı beden işçileri çekti. İşsizlik ödeneğinden yararlanmak için başvuruda bulunan beden işçilerinin sayısı 19 bin 972'yi buldu. 

Beden işçilerinin başvurusunu 3 bin 626 başvuruyla büro memurları izledi. Başvuru sahipleri arasında çeşitli niteliklerde bin 941 şoför yer aldı. 

Başvurularda satış elemanı, muhasebeci, güvenlik görevlisi, garson, sekreter mesleklerinden işini kaybedenler de öne çıktı. 

Yaş gruplarına göre dağılıma bakıldığında ise işsizliğin özellikle genç çalışanları tehdit ettiği göze çarpıyor. 

Ocak ayında işsizlik ödeneğine başvuran 53 bin 128 kişinin 28 bin 563'ünü 20-34 yaş grubundakiler oluşturuyor. 

Eğitim durumuna göre yapılan dağılımda, işsizlik ödeneğine yapılan başvuruların 30 bin 269'unun ilköğretim mezunlarından geldiği görülüyor. İlköğretim mezunlarını 15 bin 432 başvuruyla lise ve dengi okullardan mezunlar izliyor. 

İşsizlik ödeneği için ayrıca 562 okur-yazar olmayan ve 4 doktora mezunu başvuruda bulundu. 

İŞKUR verilerine göre, ocak ayında işsizlik ödeneğine başvuranlardan bazılarının meslekle göre dağılımı şöyle: 

Meslekler İşsizlik Ödeneğine 

Başvuran 

--------------------------- ------------------ 

Büro memuru 3.626 

Bilgisayar işletmeni 358 

Muhasebeci 840 

Elektrik teknisyeni 291 

Kamyon ve kamyonet şoförü 629 

Bilgisayar programcısı 125 

Satış elemanı 1.105 

Güvenlik görevlisi 648 

Temizlik görevlisi 298 

Şoför (yük taşıma) 592 

Elektrikçi 368 

Şoför (yolcu taşıma) 471 

Ön muhasebeci 796 

Madenci 25 

Çocuk gelişim elemanı 95 

Aşçı 42 

Kalite kontrolcü 180 

Taksi şoförü 200 

Garson 422 

Otobüs şoförü 49 

Bekçi 147 

Mobilya imalatçısı 219 

Elektrik kaynakçısı 243 

Sekreter 342 

Bankacılık meslek elemanı 99 

Ambalajcı 100 

Turizm ve otelcilik elemanı 128 

Dokumacı 203 

Ekonomist 38 

Pazarlamacı 296 

Çaycı 265 

Avukat 14 

Makine mühendisi 102 

Deri işçisi 231 
stargazetesi</description><pubDate>3/9/2010 12:41:00 PM</pubDate></item><item><title>FIRINCILAR VE PASTACILAR IBEXpo FUARI’NDA BULUŞUYOR…
</title><link>http://www.ascilardunyasi.com/haberdetay.aspx?haber=4804</link><description>FIRINCILAR VE PASTACILAR IBEXpo FUARI’NDA BULUŞUYOR…


İBEXpo 2010 Ekmek-Pasta Makineleri, Katkı Maddeleri, Dondurma, Kahve, Çikolata ve Fırın, Pastane, Kafeterya Ekipmanları-Ürünleri Fuarı Hannover-Messe Sodeks Fuarcılık A.Ş. tarafından Türkiye Fırıncılar Federasyonu’nun desteğiyle 25-28 Mart 2010 tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenleniyor

Unlu mamuller sektörünü ve bu sektöre malzeme üreten firmaların bölgesel ve uluslararası ticaretini arttırma hedefiyle düzenlenen İBEXpo 2010 Ekmek-Pasta Makinaları, Katkı Maddeleri, Dondurma, Kahve, Çikolata ve Fırın Pastane Kafeterya Ekipmanları-Ürünleri Fuarı, 25 Mart’ta Yeşilköy İstanbul Fuar Merkezi’nde açılıyor. 28 Mart’a kadar açık kalacak olan fuarda, sektördeki tüm yenilikleri profesyonel ziyaretçilere tanıtılacak. Fuar Türkiye Fırıncılar Federasyonu tarafından da destekleniyor. 

Fuarı düzenleyen Hannover Messe-Sodeks Fuarcılık A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Murat Demirtaş,  fuar süresince yurtiçi ziyaretçilerin yanı sıra, yurtdışından da ziyaretçi gelmesi, verimli iş ilişkileri kurulması konusunda yoğun tanıtım çalışmaları yürüttüklerini açıkladı.

Türkiye Fırıncılar Federasyonu, Türkiye’nin 52 ilinde yer alan bağlı odaları ve bu odalara bağlı yaklaşık 20.000 işyeriyle IBEXpo 2010 fuarında yerini alacak.

İBEXpo Fuarı süresince Dış Ticaret Müsteşarlığı, Orta Anadolu İhracatçı Birlikleri, Türkiye’nin Ticari Ataşelikleri ve Ticari Müşavirlikleri ile birlikte yapılan ortak çalışma sonucunda yabancı alım heyetlerinin gelmesi sağlanacak. Alım heyeti organizasyonu ile Demirtaş, yurtdışında bulunan mevcut ve potansiyel alıcıların IBEXpo 2010 fuarına davet edildiğini, KOSGEB tarafından da desteklenen fuarın KOBİ’ler için ekonomik durgunluktan çıkma noktasında yeni fırsatlar yaratacağını açıkladı.


5 şanslı ziyaretçiye hediye

İBEXpo 2010 Fuarı’nı ziyaret eden profesyoneller arasında yapılacak çekilişte, 5 şanslı ziyaretçiye mikser, hamur hazırlama-işleme makinası, hamur yuvarlama makinası, elektrikli pizza-lahmacun fırını ve hamur yoğurma makinası hediye edilecek. 
</description><pubDate>3/9/2010 12:38:00 PM</pubDate></item><item><title>5 Yıldızlı Point otel Başaşçısı Hakan Kurt Vatan Yağ ve Bakliyatlarının tanıtımını yaptı.</title><link>http://www.ascilardunyasi.com/haberdetay.aspx?haber=4803</link><description>
5 Yıldızlı Point otel Başaşçısı Hakan Kurt Vatan Yağ ve Bakliyatlarının tanıtımını yaptı.Vatan Yağları ve bakliyatlarının danışmanlığınıda üstlenen Hakan Kurt Sağlıklı,Lezzetli ve Ekonomik olan ürünlerinin Türkiye deki Tüm aşçılara tavsiye ediyor.
</description><pubDate>3/8/2010 8:01:00 PM</pubDate></item><item><title>sercan sağlık tan aşçılık camiasına yüzlerce beyaz kelebek yetiştiren ayşin özen e anlamlı kutlama mesajı</title><link>http://www.ascilardunyasi.com/haberdetay.aspx?haber=4802</link><description>BEYAZ MELEK

Ayşin ÖZEN 24 yıldır bir çok beyaz güvercin yetiştirdi. Aşçılık camiasına yıllarını verdi kalbindeki mutfak ve ögretme aşkıyla hep ileri dedi ve 24 yıldırda halen beyaz güvercin yetiştirmeye devam ediyor. Beyaz Meleğimizin ve tüm bayanların DÜNYA KADINLAR GÜNÜNÜ KUTLAR. Beyaz Meleğimizi Aşçılık camiasının BEYAZ MELEĞİ olarak altın harflerle kalbimize yazıyoruz.

Sercan SAĞLIK</description><pubDate>3/8/2010 7:17:00 PM</pubDate></item><item><title>hobimle mutluyum lezzet okulu mart ayındada dolu dolu kurslarla yemekseverleri buluşturmaya devam ediyor</title><link>http://www.ascilardunyasi.com/haberdetay.aspx?haber=4801</link><description> Kalamış taki Hobimle mutluyum lezzet okulu Mart ayındada yemekseverleri birbirinden farklı ve eğlenceli kurslarda buluşturmaya devam ediyor.İşte Mart ayı programı


Haşim Usta ile Mutfak Sanatları  
  8/9/10/11/12 mart (14:00- 17:30) 
  Haşim Usta ile sanata dair her şey sizlerle buluşuyor. Dersin sonrasında Haşim Usta kendi kitabını ve kullanılacak olan Victorinox bıçakları hediye ediyor.
Mutfak Sanatı ders programında;
Yağdan heykeller, Sebze aranjmanları, Çeşitli dekorlar,
5 Seanslık dersler:250 TL
Kayıt yaptırmak için 0216 541 43 02 numaralı telefondan ulaşabilir veya info@hobimlezzet.com a mail gönderebilirsiniz.
Ders iptalleri 2 gün önceden haber verilmesi durumunda telafi edilebilir.
Garanti Emeklilik üyelerine özel %50 indirim uygulanmaktadır.
  
 Pasta Süsleme  
  15/16 Mart (14:00-18:00) 
  Ödüllü pasta dekoratör ustası Zeynep Ulusoy ile pasta süsleme dersi modellemenin püf noktaları, incelikleri bütün detayları ile bu derste bulabilirsiniz.
Pasta Süsleme ders programında;
Şeker hamuru ile figür modelleme 
Şeker hamuru ile çiçek modelleme
Tek ders; 150 TL
Kayıt yaptırmak için 0216 541 43 02 numaralı telefondan ulaşabilir veya info@hobimlezzet.com a mail gönderebilirsiniz.
Ders iptalleri 2 gün önceden haber verilmesi durumunda telafi edilebilir.
Garanti Emeklilik üyelerine özel %50 indirim uygulanmaktadır
  
 İtalyan Mutfağı 
  15/22 Mart Pazartesi (19:00- 22:00) 
  Chef Serkan Kılınç ile birlikte İtalyan mutfağını daha yakından tanıyabilirsiniz.
İtalyan Mutfağı ders programında; 
İlk hafta; pizza yapımı,
Quartro formaggi
Keçi peynirli pizza
Taze baharatlı mantarlı risotto 
Ege pizza
İkinci hafta; makarna yapımı
El yapımı fettucini
Lazanya
trimisu 
Ders ücreti:200 TL
Kayıt yaptırmak için 0216 541 43 02 numaralı telefondan ulaşabilir veya info@hobimlezzet.com a mail gönderebilirsiniz.
Ders iptalleri 2 gün önceden haber verilmesi durumunda telafi edilebilir.
Garanti Emeklilik üyelerine özel %50 indirim uygulanmaktadır.
  
 Villeroy&amp; Boch ile Davet Menüleri 
  29 Mart pazartesi (19:00- 22:00) 
  Chef Hüseyin Kurt ile davetlerinizde rahatlıkla hazırlayabileceğiniz, farklı bir menü Hobimle Mutluyum Lezzet Okulunda sizlerle buluşuyor.
Davet Menüsü ders programında;
Pancarlı humus üzerinde kadayıfa sarılı karides
Sumaklı bonfile dilimleri, ıspanak ve mantar sote ve erik sos ile
Çikolata terin, kayısı püresi ve dondurma ile
Tek ders; 100 TL
Kayıt yaptırmak için 0216 541 43 02 numaralı telefondan ulaşabilir veya info@hobimlezzet.com a mail gönderebilirsiniz.
Ders iptalleri 2 gün önceden haber verilmesi durumunda telafi edilebilir.
Garanti Emeklilik üyelerine özel %50 indirim uygulanmaktadır. 
 Hint Mutfağı 
  8 Mart pazartesi (19:00- 22:00) 

Esat Özata İle Ailecek Pişiriyoruz Dersi 28 MART PAZAR 11:00-14:00 SAATLERİ ARASINDA
Ailecek yemek yapmaya ne dersiniz? Chef Esat Özata ile eğlenceli ve lezzetli bir pazar menüsü...
Ailecek Pişiriyoruz ders programında;
Balkabağı çorbası 
Taze otlu mantarlı maffin 
Zeytinli hellim peyniri ile doldurulmuş tavuk göğsü
Pişmaniy...e kremli tramisu
Tek ders; 150 TL ( aileler 3 kişi katılabilir) 
Kayıt yaptırmak için 0216 541 43 02 numaralı telefondan ulaşabilir veya info@hobimlezzet.com a mail gönderebilirsiniz.
Ders iptalleri 2 gün önceden haber verilmesi durumunda telafi edilebilir.
Garanti Emeklilik üyelerine özel %50 indirim uygulanmaktadır
</description><pubDate>3/8/2010 6:49:00 PM</pubDate></item><item><title>Japonlara Zeytinyağlı Suşi Yedirdik</title><link>http://www.ascilardunyasi.com/haberdetay.aspx?haber=4800</link><description>Japonlara Zeytinyağlı Suşi Yedirdik

 Türkiye'nin yakın gelecekte dünya ikinciliğini hedeflediği zeytin ve zeytinyağında tanıtım atağı devam ediyor. Hedef ülkelerden Japonya'da bir fuara katılan Zeytin ve Zeytinyağı Tanıtım Komitesi (ZZTK), suşiyi soya yağı yerine zeytinyağlı ikram etti. Zeytinyağlı suşi, Japonlardan tam not aldı. 
Türk zeytin ve zeytinyağını dünya pazarlarına tanıtmak amacıyla 2007 yılında Dış Ticaret Müsteşarlığı ile Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği işbirliğinde kurulan ZZTK, 2010'da Japonya, Çin ve Güney Kore'yi hedef pazar seçti. 2-5 Mart arasında Japonya'nın Chiba şehrindeki Makuhari Messe International Convention Complex'te düzenlenen "Foodex Japan 2010" fuarına katılan ZZTK, burada düzenlediği etkinliklerle Türk zeytin ve zeytinyağını tanıttı. 

 
 
 
 
 

 
Japonya'nın zeytinyağı üretici bir ülke olmamasına rağmen tüketiminin istikrarlı olarak arttığını belirten ZZTK Yönetim Kurulu Başkan Vekili Metin Ölken, "Japonya'nın zeytinyağı ithalatında Türkiye'nin payı yüzde 10'u bile bulmuyor. Bu rakamı hızla yukarılara taşımak istiyoruz. Bu yıl üç aşamalı tanıtım atağımızın ilkini Foodex Japan 2010'da yaptık ve çok olumlu geri dönüşler aldık. İkinci olarak haziran ayında Türkiye'den zeytin ve zeytinyağı ihracatçılarımızla Japonya'ya bir ticaret heyeti göndereceğiz. Üçüncü aşamada ise kasımda Zeytin Hasat Şenliği kapsamında Japonya'dan büyük zeytin ve zeytinyağı ithalatçılarından oluşan bir alım heyeti davet edeceğiz." dedi. 

2010'un Türkiye'de Japonya Yılı ilan edildiğini hatırlatan Ölken, "Japonya tanıtım etkinliklerimiz, ürün ve katalog teşhiriyle sınırlı kalmadı. Fuar alanında ayrılan bir salonda Türk zeytinyağını tanıtıcı seminer, ülkemizin değişik yörelerinden temin edilen zeytinyağlarıyla bir tadım seansı ve Türk zeytinyağıyla yemek pişirme gösterisi düzenledik. 3 Mart Çarşamba akşamı Tokyo Büyükelçiliğimiz'de, "Zeytinyağlı Türk Yemekleri" temalı bir davet verdik. Katılan 200'e yakın kişi arasında gıda ithalatçısı firmaların yetkilileri, medya mensupları, elçilik ve Türk erkânı, Japonya'da yerleşik Türk işadamları ve Foodex Fuarı katılımcıları vardı. Tokyo Büyükelçimiz Sermet Atacanlı, Japonya'nın gıda konusunda kendine yeten bir ülke olmadığını, bundan dolayı özellikle gıda ürünleri ihracatında ciddi bir potansiyele sahip olduğumuzu söyledi." şeklinde konuştu. 

Foodex Japan 2010'daki ZZTK standında Akhisar, Aydın, Ayvalık, Edremit, Mut ve Nizip yöreleri zeytinyağları, ziyaretçilerin beğenisine sunuldu. Altı çeşit yağı tadanlardan, bir anket formu doldurması istendi. Dört günde 500'den fazla ziyaretçinin katıldığı ankete göre Japonlar, yüzde 24 ile en çok Ayvalık zeytinyağını tercih etti. Onları yüzde 23'le Akhisar, yüzde 18'le Mut, yüzde 16'yla Edremit, yüzde 11'le Aydın ve yüzde 8'le Nizip takip etti. ZZTK'nın bugüne kadar katıldığı fuarlardaki en yoğun ilginin sağlandığı etkinliklerde, Japonya'da yerleşik The Olive Oil Sommelier Association of Japan isimli kuruluşla ortak hareket edildi. (CİHAN)
 
</description><pubDate>3/8/2010 6:36:00 PM</pubDate></item><item><title>Dünyaca ünlü aşçıların lezzetin sınırlarını zorlamaları bilinir. Ama bu kez sınırlar epey aşıldı.</title><link>http://www.ascilardunyasi.com/haberdetay.aspx?haber=4799</link><description>Eşinin sütü bebeklerine fazla gelince aşçı kocanın aklına çılgın bir fikir geldi. 
Dünyaca ünlü aşçıların lezzetin sınırlarını zorlamaları bilinir. Ama bu kez sınırlar epey aşıldı. Bir aşçı eşinin sütüyle peynir yaparak yemek dünyasını şoke etti.  

Aşçı Daniel Angerer'in aklına bu fikir, 8 hafta önce eşinin doğum yapmasından sonra aklına geldi. 

Annenin sütü kızları Arabella'ya fazla gelince, eşi de fazla gelen sütünü dondurucuya koymaya başladı. Daniel ise insan sütünün mutfakta kullanılıp kullanılamayacağını merak etti. 

Sütü peynir yapmak üzere kullanarak denemeye başladı. Denemeden önce iki hafta bekledi ve tattığında sütün lezzeti aşçıyı şaşkına çevirdi. Aşçı Daniel Angerer, eşinin sütünden yaptığı peynirin, tat olarak inek sütünden yapılan peynirden çok farklı olmadığını söyledi
haberler.com</description><pubDate>3/8/2010 6:33:00 PM</pubDate></item><item><title>13 Tarım Bakanı İstanbul'da 'güvenli gıda'yı konuşacak </title><link>http://www.ascilardunyasi.com/haberdetay.aspx?haber=4798</link><description>7-10 Mart tarihleri arasında Türkiye’de ilk kez yapılacak toplantıya Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ilk kez ev sahipliği yapıyor 

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, büyük bölümü AB üyesi olan Akdeniz’e kıyısı bulunan ülkelerin oluşturduğu Milletlerarası Akdeniz Yüksek Zirai Etütler Merkez (CIHEAM) toplantısına İstanbul’da ev sahipliği yapacak. 7-10 Mart tarihleri arasında Türkiye’de ilk kez yapılacak toplantının gündeminde gıda güvenliği ve küresel ısınma olacak.  7-10 Mart’ta yapılacak Dünya Gıda Örgütü (FAO) ile Kurak Arazilerde Uluslararası Araştırmalar Merkezi (ICARDA) temsilcileri, Akdeniz Havzası’ndaki ülkelerin temiz gıda üretimi ve tarımsal faaliyetlerde bulunurken kuraklığa karşı alınacak önlemleri, icra kabiliyetleri olan hükümet temsilcileriyle ortaklaşa ele alıp, hayata geçirme sürecini tartışacaklar. Merkezi Fransa ’da bulunan MAYZEM’i oluşturan ülkeler Arnavutluk, Cezayir, Fas, Fransa, İspanya, İtalya, Lübnan, Malta, Mısır, Portekiz, Tunus, Türkiye ve Yunanistan’ın tarım ve gıda bakanları; “Akdeniz bölgesinde gıda güvenliği ve güvenilirliği üzerinde iklim değişikliğinin etkileri ve alınacak önlemler” teması etrafında görüş alışverişinde bulunacak, ortak uygulamalar için karar alacak.

Toplantının tanıtım bildirisinde son zamanlarda gıda güvenliği sorununun hemen her ülkede medyaya konu olup kamuoyunun dikkâtine sunulduğu, buna bağlı olarak da tarımın hem küresel hem de bölgesel ölçekte bir kez daha gündemin üst sıralarına yerleştiği vurgulanarak, “Ülkemizi ilgilendiren bölgesel çerçevede de benzer bir ilgi hâlesi gıda güvenliği etrafında oluşmaktadır. Bu bağlamda; bölgemizi etkileyen iklim değişikliği koşulları altında doğal kaynakların sürdürülebilir yönetimini sağlamak, Akdeniz tarım sistemlerinin verimliliğini sürdürmek ve kırsal alanların yaşanabilirliğine katkı sağlamak amacıyla MAYZEM ’e üye ülkelerin Tarım ve Gıda Bakanları, yeni toplantıyı bölgenin geleceği açısından önem arzeden bu güçlükler üzerine yoğunlaştırmaya karar vermiştir” denildi.

Bildiride; toprak ve su kıtlığı ile bunların kalitesinin, Akdeniz tarım sistemlerinin daima temel özellikleri ve başedilebildiği müddetçe de itici güçler olduğu da kaydedildi. 

‘Bütün olarak ele alınacak’ 

Toplantının tanıtım bildirisinde şöyle denildi: “Suya erişim ve su kalitesi, çevre (toprak erozyonu, tuzlanma ve çölleşme), orman örtüsü ve biyoçeşitlilik, bitkisel ve hayvansal üretim, zirai zararlılar ve hastalıklar üzerinde ve bir bütün olarak gıda güvenliği önemlidir.” 

Kaynak: Radikal Gazetesi</description><pubDate>3/8/2010 6:30:00 PM</pubDate></item><item><title>halk mutfağı araştırmacısı hülya erol un kadınlar günü için derlediği araştırmayı yayınlıyoruz...Unutmamamız Gereken Kahraman Türk Kadınları</title><link>http://www.ascilardunyasi.com/haberdetay.aspx?haber=4797</link><description>8 Mart 1850 yılında Amerika’ da işçi kadın ayaklanması sonucunda olaylar çıkmış ve yüzden fazla işçi kadın hayatını kaybetmişti. 1910 yılında Danimarka’nın Kopenhag şehrindeki kadınlar toplantısında yaşanan bu acı olayların anısına 8 Mart’ın “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” olarak anılması önerisi getirildi ve öneri oybirliğiyle kabul edildi. Son yıllarda ise ülkemizde “Dünya Kadınlar Günü” olarak kutlanmaktadır. Sevgililer gününde sevgiliye, doğum gününde o gün doğan kişiye, yılbaşında sevilenlere hediye alınır peki ya kadınlar günü olarak kutlanan bu günde acaba ne yapılır? Veya kadının ve erkeğin eşit haklara sahip olduğunu düşündüğümüz bir yüzyılda, kadının hala işkence ve şiddete maruz kaldığının önüne geçilmediği düşünülürse, acaba “erkekler günü” diye bir gün de kutlanacak mı?

Televizyonlara bakıyorsunuz, birbirinin kopyası olan, ilkesiz yayın yapan kalitesiz pek çok program yayını yapılıyor. Hele kadın programları adını verdikleri programlar var ki Türk kadınını her daim ezilen, hor görülen, aldatılan veya aldatan, şahsiyetsiz olarak göstermekten başka bir görevi yokmuş gibi yayın yapıyor. Seyirci olarak programa aldıkları kadınlar öyle görünüyor olabilir belki ancak programlarının tamamını düşük kalitede yayınlamak da taraflı veya belli amaca yönelik olduklarını düşündürmekten başka bir işe de yaramıyorlar. Kendi kültürümüzü unutturmaya çalışanlar var. Aile kurumunun binlerce yıllık gelenek ve göreneklerimiz içinde sarsılmaz bir değer olduğunun bilincinde olarak hala onu yaşatmaya çalışıyoruz. Toplumları bir arada tutan en küçük topluluk olan aile kavramının kendisini bir arada tutan birey de anne yani kadındır.



Eski Türk topluluklarında yazılmış olan destanlardan da anlayabileceğimiz gibi, Türk kadınının erkeğin yanında yer aldığı ve önemli bir yere sahip olduğu görülmektedir. Türk Altay destanında Tanrı Kara Han’a “yarat” emrini veren, bir kadın olan “Ak Ana”dır. Kırgız destanı Manas’ta ise kadın evin kaderinin ve namusunun koruyucusudur. Kadın evin talih ve namusunun koruyucusudur. Kadının sözüne kulak asılmadığı gün kahramanın öleceğine inanılır. Dede Korkut’ta da aile bağına büyük önem verildiği görülmektedir. Aile dışında aşk hayatı görülmez. Devleti yönetirken hatun eşinin yanında oturarak görüşmelere katılır. Kırgızların Cangıl Mırza, Uygurların Nözüğüm, Başkurtların Zaya Tülek, Hakasların Altın Arığ destanlarında baş kahramanlar hep kadındır. Manas’ın hanımı Kanıkey, bozkır kültürünün ideal kadın tipi olarak karşımıza
çıkar. Diğer dünya devletlerinin destanlarına baktığınıda kadının aşk unsuru olarak ikinci sınıf, değersiz olarak yer aldığı görülmektedir. Yabancı dillerde bile dikkat edecek olursak kadın ve erkek kelimelerinin karşılığı ayrı kelimelerle ifade edilir. Mesela ingilizcede birinden bahsederken “he”(o- erkek) veya “she”(o- kadın) derken Türkçe’ de kadın veya erkek olsun cinsiyet ayrımcılığı yapılmaz.

Türkler eskiden hem göçebe hem de yerleşik düzende yaşamışlardır. Göçebe yaşam tarzı hareketli ve aktif olmayı gerektirdiği için kadınlar da akıncı ve avcı tipleri ile daima ön plana çıkmışlardır. Aile bütün toplumlar için daima en önemli kavramlardan biri olmuştur. Türk destanlarının tümünde olduğu gibi Dede Korkut Hikâyelerinde aile çok sağlam bir temel üzerine kurulmuştur. Aile kavramı içinde en önemli bir yere sahip olan soyun devamlılığının kaynağı olan, yuvayı yapan, fedakârlık ve sadakatiyle toplum içinde
farklı bir yere sahip olan kadındır. Türk destanlarında görüldüğü gibi kadınlar ata biniyor, kılıç kuşanıyor, ok atıyor, ava çıkıyorlarmış.

Binlerce yıldır kadına verilen değer bir süre arap kültürünün etkisi ile bir süre unutulmuş iken, Türk kadını atalarına ihanet etmemiş, gücünü ve kuvvetini kurtuluş savaşındaki kahramanlıklarıyla da göstermiştir. Kastamonu Müdafaa-i Hukuk Hanımlar Cemiyeti çatısı altında Millî Mücadele yıllarının başında, milliyetperver ve vatansever Kastamonulu hanımlar çalışmalarını daha plânlı sürdürebilmek için bir araya gelmişler. Müdafaa-yı Hukuk Cemiyeti yararına gösterilecek bir filmin biletlerini satmak üzere bir komite kurmuşlardır.Bu komitede görev alan hanımlar, muhtemelen Müdafaayı Hukuk Cemiyeti kadınlar şubesinin kurucuları olmuşlardır. Kastamonu Müdafaa-i Hukuk Hanımlar Cemiyeti’nin Zekiye Hanım’ın başkanlığında gerçekleştirdiği bu faaliyetlerden en önemlisi 10 Aralık 1919 tarihinde düzenledikleri kadınlar mitingidir. Yurdumuzun yabancılar tarafından işgal edilmesini ve oralarda yapılan vahşetleri protesto etmek maksadıyla bir miting yapılması plânlanmış ve bu maksatla miting tertip heyeti kurulmuştur. Bu komitede görev alan kadınlar şunlardır:
1. Zekiye Hanım (Polis Müdürü Halil Bey’in eşi)
2. Kâmuran Hanım (Defterdar Ferit Bey’in eşi)
3. Saime Hanım (Sağlık Müdürü Ferruh Bey’in eşi)
4. Bedriye Hanım (Maarif Müdürü Talat Bey’in eşi)
5. Münire Hanım (Vilayet Mektupçusu Fuad Bey’in eşi)
6. Refika Hanım (Fırka Kumandanı Miralay Osman Bey’in kızı)
7. Neyyire Hanım (Reji Müdürü Ömer Bey’in kızı)
10 Aralık 1919 çarşamba günü Darülmuallimat (Kız öğretmen okulu) bahçesinde üç binden fazla Kastamonu’ lu kadın bir araya gelmiş; ülkemizin işgalini ve yapılan insanlık dışı vahşetleri şiddetle protesto etmiştir.

Tarihte ve günümüzde de göreceğimiz gibi, aydınlanma hep kadınlar sayesinde olmuş ve bundan sonra da kadınlar sayesinde olacak gibi görünüyor. Savaş alanında hep erkekler yer alır, kadınlar savaşmaz.  Çünkü kadın doğurgandır, üretkendir . Kazaklar’da kadına verilen değer şu atasözüyle ne güzel anlatılmıştır: “Birinci zenginlik sağlık, ikinci zenginlik ise kadındır.”

Dünya devletlerinin bazılarında kadınlar hakları için oldukça zorlu mücadelelere girişmişlerdir. Oysa Türkiye Cumhuriyeti’ nde  biz kadınlara birçok batı ülkesinden daha evvel haklarımız Atatürk tarafından verilmiş ve hatta adeta sunulmuştur. 1926 yılında Büyük Millet Meclisi tarafından kabulle yürürlüğe giren Medeni Kanun ile, Türk kadınına bin yıl evvel kaybettiği hakların geri verilmesi sağlanabilmiştir.  Türk kadınına 1935 yılında dünyada ilk olarak seçme ve seçilme hakkı tanınmıştır.  Atatürk 1923 yılında Konya’ da yaptığı bir konuşmada;
“Dünyada hiçbir milletin kadını, ben Anadolu kadınından fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte, Anadolu kadını kadar emek verdim, diyemez. Erkeklerden kurduğumuz ordumuzun hayat kaynaklarını kadınlarımız işletmiştir. Çift süren, tarlayı eken, kağnısı ve kucağındaki yavrusu ile yağmur demeyip, kış demeyip cephenin ihtiyaçlarını taşıyan hep onlar, hep o yüce, o fedakar, o ilahi Anadolu kadını olmuştur. Bundan ötürü hepimiz bu büyük ruhlu ve büyük duygulu kadınlarımızı, şükranla ve minnetle sonsuza kadar aziz ve kutsal bilelim.” demiştir.

Atamıza çok şey borçluyuz.   Allah hem Atatürk’ e hem de onu yetiştiren annesi Zübeyde hanıma gani gani rahmet eylesin.

Atatürk 30 Mart 1923' de Vakit Gazetesi’ nde yayınlanan bir beyanatında;
“İnsan topluluğu kadın ve erkek denilen iki cins insandan oluşur. Kabil midir bu kütlenin bir parçasını ilerletelim, ötekini ihmal edelim de kütlenin bütünü ilerleyebilsin? Mümkün müdür ki bir cismin yarısı toprağa bağlı kaldıkça, öteki yarısı göklere yükselebilsin?” 

Türk toplumu için aile yapısının önemini bilen Atatürk bununla ilgili ;
“Bu millet esas terbiyesini aileden almaktadır. Türk milleti öyle analara sahiptir ki her bir devrin büyük adamlarını bu analar yetiştirmiştir. Türk kadını daha büyük nesiller yetiştirmeye kabiliyetlidir.” demiştir.



Eski Türk toplumlarında olduğu gibi kadınlar hak ettiği hakları hukuki olarak kanunlarla yeniden elde ettiler belki, ancak ne yazık ki pratikte kafa yapısı örümcek ağı bağlamış olan kişiler cahilliğin sebebiyet verdiği pek çok haksızlık veya şiddeti kadına uygulanmaktan ve bunu kendi hakları olarak görmekten vazgeçmemektedirler. Toplum içinde bir erkek kadını döverken kimse araya girmeye korkar görüntüleri internetten filim izler gibi izler hale gelmişiz.  Cahilliğin, eğitimsizliğin yol açtığı yaralar ne yazık ki tedavi edilmesi güç bir hastalığa dönüşmüş sanki. Dört veya daha fazla kadınla birlikte yaşayıp toplamda kırktan fazla çocuğu olan ve hiç birinin adını bilmeyen cahil adam için sanırım bir gün değil her gün “erkekler günü” olarak kutlanıyor.  Eğitimli insanlarımızın ikiden fazla çocuk yapmıyor olması ve eğitimsiz insanların böylesine fazla ürüyor olmasının yakın gelecekte beraberinde getireceği sorunlar da ürkütücü aslında.

Sorunların çözümü yine kadınlar sayesinde olacak gibi görünüyor. Yıllardır kadının başındaki örtü üzerinden siyaset yapmayı pek seven erkekler sorun yaratmaktan başka bir şey yapıyor görünmüyorlar. Ancak sorun kadınların yine gerçeği görerek kendi üzerlerinden siyaset yapılmasına izin vermemesiyle çözülebilecektir. Yoksa eline siyah çarşaf alıp yırtan bundan da büyük zevk duyar eğitimli cahillerin şuursuz davranışları sorunu asla çözemez.

Yani tüm kadınların sadece bugün değil her günü kutlu olsun.

Kurtuluş savaşı ve eski Türk toplumundaki bazı kadın kahramanları da anmak istiyorum.
Kurtuluş Savaşındaki Kahraman Türk Kadınları




Nene Hatun: (1857-1955)

1877-78 yılında Osmanlı - Rus Savaşında Ermeni çetelerin (Osmanlı vatandaşı) saldırısında Erzurum’daki Aziziye Tabyası’nın savunulmasında yer almıştı. O sırada 21 yaşında yeni gelin iken tüm halkın savunma için kundaktaki bebeğini evde bırakıp “Seni bana Allah verdi. Ben de O’na emânet ediyorum.” diyerek vedâlaştıktan sonra ölen ağabeyinin kasaturasını alarak sokağa fırlamıştı. Tabya yeniden ele geçirilmişti ancak halkın içinde bine yakın yaralı vardı. Nene hatun kendi yarasını bırakmış diğer yaralılara yardım edebilmek için ordan oraya koşturuyordu. Bebeğini evde bıraktığını da unutmamıştı belki, ama yine de gitmemişti. Anadolu’ nun mücadelesi sırasında Nene hatunun adı,  yaraları sararak, hemşirelik yaparak, yemek pişirerek, su taşıyarak hizmetten hizmete koşarak destanlaştı.  Ancak ne yazık ki sonraki yıllarda unutulmuş olan, 1954 yılına dek sahip çıkılmayan Nene Hatun, bu tarihte 3. Ordu Müfettişi Orgeneral Nurettin Baransel Paşa’nın çabasıyla yeniden hatırlanmış ve kaldığı virane evde kendisine “3. Ordu’nun Nenesi” ünvanı verilip, cüzi de olsa maaş bağlanmıştır. 8 Mayıs 1955'te ise Nene Hatun’a “Yılın Annesi” ünvanı verilmiştir. Aynı yıl 22 Mayıs ayında zaatüre hastalığından vefat etmiştir.

Halide Onbaşı (Edip Adıvar) 1884-1964


Kurtuluş Savaşı sırasında ön saflarda mücadele etmiş bir Türk kadınıdır. 1919'da Sultanahmet Meydanı’ndaki mitingde halkı işgallere karşı uyandırmak için etkili bir konuşma yapmıştır.

Sonrasında ise hakkında tevkif kararı çıkınca eşi ile birlikte 1920 yılında Anadolu’ ya kaçarak Kurtuluş Savaşı’ na katılmıştır. Mustafa Kemal onu Garp Cephesine tayin etti. Kendisine önce “onbaşı” , sonra da “üstçavuş” rütbesi verildi.

Savaşı izleyen yıllarda ise Atatürk ile siyasal görüş ayrılığına düştüğü içineşi  Adnan Adıvar ile birlikte Türkiye’den ayrıldı. Atatürk’ ün ölümünden sonra tekrar Türkiye’ ye döndü. Klasikler arasına girmiş “Ateşten Gömlek”, “Sinekli Bakkal”, “Vurun Kahpeye” gibi pek çok romanı ve hikayeleri  bulunuyor.

Nezahat Onbaşı

70. Alay Komutanı Hâfız Hâlid Bey savaş sırasında eşini kaybetmişti. 8 yaşındaki kızı Nezahat’ı kimseye emanet edemeyip savaşta yanında götürmüştü. Nezahat Çanakkale cephesinde muharebe havasına alışmış,  mükemmel at binmesini, silah kullanmasını öğrenmiş ve 12 yaşında “onbaşı” rütbesini almıştı. 100'den fazla düşman askeri öldürmüştü.Küçük Nezahat, cephe gerisine kaçmaya çalışan askerlerin karşısına, vatan sevgisiyle dolu büyük yüreğiyle adeta duvar gibi dikilmiş ve bir çocuktan beklenmeyecek muhteşemlikteki şu müthiş sözü haykırmıştır:
“Ben babamın yanına ölmeye gidiyorum, siz nereye gidiyorsunuz?”Nezahat Onbaşı 30 Ocak 1921 yılında T.C.’nin İstiklal Madalyası ile ödüllendirilmesi önerilen ilk vatandaşıdır. Bu öneri TBMM’ de hararetle kabul edilmiş, ancak işleme konulamamış. TBMM’nin “Şükran Belgesi’ne” 78 yaşında bir nine iken kavuşmuştu.

Şerife Bacı

Kurtuluş Savaşı’ nda 1921 yılı Kasım ayında İnebolu’ya savaş malzemesi gelmişti ve bunların bir an önce Kastamonu’ya ordan da Anadolu’ nun iç bölgelerine iletilmesi gerekiyordu.

Cepheye gidemeyip de köylerinde kalan kadınlar menzil komutanlığının malzeme taşıma haberi üzerine kağnılarla yola çıktılar. Bu kadınlardan biri de Şerife Bacı idi.

Şerife Bacı top mermileri ıslanmasın diye kazağını mermilerin üzerine örtmüş, yavrusu ölmesin diye de üzerine abanmış ve bebeğiyle birlikte soğuktan ölmüş.

.

.

.

Fatma Seher Erden ( Erzurumlu Kara Fatma )

1888’de Erzurum’da doğan Kara Fatma Balkan Savaşı’na ve 1. Dünya Savaşı’nda Kafkas Cephesinde savaşa katıldı. 1919' da, Mustafa Kemal’le bizzat görüşebilmek için Sivas’a gitti ve ardından, Milis Müfreze Komutanı olarak Batı Cephesinde görevlendirildi. 300 kişiyi aşkın birliği ile Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nde Mehmetçikle birlikte destanlar yazdı. Kahraman kadın Kurtuluş Savaşı’ndan sonra “üstteğmen” rütbesi ile emekli oldu. Kara Fatma emekli maaşını Kızılay’a bağışladı.

Hayatını cepheden cepheye koşmakla geçirmiş, canı pahasına ülkesini savunmuş olan Fatma Seher Hanım, hayatının son yıllarında -ne yazık ki diğer birçok kahraman gibi- büyük sıkıntılar çekmiş, 1930'lu yıllarda kendisiyle röportaj yapan gazeteci Mekki Sait Bey’e acı ve üzüntü içerinde şunları anlatmıştır.

“İşten bahsediliyor… İş bulamıyorum ki… Kapıcılık, kolculuk bulsam çöpçülüğe de razıyım. Kızımla torunlarıma bakayım.

—Kaç Yaşındasın?

—55 yaşındayım. Askere 24 yaşında girdim. Seferberlikte Kars, Kağızman, Bayazıt taraflarında çalıştım. 275 kişilik bir çetenin reisi idim. İstiklal Harbi’nde Garp Cephesi’nin hemen her tarafında bulundum. Bereket Alakaya taarruzunda, sonra Düzce’de eşkıya ile müsademede Sivrihisar’da, birde Değirmendere’de yaralandım. Bunlardan başkan ufak tefek sıyrıklar, çizikler onları saymıyorum. Kızımın parmaklarını da şarapnel kesti. Zavallı yarı deli vaziyettedir. Yetimleri bana kaldı. Çalıştığım sürece amirlerimin takdirlerini kazandım. Bütün sefaletimi unutturan, beni yaşatan bu İstiklal madalyasıdır. Açım ama şerefliyim!


Kadıncağız ağlamaya başladı.

— Bazen çocukların elinden tutuyor ”Şu yetimler aç kalmış ölecekler…” diye torunlarım olduğunu sezdirmeden, onlar için yardım toplamaya çıkıyorum. Ne yapayım siz söyleyin! (Yedigün,9 Ağustos 1933, s.10) Kaynakça: A.Oral, V. Şenel

Halime Çavuş (Kocabıyık)

Anne ve babasının karşı çıkmasına rağmen, Kurtuluş Savaşı’na katılmış olan Halime Çavuş’ u uzun süre Halim Çavuş zannettiler. Erkek gibi traş olup saçını kazıtmış ve Türkk askerinin arasına erkekmiş gibi karışmış. Savaş bittiğinde ise üniformasını giymeye devam etti.  Savaş sonrası Mustafa Kemal Paşa tarafından Ankara’ya çağrıldı. O’nun “ Seni yollamıyorum, bizim kızımız ol” önerisine “Annem babam beni bekler” şeklinde cevap veren Halime Çavuş, “Ben ana-babaya itiatli evlada saygı duyarım” diyen Mustafa Kemal Paşa tarafından çeşitli hediyeler verilerek tekrar evine yollandı ve 75 yaşında ölene kadar maaş bağlandı.

Çete Emir Ayşe, Ayşe Çavuş, Çiftlikli Kübra


Soldan sağa oturanlar Çete Ayşe, Ayşe Çavuş. Ayaktaki Çiftliklili Kübra
Yunan askerinin Aydın’ı işgali sırasında milli mücadeleye katılmışlardır. Emir Ayşe Çanakkale’de ölen kocasından kalan elmas küpelerini bozdurup kendine bir tüfek almış, Ayşe Çavuş ve Çiftlik Kübra gibi dağa çıkmıştı.

Hepsi Yörük Ali Efe’ye katılmıştı. Savaş sonrası Atatürk İstasyon Meydanı’nda Çete Emir Ayşe’nin de aralarında bulunduğu kahramanlara İstiklal Madalyası takmıştı.

Emir Ayşe, “Savaştım Yunana karşı, elimde kalan en değerli şey Atatürk’ün göğsüme taktığı İstiklal Madalyasıdır” demişti.

Tayyar Rahime

Adanalı Rahmiye Hanım 9.Tümenin 1920 yılında Fransızlar ile yaptığı muharebede başlıca görevi keşif ve cephe gerisinde kundakçılık yapmaktı. Osmaniye yakınındaki demiryolu tünelini o patlatmıştı ve bölgedeki düşmanın cephane ikmalini büyük sekteye uğratmıştı. 1920’de Fransızlara karşı harekete geçildiği sırada askerlerde bir duraksama olunca “Ben kadın olduğum halde ayakta duruyorum da siz erkek olarak yerlerde sürünmekten utanmıyor musunuz?” demiş karargah kapısına az kala şehit olmuştu. Bundan etkilenen çete üyeleri bir anda karargahı zaptetmişler.

Demirci’li Nazife Hanım

Bigadiç cephesinde savaşan askerlere ekmek götüren Demirci’li Nazife Hanım, Yunan ordusu tarafından gözaltına alınır. Kuvayi Milliye’ cilerin yerini söylemesini isterler. Ancak Nazife Hanım günler süren işkencelere direnir, tek bir bilgi vermez . Direnişi karşısında deliye dönen düşman insanlık dışı bir katliam gerçekteştirerek Demirci’li Nazife Hanım’ı fırına atıp, yakarlar.

Tarsuslu Kara Fatma (Adile Onbaşı)

Yunanlıların Afyon’ u işgali sırasında Milli Mücadeleye katılıp yılmadan düşmanla savaştığı için arkadaşları  Adile olsa da ona “Kara Fatma” diyorlardı.

Hafız Selman İzbeli,Gördesli Makbule hanım, Mücahide Hatice Hanım ve İnönü Savaşlarina katılan ve madalya alan 12 kadından isimleri tespit edilenler: Ali kızı Alime, Hacı Osman kızı Fatma, Besim kızı Şükriye, Musa kızı Fatma, Veli Onbaşı kızı Ayşe, Molla İbrahim kızı Fatma, Ali kızı Ayşe, Molla Hasan kızı Fatma ‘ yı ve daha isimsiz binlerce kahramanı rahmetle anmamız , hatırlamamız, bilmemiz ve öğretmemiz gerekiyor. Bu topraklar kolay kazanılmadı. Kadını, erkeği, yaşlısı, genci vatan toprağını savunmak için mücadeleye girmiş ve canını feda etmiş olan bütün atalarımızın ruhunu sızlatmamak için övünülecek hatıralarla dolu geçmişimizi unutmamalıyız. Tarihimizi iyi öğrenmeliyiz. Aksi halde başkaları kendi çaplarında tarih yazmaya girişirler.

Bilim dünyasında Türk kadınlar

Remziye Hisar

Türkiye Cumhuriyeti tarihinin İlk kadın kimyageri olan Remziye Hisar, Fransa’da Sorbonne Üniversitesi’nde Marie Curie’nin ders verdiği dönemlerde okudu. Kendi alanında Türkçe ve Fransızca kitaplar yayımladı.

1933 - 1936 yılları arasında İstanbul Üniversitesi’ nde kimya ve fiziko kimya doçenti olarak görev yaptı. Daha sonra ‘İTÜ Makine ve Kimya doçentliği görevine başlayan Hisar, 1973 yılında emekliye ayrıldı.

.

.

Safiye Ali


İlk Türk kadın doktor Safiye Ali eğitimini 1921 yılında Almanya’da kadın ve çocuk sağlığı üzerine tamamlamıştır.

Güzide Lütfü 1928 yılında İstanbul Barosu’na 1127 sicil numarasıyla kayıt olan ilk kadın avukat idi.

.

.

Sabiha Gökçen 



Sabiha Gökçen hem Türkiye’nin hem de dünyanın ilk kadın savaş pilotuydu. Gökçen kendi isteği ve Atatürk’ün izniyle Dersim harekatına savaş pilotu olarak katılarak büyük başarı elde etmişti. 1937'de Fransa’nın, Hatay’ı Suriye’ye devretmeye hazırlandığı yolundaki haberlerden sonra, Atatürk’ün emriyle üniformasını giyen Sabiha Gökçen, Fransız elçisinin önünde havaya üç el ateş etti ve “Hatay’ın vatana katılması için gerekirse silahlanırız” dedi. Bu olaydan sonra Gökçen Atatürk’ün emriyle tutuklandı ve  yasa gereği bir gün hapis yattı. Sabiha Gökçen’in çıkışı sayesinde Atatürkün planı tutmuş ve Fransızlara gözdağı verilmiş, kararlılık gösterilmişti.

Türk devletlerinde Bazı Kadın Kahramanlar

Tomris Hatun

Milattan önce 6. Yüzyılda Türkistan’da devlet kurmuş olan Saka ve Peçenek Türklerinin hükümdarıydı. Tomris Hatun’ un hükümdarlığı zamanında, İranlıların başında Kirus adında bir hükümdar bulunuyordu. Kirus Tomrisle evlenmek istemiş ancak Tomris bunu reddetmişti. Böylece Kirus Peçeneklere de saldırdı. Türklerin kadın lideri ve İranlıların hükümdarının idare ettiği bu müthiş savaşın sonunda Türkler galip oldu.

Ipar Han (Dilşad Hatun)

Güzelliği ile birlikte kahramanlıkları da dillere destan olan Uygur prensesi Dilşad Hatun Doğu Türkistan Hanı Cihangir Han’ın eşiydi. 1759 yılında Çinliler tarafından işgal edildikten sonra Uygurlar Çinlilere karşı bağımsızlık mücadelesi verdi. Dilşad Hatun, Mançu İmparatoru Chein Lung’un Doğu Türkistan’ı istilasında kocası ile birlikte düşmana karsı savaşarak vatanı müdafaaya çalışmış kahraman bir Türk kadınıdır. Bu mücadelede ne yazık ki Uygurlar yenilmiş ve bir yere sığınmışlardır. Çok eski zamandan beri Çinde, yenilen tarafın kraliçe veya prensesleri ile evlenerek düşman ile akrabalık bağları kurma geleneği vardı. Dilşah Hatun’ un güzelliğini duyan imparator onu sarayına getirtmiştir. Cİhangir Han ise öldürülmüştür. Ancak Dilşad Hatun hiç bir zaman imparatorla evlenmeyi kabul etmemiştir. Sarayda imparatora eğilerek selam vermesini söylediklerinde “Biz yalnız Tanrıya secde ederiz. Üstelik o benim düşmanımdır. ” diyecek kadar da onurludur.  İmparatorun annesi oğlunu öldüreceği düşüncesi ile bir tuzak kurup Dilşah Hatun’ u öldürtür.

.

Suyumbike Hatun:

Altınorda Devletinin yıkılması ile kurulan hanlıklardan biri de 1438 yılında kurulan Kazan Hanlığıdır. Safa Giray Kazan’ ı 1532-1551yılları arasında yönetmiştir.  Safa Giray ölünce, yerine oğlu Ötemiş Giray han ilan edilse de, henüz iki yaşında küçücük bir çocuk olduğu için hanlığı annesi Süyüm Bike idare etmeye başlar.

O sırada Kazan da kargaşa ve siyasî istikrarsızlık vardır.Süyüm Bike Rus çarı Korkunç İvana karşı Kazan’ ı başarıyla savunur. Ancak tutsak olmaktan kurtulamaz. Kısa bir süre sonra da Kazan hanlığının sonu gelir.

Şefika Gaspıralı 

Türk dünyasında “Dilde, Fikirde, İşde Birlik” düşüncesini yayan, Türklük bilincinin ve ulusal uyanışın önderliğini yapan gazeteci, politikacı olan Kırımlı İsmail Bey Gaspıralı’ nın kızı olan Şefika Gaspıralı ilk Türk kadın dergisi olan “Alem-i Nisvan” (Hanımlar Dünyası) çıkartmıştır. Babası İsmail bey’ e gazete işlerinde yardım etmiş onun halkla ilişkiler işlerini yürütmüştür.

Rusya’ nın çarlık rejimi altında ezilmiş ve çarfafın altına atılmış Türk kadınlarını için çeşitli mücadelelerde bulunmuştur.

Bu konuda rahmetli Necip Hablemitoğlu ve eşi Şengül Hablemiştoğlu’ nun yazmış olduğu “Şefika Gaspıralı ve Rusya’ da Türk Kadın Hareketi” adlı kitapta Gaspıralı’ nın zorlu mücadelesini okuyabilirsiniz.

.

.


Rabia Kadir

Rabia Kadir, günümüzde Çin Hükümetinin devam ettirdiği işkenceye maruz kalan  Doğu Türkistanda’ ki Uygur Türk’ ü kardeşlerimizin lideridir. 1947 yılında doğmuş olan Rabia Kadir, fakir bir çocukluk geçirdi. Ancak iş hayatına atılmış bir market satın alarak Uygur Türklerine iş imkanı sağladı, Urumçi’de, Müslüman kadınları iş hayatına kazandırmak için, ‘Bin Ana Projesi’ni yürüttü. 

Doğu Türkistan’ ın bağımsızlığı için eşi ile birlikte mücadele eden Kadir, Çin Hükümeti tarafından 99 yılında tutuklanmıştı. Çin hükümeti, Türkiye ile ilişkilerinin 5 temmuzda Şincan Uygur Özerk Bölgesi’nin merkezi Urumçi’de yaşanan olaylardan dolayı etkilenmesini istemediğini belirterek, “Kadir’in bir bölücü olduğu” suçlamasında bulundu. 2009 yılı Ekim ayında ülkemizde de yayınlanan “Ejderha Savaşçısı” Rabia Kadir’ in kendi öyküsünü anlattığı kitaptır. Rabia Kadir 3 senedir Türkiye’ den vize almaya çalışsa da ne yazık ki vize verilmiyor.

.

.

1858 yılından bu yana kronolojik olarak kadınların haklarını merak ediyorsanız aşağıya bir göz atın:

1858 Arazi Kanunnamesinde mirasın kız ve erkekler arasında eşit olarak paylaştırılacağı hükmü yer aldı. Böylece kadınlar ilk kez miras yoluyla mülkiyet hakkını kazandı.

1858 Kız Rüştiyeleri açıldı.

1869 Kadınlar için ilk sürekli yayın olarak nitelenen (haftalık) Terakk-i Muhadderat dergisi yayımlandı.

1869 Kızların eğitimine ilk kez yasal zorunluluk getiren Maarif-i Umumiye Nizamnamesi yayımlandı.

1870 Kız öğretmen okulu Dar-ül Muallimat açıldı.

1871 Mecellenin (Osmanlı Medeni Kanunu) uygulanması için çıkarılan Hukuk-ı Aile Kararnamesi ile; evlilik sözleşmesinin resmi memur önünde yapılması, evlenme yaşının erkeklerde 18, kadınlarda 17 olması, zorla evlendirmelerin geçersiz sayılması düzenlendi.

1876 Kanun-i Esasi (ilk Anayasa) kabul edilerek temel haklar düzenlendi. Kız ve erkekler için ilköğretim zorunlu hale getirildi.

1897 Kadınlar ücretli işçi olarak çalışmaya başladı.

1913 Kadınlar ilk kez devlet memuru olarak çalışmaya başladı.

1914 Kadınlar tüccarlık ve esnaflığa başladı.

1921 Darülfünunda karma öğretime geçildi.

1922 Yedi kız öğrenci Tıp Fakültesine kayıt yaptırarak eğitime başladı.

Haziran 1923 Nezihe Muhittin’in başkanlığında ilk kadın partisi olan Kadınlar Halk Fırkası’nın kurulması girişiminde bulunuldu. Kadınlara oy hakkı tanımayan 1909 tarihli Seçim Kanunu gereğince valilikçe partinin kuruluşuna onay verilmediğinden dernekleşmeye gidildi.

29 Ekim 1923 Cumhuriyet ilan edildi. Cumhuriyetin ilanıyla birlikte kadınların kamusal alana girmesini sağlayan yasal ve yapısal reformlar hızlandı.

3 Mart 1923 Tevhid-i Tedrisat Kanunu(öğrenim birliği) çıkarıldı. Böylece eğitim laikleştirilerek tüm eğitim kurumları Milli Eğitim Bakanlığına bağlandı. Kız ve erkekler eşit haklarla eğitim görmeye başladı.

17 Şubat 1926 Türk Medeni Kanunu kabul edildi. Kanun ile erkeğin çok eşliliği ve tek taraflı boşanmasına ilişkin düzenlemeler kaldırıldı, kadınlara boşanma hakkı, velayet hakkı ve malları üzerinde tasarruf hakkı tanındı. 4 Nisan 1926 tarihli Resmi Gazetede yayıllanan kanun 4 Ekim 1926 tarihinde yürürlüğe girdi.

1930 Belediye yasası çıkarıldı. Yasa ile kadınlara belediye seçimlerinde seçme ve seçilme hakkı tanındı.

1930 Kadın ve çocukların korunmasına ilişkin ilk düzenleme Umumi Hıfzısıhha Kanunu ile yapıldı.

1930 Doğum izni düzenlendi.

10 Haziran 1933 Kız çocuklarına mesleki eğitim vermek amacıyla Kız Teknik Öğretim Müdürlüğü kuruldu.

26 Ekim 1933 Köy Kanunu’nun değişiklik yapılarak kadınlara köylerde muhtar olma ve ihtiyar meclisine seçilme hakkı verildi.

5 Aralık 1934 Anayasa değişikliği ile kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanındı.

8 Şubat 1935 Türkiye Büyük Millet Meclisi 5. Dönem seçimleri sonucunda 17 kadın milletvekili ilk kez meclise girdi, ara seçimlerde bu sayı 18 e ulaştı.

8 Haziran 1936 İş kanunun yürürlüğe girdi. Kadınların çalışma hayatına düzenleme getirildi.

1937 Kadınların yeraltında ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılması 1935 tarihli 45 sayılı ILO sözleşmesiyle yasaklandı.

1345 Analık Sigortası (Doğum Yardımı) 4772 yasa ile düzenlendi.

1949 Yaşlılık sigortasının kadın ve erkekler için eşit esaslara göre düzenlenmesi 5417 sayılı yasa ile sağlandı.

1950 İlk kadın belediye başkanı(Müfide İlhan) Mersin’den seçildi.

1952 Sağlık Bakanlığı bünyesinde ana çocuk sağlığı hizmetleri verilmeye başlandı.

1965 Gebeliği önleyici araçların satış ve dağıtımının serbest bırakılmasının ve tıbbi zorunluluk halinde kürtaj hakkı tanınmasını düzenleyen nüfus planlaması hakkında kanun çıkarıldı.

22 Aralık 1966 Eşit değerde iş için kadın ve erkek işçiler arasında ücret eşitliğini sağlayan 1951 tarihli 100 sayılı ILO sözleşmesi onaylandı.

26 Mart 1971 İlk kadın bakan(Türkan Akyol) atandı.

1975 Birleşmiş Milletler tarafından Mexico City’de 1. Dünya Kadın Konferansı düzenlendi ve bunu takiben 1975-85 yılları arasındaki dönem “Kadın on yılı” olarak ilan edildi.

27 Mayıs 1983 10 haftaya kadar olan gebeliklerin kürtajla sona erdirilmesi ve gönüllü cerrahi sterilizasyon yöntemlerine izin verilmesi Nüfus Planlaması Hakkında Kanun’da yapılan değişiklikle sağlandı. Kürtaj için evli kadınlara kocadan izin alma koşulu getirildi.

1985 Türkiye, Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesini(CEDAW) imzaladı ve sözleşme 1986 yılında yürürlüğe girdi.

1985 5.yıllık kalkınma planın’da kadın konusu ilk kez bir sektör olarak yeraldı ve bu konuda politikalar belirlendi.

1987 Devlet Planlama Teşkilatı’nda Kadına Yönelik Politikalar Danışma Kurulu Kuruldu.

1989 İstanbul Üniversitesi’nde ilk Kadın Sorunları Araştırma Merkezi Kuruldu. Bugün üniversiteler bünyesinde kurulan bu merkezlerin sayısı yurt çapında 13’e ulaştı.

24 Ocak 1989 İç İşleri Bakanlığı Kaymakamlık sınavlarına kadınlarında alınacağını açıkladı.

29 Kasım 1990 Kadının çalışmasını kocanın iznine bağlayan Medeni Kanun’un 159. Maddesi Anayasa Mahkemesin’ce iptal edildi. İptal kararı 2 Temmuz 1992 tarih ve 21272 sayılı Resmi Gazetede yayınlandı.

1990 Tecavüz mağdurunu hayat kadını olması halinde cezanın indirilmesini öngören Türk Ceza Kanunu’nun 438. Maddesi Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından yürürlükten kaldırıldı.

14 Nisan 1990 Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı ilk kadın kütüphanesi ve bilgi merkezini açtı.

1990 Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü bünyesinde, şiddete uğrayan kadınlara ve çocuklara destek hizmeti vermek üzere, ilk kadın konuk evleri açılmaya başlandı. 2000 yılı itibariyle bu sayı yediye yükselirken kapasiteleri 170’e ulaştı.

1990 422 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Kadının statüsü ve Sorunları Başkanlığı kuruldu. 25.10.1990 tarihinde Kadın sorunları konusunda ulusal mekanizma olarak Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü (KSSGM) 3670 sayılı kanunla Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına Bağlı olarak kuruldu ve 24.06.1991 tarihinde’de Başbakanlığa bağlandı.

Eylül 1990 Yerel Yönetimler Kadın konusunda özellikle şiddete uğrayan kadınlara yönelik hizmet vermeye başlandı. Türkiye’deki ilk kadın sığınma evi Bakırköy Belediyesi tarafından açıldı.

1990 48.hükümet döneminde ilk kadın vali (Lale Aytaman) Muğla iline atandı.

17-20 Şubat 1992 Birleşmiş Milletler Uluslar Arası Kadının İlerlemesi İçin Araştırma ve Eğitim Merkezinin (INSTRAW) toplantısında, Kadınını Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü Türkiye’de kadın konusunda odak noktası olarak kabul edildi.

1993 Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı işbirliği ile “Kadının Kalkınmaya Katılımı Güçlendirme Ulusal Programı Projesi” uygulamaya başlandı. Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğünün yürüttüğü proje kapsamında; eğitim programları, araştırma projeleri, pilot projeler ve istatistik/yayın faaliyetleri yürütüldü. 16 Araştırma projesinin yanı sıra pek çok eğitim programı ve pilot proje desteklendi, araştırma projelerinin bir kısmı ve toplumsal cinsiyet temelinde farklı konularda oluşturulan özet göstergeler kitap haline getirildi.

Ayrıca cinsiyete dayalı veri tabanı oluşturulması amacıyla Devlet İstatistik Enstitüsünde Toplumsal Yapı ve Kadın İstatistikleri Şubesi kuruldu.

1993 İstanbul Üniversitesi’nde ilk Kadın Araştırmaları Ana Bilim Dalı açıldı ve yüksek lisans programı vermeye başlandı. Bugün Kadın Çalışmaları Anal Bilim Dalı açarak Yüksek Lisans Programı veren üniversite sayısı dörde ulaştı.

1993 Kadın Dayanışma Vakfı, Altındağ Belediyesinin desteği ile kadın dayanışma merkezini ve kadın sığınma evini açtı.

25 Haziran 1993 Türkiye’nin ilk kadın başkanı (Tansu Çiller) hükümeti kurdu.

5-8 Aralık 1993 Kadın ve Sosyal Hizmetler Müsteşarlığı ve Ankara Üniversitesi. Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi işbirliği ile “Kadın Kimliği Kongresi” düzenlendi. Kongre gündemine; kadın emeğinin biçimleri, siyasette kadın kimlikleri, kadın bedeninin tanınması, kadın imgesinin üretimi ve dolaşımı, sanatın içinden kadın ve kadın örgütlenme biçimleri başlıklı konular oluşturuldu.

1993 Halk Bankası’nca kadınları girişimciliğe özendirmek amacıyla kadınlara özel düşük faizli kredi uygulaması başlatıldı.

1994 Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü bünyesinde, şiddete uğrayan kadınlara hukuki ve psikolojik danışmanlık, girişimcilik ve el emeğinin değerlendirilmesi konularında hizmet vermek amacıyla Bilgi Başvuru Bankası (3B) kuruldu.

5 Nisan 1994 Dünya Bankası ve Türkiye Cumhuriyeti. Hükümeti arasında imzalanan ikraz anlaşması gereğince başlayan İstihdam ve Eğitim Projesi’nin alt bileşenlerinden Kadın İsdihdamının geliştirilmesi projesi (KİG) Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü’nce yürütülmeye başlandı. Proje kapsamında onaltı araştırma projesi gerçekleştirildi. Onüçtanesi kitap haline getirildi.

Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü’nde kitap, makale, tez, seminer, konferans dökümanları ve gazete kesiklerinin derlendiği ve Ankara’nın tek kadın kütüphanesi olarak da nitelendirilebilecek bir Dökümantasyon Merkezi kuruldu. 1000 saydamdan ve web sayfasından oluşan “Kadınlara Görsel Tanıklık” adlı kadın fotoğrafları arşivi oluşturuldu. Kadının çalışma yaşamlarına dair “Kadın Çalıştıkça “ adlı bir belgesel / tanıtım filmi yaptırıldı.

Toplumsal cinsiyet yaklaşımını ana plan ve programlara yerleştirmek için resmi, özel ve sivil toplum kuruluşları çalışanlarına yönelik olarak kullanılması planlanan ve modüler bir eğitim materyali olan Toplumsal Cinsiyet Eğitim Paketi hazırlandı ve pilot uygulamaları yapıldı. Haziran 2000 tarihinde proje sonuçlandı.

1995 Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü’nce Dünya Bankası Japon Hibe Fonundan 1993 yılında elde edilen finansman ile ülkemizde kadın girişimcilere sağlanan finans ve finans dışı hizmetlerin neler olduğunu ve kadın girişimcilerin bu hizmetlere ulaşımlarını ortaya koymak üzere bir araştırma projesi olan Küçük Girişimcilik Projesi gerçekleştirildi. Proje kapsamında belli illerde alan çalışmaları yapıldı elde edilen bilgiler kitap haline getirildi.

Şubat 1995 Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü’nce gönüllü kadın kuruluşları arasındaki iletişim ve dayanışmayı güçlendirmek, bilgiyi yaygınlaştırmak için ayrı “Kadın Bülteni” çıkarılmaya başlandı. 11 sayı yayımlandı.

08-11 Haziran 1995 Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü’nce Sinop’ta sivil toplum kuruluşları ve kamu kurumları temsilcileri, parlementerler, gazeteciler ve akademisyenlerin katıldığı, “Türkiye’de Kadına Yönelik Projelerin Oluşturulması” konulu dört gün süren toplantı düzenlendi. 4. Dünya Kadın konferansı öncesi yapılan bu toplantıda, kurumsallaşma, siyasal alan, çalışma yaşamı kadın sağlığı ve eğitimi konularında kadına yönelik politikalar belirlendi.

17-19 Temmuz 1995 Avrasya ülkeleri kadınları arasındaki işbirliğini geliştirmek, Pekin Konferansında Türkiye ile birlikte hareket edebilmelerine yardımcı olmak amacıyla KSSGM ve Türk İşbirliği ve Kalkınma Ajansı Başkanlığı (TİKA) işbirliği ile “Pekin’e giderken; Avrasya Ülkeleri Kadınları İşbirliği Kongresi” başlıklı bir toplantı gerçekleştirildi. Kongrenin sonuç bildirgesinde bir işbirliği gurubu oluşturulması tavsiye edildi. Bu doğrultuda 27-29 Mart 1996 tarihleri arasında Ankara’da “Avrasya Ülkeleri Kadınları İşbirliği Gurubu Birinci Toplantısı” gerçekleştirildi. Toplantıda bu işbirliğinin kurumsallaşması için bir protokol hazırlandı, protokolun yürürlüğe girmesi için yedi katılımcı ülkenin imzasının tamamlanması gerekmektedir.

30 Ağustos – 8 Eylül 1995 Türkiye Pekin’de yapılan ve 189 ülkenin katıldığı 4. Dünya Kadın Konferansı’na katılarak taahhütleri çekincesiz olarak kabul etti.

1996 Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü’nce 4. Dünya Kadın Konferansı’nda kabul edilen eylem planı ve taahhütler çerçevesinde kamu kurum ve kuruluşları, Üniversiteler, gönüllü kadın kuruluşları, siyasal partiler, sendikalar, meslek örgütleri ve basının katılımı sağlanarak ulusal eylem planı hazırladı.

1996 Kadın Çalışmaları alanında ilk yüksek lisans diploması İstanbul Üniversitesi Kadın Çalışmaları Ana Bilim Dalı tarafından verildi.

1996 4. Dünya Kadın Konferansı’nda verilen taahhütler gereğince Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü koordinasyonunda gönüllü kadın kuruluşlarının katılımıyla kadın sorunlarının yoğunlaştığı dört alanda; eğitim, sağlık,hukuk ve istihdam komisyonları oluşturuldu.

29 Haziran 1996 Anayasa Mahkemesi Türk Ceza Kanunu’nun erkeğin zinasını suç olarak düzenleyen 441. maddesini anayasanın eşitlik ilkesine aykırılığı gerekçesiyle iptal etti. 27.12.1996 tarih ve 228600 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan kararda verilen bir yıllık süre içinde yasal düzenleme yapılmaması nedeniyle erkeğin zinası 27.12.1997 tarihinden itibaren suç olmaktan çıktı.

1996 Tarım ve Köyişleri bünyesinde “Kırsal Kalkınmada Kadın Daire Başkanlığı” kuruldu.

1997 Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü koordinasyonunda 13 il valiliği bünyesinde “Kadının Statüsü Birimleri” kuruldu.

22 Mayıs 1997 Kadının evlendikten sonra kocasının soyadını almakla birlikte, kendi soyadını da kullanabilmesi Medeni Kanun’un 153. maddesinde yapılan değişiklikle sağlandı.

19 Kasım 1997 Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü’nün önerisi üzerine İçişleri Bakanlığı’nca nüfus cüzdanlarında medeni hal kısmında “evli/bekar/dul/boşanmış” gibi ifadelerin yerine sadece “evli” veya “bekar” ifadelerinin kullanılmasını düzenleyen genelge yayımlandı.

18 Ağustos 1997 Zorunlu temel eğitimin beş yıldan sekiz yıla çıkaran 4306 sayılı kanun yürürlüğe girdi.

13-14 Kasım 1997 Türkiye Cumhuriyeti, amacı uzman bakanların çalışma alanları ile ilgili konularda Avrupa Konseyi faaliyetlerine etkin bir şekilde katılmalarını teşvik etmek olan Kadın-Erkek Eşitliğinden Sorumlu Avrupa Bakanlar Konferansı’nın dördüncüsüne ev sahipliği yaptı. Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü’nce İstanbul’da gerçekleştirilen konferansa Avrupa Konseyine üye 40 ülkeden 38’i katıldı. 176 kişinin katıldığı konferans sonucunda üye ülkelerin eşitlik politikalarına yön verecek bir dekorasyon hazırlandı.

23 Haziran 1998 Anayasa Mahkemesi kadının zinasını suç olarak düzenleyen Türk Ceza Kanunu’nun 440. maddesini anayasanın eşitlik ilkesine aykırılığı gerekçesiyle iptal etti. Gerekçeli karar 13.03.1999 tarih ve 23638 sayılı Resmi Gazetede yayımlandı.

17 Şubat 1998 743 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun yerini almak üzere Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan Türk Medeni Kanun Tasarısı Adalet Bakanlığı ve Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü’nün ortaklaşa yaptığı bir toplantı ile kamuoyunun bilgisine sunuldu.

21 Ekim 1998 Adalet Bakanlığı, Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü, ve kadın kuruluşlarının oluşturduğu gündem sonucunda bekaret kontrolünün, ancak takibi şikayete bağlı suçlarda, mağdurun rızası alınarak, ırza geçme gibi re’sen takip edilen suçlarda ancak hakim kararı ile gecikmesinde sakınca bulunan hallerde ise Cumhuriyet savcısının yazılı izni ile yapılabileceğini düzenleyen bir genelge yayınladı.

1998 İçişleri Bakanlığı’nca nüfus cüzdanlarında yapılan düzenlemeye paralel olarak Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü’nce verilen dul ve yetim tanıtım kartlarındaki “Emekliye Yakınlığı” bölümünde yer alan “dul kadın vb. “ ifadelerin yerine sadece “eşi, kızı, oğlu, annesi, babası” gibi ifadelerin kullanılması sağlandı.

1998 Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde, Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi’nin ana hedefleri çerçevesinde Türkiye’de kadının durumunu değerlendirmek amacıyla bir Araştırma Komisyonu kuruldu ve hazırlanan rapor kitap olarak Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü’nce yayımlandı.

17 Ocak 1998 Aile içi şiddete uğrayan kişilerin korunması için gerekli tedbirlerin alınmasını düzenleyen 4320 Sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun yürürlüğe girdi.

1998 Gelir Vergisi Kanunu’nda yapılan bir değişiklikle aile reisinin beyanname vermesi esası kaldırılarak kadınların kocalarından ayrı olarak beyanname vermesi sağlandı.

20 Mart 1999 Barolar bünyesindeki Kadın Hakları/Hukuku Komisyonları arasında koordinasyonu sağlamak amacıyla “Türkiye Barolar Birliği Kadın Hakları Komisyonları Ağı /TÜBAKKOM)” kuruldu. Giderek artan komisyonların sayısı 2001 yılı itibariyle kırk civarındadır. TÜBAKKOM bünyesindeki Kadın Danışma Merkezlerinin kurumsallaşmış olarak sayısı iki olmakla birlikte pek çok komisyon danışma hizmetleri de verilmektedir.

Eylül 1999 Türkiye, Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığı Önleme Sözleşmesi’ni onaylarken koyduğu aile hukukunu ilgilendiren 15 ve 16. maddelerine ilişkin çekinceleri kaldırıldı.

1999 Kadın erkek eşitliği açısından önemli değişiklikler içeren Medeni Kanun Tasarısı hazırlanarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunuldu.

16 Aralık 1999 Kadınların yaşadığı ayrımcı uygulamaların giderilmesine yönelik kurumsal mekanizmaların oluşturulması çalışmaları çerçevesinde Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü ve Norveç Büyükelçiliği ile “Eşitlik Ombudu Ne Kadar İşlevsel? Norveç Deneyimi” konulu bir konferans düzenledi.

01 Mart 2000 Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü’nce yapılan çalışma çerçevesinde Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde “Kadın Erkek Eşitliği Daimi Komisyonu” kurulmasına dair hazırlanan teklif, Türkiye Büyük Millet Meclisi Anayasa Komisyonunda görüşülerek, anılan Komisyon yerine “Kadın Erkek Eşitliğini İzleme Kurulu” kurulması yönünde karara varıldı. Kurulun oluşturulması TBMM içtüzüğünde değişiklik yapılmasına dair çalışmaların tamamlanmasını beklemektedir.

16 Mayıs 2000 Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü ve İstanbul Barosu Kadın Hakları Komisyonu işbirliği ile Avrupa Birliğine uyum sürecinde toplumsal cinsiyet eşitliği açısından Anayasanın değerlendirdiği “Avrupa Birliğine Giriş sürecinde Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve Kadın Erkek Eşitliği Politikaları” konulu panel düzenlendi.

5-9 Haziran 2000 Türkiye, Pekin Deklarasyonu ve Eylem Platformu sonuçlarının değerlendirilmesi, tam olarak uygulanmasının sağlanması, yeni eylem ve girişimleri belirlenmesi amacıyla New York’ta yapılan “Kadın 2000:21. Yüzyıl için toplumsal Cinsiyet Eşitliği, Kalkınma ve Barış” konulu Birleşmiş Milletler Genel Kurul Özel Oturumuna katıldı. Türkiye tarafından teklif ve diğer araçlarla olumlu ayrımcılık politikalarının geliştirilmesi, erken ve zorla evlendirme ile namus cinayetlerinin kadınlara yönelik şiddet türleri arasında yer almasının yanısıra diğer temel konulardaki önerilerin Sonuç Belgesinde yer alması sağlandı.

8 Eylül 2000 Ek İhtiyari Protokol Türkiye tarafından imzalandı. Onay aşaması için Türkiye Büyük Millet Meclisi Gündemine alındı. Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesinin daha etkin bir şekilde uygulanmasını sağlamak amacıyla Birleşmiş Milletler tarafından hazırlanan ek ihtiyari protokol ile sözleşmenin devletler tarafından ihlali durumunda kişilere ve kişilerden oluşan guruplara başvuru hakkı tanımakta ayrıca uygulamaları denetlemek üzere Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi (CEDAW) Komitesi yapılacak şikayetleri kabul etme ve inceleme yetkisi tanınmaktadır.

26 Ekim 2000 Kadına yönelik uluslar arası sözleşme ve konferanslarda, eşitlikçi bir toplumsal yaşamın gereği olarak vurgulanan ders kitapları ve müfredatın eğitimin ilk basamağından başlayarak cinsiyetçi öğelerden ayıklanması hedefi doğrultusunda Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü’nce “ Eğitim Materyallerinde Cinsiyetçi öğeler” konulu panel ile “Ders Kitaplarında Cinsiyetçilik 1928’den Günümüze” konuşlu fotoğraf sergisi düzenlendi. Toplantıya ilişkin dokümanların derlendiği “ Eğitim Materyallerinde Cinsiyetçi öğeler” adlı kitap ile ayrıca “ Ders Kitaplarında Cinsiyetçilik” adlı bir araştırma kitap olarak yayımlandı.

24 Kasım 2000 Ülkemizde giderek artmakta olan töre cinayetlerine karşı kamuoyu oluşturmak üzere “ 25 Kasım Kadınlar Karşı Şiddete Hayır Günü” nedeniyle Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü ve Şanlıurfa Valiliği işbirliği ile “ Kadına Yönelik Şiddet” konulu bir panel düzenlendiği panel resmi düzeyde töre cinayetlerine karşı duruşun zeminini oluşturdu.

17 Şubat 2001 Türk Medeni Kanunu’nun yıldönümü nedeniyle TBMM Adalet Komisyonunda görüşülmekte olan Medeni Kanun Tasarısının eşitlikçi özünün korunarak yasalaşması için Kadının Statüsü ve Sorunları ve Genel Müdürlüğü ve kadın kuruluşları tarafından kamuoyu oluşturma faaliyetlerinde bulundu. Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü’nce “ Türk Medeni Kanunu’nun Kabulünün 75.Yıldönümü 2001 Gündemimiz : Tasarının Yasalaşması” konulu, tasarı ile öngörülen değişiklerin değerlendirildiği bir panel gerçekleştirildi.

Kadın dernekleri ve diğer sivil toplum kuruluşlarının katılımı ile “Medeni Yasa Tasarısı İçin Hep Birlikte” yürüyüşü gerçekleştirildi.

16 Mayıs 2001 Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü’nce, Kadın – Erkek Eşitliğini Ana Plan ve Politikalara Yerleştirme Stratejisini benimseyen ülke örnekleri konusunda bilgilenmeyi sağlamak üzere Hollanda Sosyal İşler ve Çalışma Bakanlığı Devlet Sekreteri’nin deyimlerini aktardığı “ Kadın – Erkek Eşitliğini Ana Plan ve Politikalara Yerleştirmek: Hollanda Deyimi” başlıklı bir konferans düzenlendi.

22 Kasım 2001 Yani Türk Medeni Kanunu’nun TBMM tarafında kabulü .

1 Ocak 2002 Yeni Türk Medeni Kanunu’nun Yürürlüğe girmesi,

30 Temmuz 2002 CEDAW Ek İhtiyarı Protokolünün onaylanması.

Aile Mahkemeleri.

Kaynaklar:

TÜRK DESTANLARINDA TİPLER VE MOTİFLER- Yrd. Doç. Dr. Mehmet YARDIMCI, Destanlar, Ürün Yay. Ank. 2007, s. 50-69

İSLAMİYET ÖNCESİ TÜRK DESTANLARININ BİLİM VE KÜLTÜR HAYATINA ETKİSİ ÜZERİNE BAZI DÜŞÜNCELER Yard. Doç. Dr.Ali YAKICI

http://www.istanbulbarosu.org.tr/
Ve pek çok internet sitesi (fotoğraflar için)

Nuriye Atabey, Yeniçağ Gazetesi

</description><pubDate>3/8/2010 4:21:00 PM</pubDate></item><item><title>şef mehmet saçık uyarıyor....</title><link>http://www.ascilardunyasi.com/haberdetay.aspx?haber=4796</link><description>Özellikle dekor konusunda ustalığıyla tanınan şeflerimizden Mehmet Saçık meslektaşlarını bi konuda dikkatli olmasını istedi.Son günlerde gazetelerde sıkça Gemilere aşçı aranıyor ilanlarının maalesef gerçeği yansıtmadığını bu gibi ilanların çoğunun gemici belgesi çıkartmak için verildiğini söyleyen Mehmet Saçık Piyasada olduğu gibi Gemi sektöründede şu aralar aşçı talebinin olmadığını belirtti.Olan taleplerin ise çok ucuz ve uygunsuz şartlarda olduğunun altını çizen  Gemicilikte tecrübeli şef,aşçı meslektaşlarnın bu konuda uyanık olmaları gerektiğini söyledi.</description><pubDate>3/8/2010 4:03:00 PM</pubDate></item><item><title>Sheraton İstanbul Ataköy Hotel Asian Fusion’da Asya Mutfağı Brunch Keyfi</title><link>http://www.ascilardunyasi.com/haberdetay.aspx?haber=4795</link><description>Sheraton İstanbul Ataköy Hotel, birbirinden farklı Uzak Doğu lezzetleriyle pazar kahvaltılarını eğlenceli, unutulmaz bir brunch keyfine dönüştürüyor.. 

Sheraton İstanbul Ataköy Hotel’in içinde bulunan Asian Fusion Restaurant, Asian Brunch konseptiyle günümüzün geleneksel kahvaltı çeşitlerinin yanına Asya mutfağı’nın da farklı lezzetlerini ekleyerek misafirlerine benzersiz bir brunch şöleni sunuyor.

Asian Fusion Restaurant’da gerçekleşen Asian Brunch keyfi her hafta pazar günleri misafirlerini bekliyor. Bu enfes keyif süresince, Asya mutfağından özenle seçilmiş orijinal soğuk ve sıcak yemek çeşitlerinden oluşan köşeler ve internasyonel tatlı çeşitleri konukların servisine sunuluyor. Sabah 11:00 de başlayarak gününüze iyi bir başlangıç sunan Asian Brunch, klasik geç kahvaltılara göre daha uzun bir zaman dilimi sunarak saat 16:00’ ya kadar sürüyor.

Sakin, dinlendirici bir pazar keyfi yaşamak isteyen konuklara özenle hazırlanmış Asian Brunch boyunca çay, kahve, meyvesuyu paket içinde sunuluyor. Asian Brunch şölenini yaşamak isteyenler için paket fiyatı Kdv dahil 60TL’sıdır. </description><pubDate>3/8/2010 2:38:00 PM</pubDate></item><item><title>antalya merkez muratpaşa otelcilik lisesi öğrencileri istanbul mutfak günleri için hazırlıklarını sürdürüyor</title><link>http://www.ascilardunyasi.com/haberdetay.aspx?haber=4794</link><description>Antalya Muratpaşa otelcilik ve Turizm meslek lisesi öğrencileri 18 martta başlayacak olan 8.İstanbul Gastronomi Festivali yarışmalarına katılacak.Yarışmalar için hazırlıklarını sürdüren ekipten Geçtiğimiz yıl Derece alan Harun Sarıpolat önemli olanın bu tür yarışmalara katılmak olduğunu özellikle kendileri gibi öğrenci aşçı adaylarının vizyonlarını genişletmesi açısından kaçırılmayacak organizasyonlar olması sebebiyle bunu gerçekleştirenlere şimdiden teşekkür ettiklerini belirtti.Harun Sarıpolat son olarak Antalya ya iyi bir derece ile dönmeyi arzuladıklarını ve bunun için özveriyle çalışmalarını sürdürdüklerini söyledi.</description><pubDate>3/8/2010 1:33:00 PM</pubDate></item><item><title>Türk gastronomi sahnesi renklenecek </title><link>http://www.ascilardunyasi.com/haberdetay.aspx?haber=4793</link><description>Çocuk resimlerinin özentisiz, naif yanını çok severim. Büyüdükçe başkalarını taklit etmeye, ağabey ve ablalarının çirkin resimlerine imrenmeye başlarlar. O saf çizgiler, cesur renkler yerini kötü kopyalara bırakır, artık resimleri büyüsünü yitirmiş, büyü bozulmuştur. Anadolumuzun yöresel mutfağını çocukların resimlerine benzetirim. Çocukların ellerindeki birkaç renkli kalemle kâğıt üzerine iç dünyalarını yansıtmaları gibi, Anadolu kadınları da ellerindeki kısıtlı malzemelere gönüllerini aktarırlar. Lüks malzemelerle yapılan komplike yemeklere koşullanmış damaklara bu mutfak ürünleri basit, sıradan görünebilir. Ama gerçek bir gurme, eli lezzetli bir Anadolu kadınının yaptığı yemeğin tat ve beslenme dengesine, doğal malzemelerin mükemmel sentezine hayranlık duyacaktır. Çocuklar hep çocuk kalamadıkları, resimleri masumiyetini yitirdiği gibi, yemekler de zaman içinde çeşitli dış etkenlerden esinlenir, gelişir, kendi geleneklerini oluşturur. Ev hanımlarının ellerindeki malzemeyi değerlendirerek aileyi doyurmak için yarattıkları basit yemekler içinden sıyrılanlar yöre halkı tarafından benimsenir, zaman içinde başka yörelere de ulaşır, sonuçta ülke mutfağının başyapıtları arasında yerini alır. Yerel mutfaklar içinden süzülen çok başarılı yemekler ilk kez Fransa'da bir 'yüksek mutfak' oluşturdu. Bunda mutfak tarihine geçmiş bazı büyük aşçıların yarattıkları ve giderek klasikleşen sosların, pişirme tekniklerinin de payı büyük. Bu yüksek mutfak ürünleri çoğunlukla saray mutfaklarında doğup, ülkenin üst düzey yöneticileri ve soyluları aracılığıyla toplumun alt kesimlerine yayıldı. Yerel mutfakları yok sayarak yanlış bir genellemeyle Türk mutfağı olarak adlandırdığımız, doğru tanımıyla İstanbul mutfağı ya da saray mutfağında da durum böyle. Osmanlı İmparatorluğu'nun başkentinde tüm etnik grupların yerel yemekleri içinden en seçkinleri, imparatorluğun dört bir yanından başkente getirilen kaliteli malzemelerle saray ve çevresinde senteze uğratıldı ve mükemmelleştirildi. 

SAĞLIKLI YAŞAM MODALARI 
Aşçıların tek bir hedefi vardı; tüm meslek yaşamları boyunca ustalarının kendilerine öğrettikleri yemekleri değiştirmeden, aslına sadık kalarak pişirmek ve kendilerinden sonra bu işi devralacak genç aşçılara da bunları öğretmek. Dolayısıyla Osmanlı mutfağına baktığımızda kimi yemeklerin devletin kuruluşundan, hatta daha eski dönemlerden beri değişmeden varlığını koruduğunu görüyoruz. Domates gibi yeni katılan tek tük malzeme bir yana bırakılırsa, 20. yüzyılın ikinci yarısına dek mutfak kültürümüz geleneksel yapısını korudu. Bu dönemden sonra medyanın çeşitlenmesi, ulaşım ve iletişim olanaklarındaki patlama sonucu ortaya çıkan küreselleşme artık kimseyi eskisi gibi dar çevresinde geleneklerine sıkı sıkıya sarılarak yaşayamaz hale getirdi. Dünyada da geleneksel mutfakların tahtı sallanmaktaydı. Örneğin ağır sosları, bol tereyağlı yemekleriyle geleneksel Fransız mutfağı demode oldu. Yemeklerin fazla pişirilmediği, sebze ağırlıklı Uzakdoğu yemeklerinin yıldızı parladı. Asıl önemlisi, şefler artık ustalarından öğrendikleri ve yaşam boyu tekrarladıkları yemeklerle değil, kendi yarattıklarıyla ünleniyorlardı. Doğal olarak çağdaş aşçıların eğitimi de değişmişti. Temel mutfak öğreniminin ardından mesleğinde iddia sahibi olmak isteyen bir aşçı mümkün olduğu kadar çok sayıda ustanın yanında çalışarak farklı mutfakları tanıyordu. Birçok farklı yemek kültürü, değişik malzeme ve teknikleri öğrenen yeni şefler zanaatkâr olmaktan çıkıyor, sanatçı düzeyine ulaşmak için gerekli altyapıya sahip oluyordu. Mesleğin bütün inceliklerine hakim olan bu şeflerden artık kendi felsefelerini yemeklerine yansıtmaları bekleniyordu ve tüm çağdaş sanat dallarında olduğu gibi yeni yemek sanatında da ustaların kendinden öncekileri kopya etmek değil, özgün yapıtlar ortaya çıkarmaları bekleniyordu. İşte ünlü Michelin yıldızları bu nitelikleri mükemmel biçimde sergileyen şeflere, restoranlara veriliyor. Batıda bu gelişmeler sürerken bizde hâlâ aşçılar ustalarından öğrendiklerini tekrarlamaya devam etmekteydiler. Altyapısı yetersiz, iş deneyiminden yoksun genç aşçılar mezun olur olmaz yabancı meslektaşlarına özeniyor, "Yeni Türk Mutfağı'nı ben yaratıyorum,'' havasında yerli ve yabancı malzemeleri eklektik biçimde tabakta göze güzel görünecek biçimde yan yana getiriyorlardı. Ve buna da füzyon deniyordu. Henüz mesleklerinde ustalaşmayanların "Ben yaptım oldu," tavrıyla ortaya koydukları bu yemekler damak tadı gelişmiş kişilere itici geldi. Nihayet sağlam bir temel aşçılık eğitimi almış, yurtdışında birçok ülkede, çok iyi mutfaklarda çalışmış Türk aşçılar birer ikişer ülkemize dönmeye başladılar ve belli başlı restoranların mutfaklarının başına geçtiler. Bunların "Yeni Türk mutfağını biz yaratırız," gibi bir iddiaları yok. Onlar sadece dünyadaki diğer meslektaşlarından beklenen, kendi imzalarını taşıyan ve felsefelerini yansıtan iyi yemekler yapmanın peşindeler. Aşınmış, yıpranmış, özünden uzaklaşmış füzyon mutfağı kavramından hoşlanmıyorum. Ama eğer kullanılacaksa, dünyayı, birçok ülkenin malzemelerini ve tekniklerini tanıyan bu şeflerimizin yemekleri için kullanılmalı. Ben yine de değişik ülkelerin mutfak özelliklerini buluşturan bu kaliteli yemeklerin Mehmet Gürs'ün, Mehmet Gök'ün, Ali Karaduman'ın, Murat Bozok ve diğer meslektaşlarının yemeği olarak anılmasından yanayım. Kuşkusuz onlarla birlikte Türk gastronomi sahnesi kısa sürede çok daha renklenecek. Ancak bu, kesinlikle geleneksel yemeklerimizi küçümsediğim anlamına gelmiyor. Tersine, bizi birbirimize bağlayan bu kusursuz ortak kültür yozlaştırılmadan bizden sonraki kuşaklara aktarılmalı. 
AHMET ÖRS/SABAH</description><pubDate>3/7/2010 2:15:00 PM</pubDate></item><item><title>aşçılar dünyasından kısa kısa haberler...</title><link>http://www.ascilardunyasi.com/haberdetay.aspx?haber=4792</link><description>Şef İbrahim Tunuslu magic life otellerine koordinatör şef olarak başladı.Şef İbrahim Tunusluya yeni görevinde başarılar diliyoruz.

Şef Murat Ödül kısa süreliğine Polonyadaki bir operasyonun başına geçti

Anadolu Aşçılar Derneğinde yeni başkan Recep Kutlu oldu.Bu Konuda gerekli açıklama önümüzdeki günlerde yapılacak.

18 marta başlayacak olan İstanbul Gastronomi festivali için heyecan başladı.Yarışmacılar ve organizasyon komitesi son hazırlıklarını bitirmek üzere...

Deneyimli şef Turgut Şimşek PASTA D ALFREDO CAFE ye transfer oldu.PASTA D ALFREDO makarnalarının İlk Cafe çalışmasında operasyonun başında olan Turgut Şimşek projenin İstanbul da 8 cafe sayısına çıkacağını söyledi.

Geçtiğimiz Gün İntihar Eden İşkadını Zeynep Ayar ın Dünürünün emekli aşçılarımızdan Nazmi İskenderoğlu olduğunu öğrendik.ustamıza ve ailesine başsağlığı dileriz.

Güney marmara aşçılar derneği üyesi olan Burhan Türkoğlu ustamız 7 mart pazar günü kanal 7 televizyonunda saat 13:30 da Bursanın yöresel yemeklerinden örnekler sergileyecek.

Başkent Aşçılar Ve turizm birliği derneği üyelerinden İhsan  ULUKURÜZ  ustamız  ın babası vefat etmiştir. Başta ustamız olmak üzere sevenlerine ve ailesine başsağlığı dilleriz.

Güney ege Marmaris Aşçılar derneği Yönetim kurulu üyelerinden  Gürbüz Okul.Akın Öngel.Yaşar Bayar ve Nimet Ayhan   Kanal48 Tv .De Yansımalar adlı programa canlı yayın konuğu olarak katılarak mesleğimizin ve turizmin sorunlarını ve çözüm önerilerini izleyicilerle paylaştılar</description><pubDate>3/6/2010 8:10:00 PM</pubDate></item><item><title>taf başkanı yalçın manav:  dünyaca ünlü aşçılar istanbul gastronomi festivali çatısı altında buluşacak</title><link>http://www.ascilardunyasi.com/haberdetay.aspx?haber=4791</link><description>İstanbul, 18-21 Mart tarihleri arasında, Uluslararası Gastronomi Festivali’ne ev sahipliği yapacak. Tüm Aşçılar Federasyonu (TAF) Başkanı Yalçın Manav, yaptığı yazılı açıklamada, bu yıl sekizincisi düzenlenen festivalin, dünyaca ünlü aşçıları aynı çatı altında buluşturacağını belirtti. 


Manav, 2003 yılından beri organize ettikleri festivale ilginin her yıl daha da arttığını ve Dünya Şefler Birliğinin onayladığı ilk 10 festival içerisinde yar almaya başladığını kaydetti. Beylizdüzü TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek organizasyon çerçevesinde dünyanın birçok ülkesinin lezzetlerine ev sahipliği yapacak olan İstanbul’a, Amerika’da yaşayan yaşam gurusu kabul edilen şef Charles Carrol’un da geleceğini belirten Manav, "Bir Şeften Liderlik Dersleri: Büyümek İçin Zaman Bulmak" adlı kitabın yazarı Carrol’un 20 Martta seminer vereceğini bildirdi.

 

Festivale, Güney Kore, Amerika, Arnavutluk, Özbekistan, Letonya, Romanya, Almanya, Bulgaristan, Rusya, Hırvatistan, Mısır, İsrail, Azerbaycan, Hindistan, İngiltere, Moğolistan, Yunanistan, Karadağ, Sırbistan, Güney Kıbrıs ve KKTC’den katılımlar olacağını belirten Manav, festivale 15 bin kişinin katılımını beklediklerini ifade etti.

 

Manav, festival kapsamında "Pratik-Ustalar", "Pratik-Gençler", "Display-Ustalar", "Display-Gençler", "Ekip-Pratik" ve "Ekip-Display" dallarında yarışmalar yapılacağını kaydetti.
FOTOĞRAF:AHMET ENGİN ÇETİN</description><pubDate>3/6/2010 1:17:00 PM</pubDate></item><item><title>ULUDAĞ PROFESYONEL AŞÇILAR DERNEĞİ GEMLİK BELEDİYESİ İLE BAYANLARA YEMEK KURSU İÇİN EL SIKIŞTI. </title><link>http://www.ascilardunyasi.com/haberdetay.aspx?haber=4790</link><description>ULUDAĞ PROFESYONEL AŞÇILAR DERNEĞİ GEMLİK BELEDİYESİ İLE BAYANLARA YEMEK KURSU İÇİN EL SIKIŞTI. 

Uludağ Profesyonel Aşçılar Derneği başkanı Selahattin Can dernek olarak meslektaşlarına ve Topluma faydalı çalışmalara imza atmaya devam edeceklerini Uludağ Profesyonel aşçılar derneği olarak bu tür çalışmalarda aktif olarak rol almaktan dolayı mutlu olduklarını söyledi.Gemlik te bayanlara yönelik olarak düzenlenecek olan kursların tarihi önümüzdeki günlerde netlik kazanacak.</description><pubDate>3/6/2010 12:58:00 PM</pubDate></item><item><title>SABAH GAZETESİ YAZARI MELİS ÇALAPKULU TİME DERGİSİ TARAFINDAN EN İYİ ESNAF LOKANTASI SEÇİLEN ŞAHİN LOKANTASINI DEĞERLENDİRDİ</title><link>http://www.ascilardunyasi.com/haberdetay.aspx?haber=4789</link><description>SABAH GAZETESİ YAZARI MELİS ÇALAPKULU TİME DERGİSİ TARAFINDAN EN İYİ ESNAF LOKANTASI SEÇİLEN ŞAHİN LOKANTASINI DEĞERLENDİRDİ



Time dergisinin her yıl okurlarının oylarıyla belirlediği Yeme&amp;İçme Ödülleri'nde, bu sene Şahin Lokantası 'En iyi esnaf lokantası' seçildi. Burası tam 43 yıllık bir lokanta. İşte bu ödülü bahane edip geçen hafta Beyoğlu, Orhan Adli Apaydın sokaktaki Şahin'e uğradım. Fotoğrafçı arkadaşım Erkan'la kapıdan girdiğimizde saat 13.00'tü ve alt katta oturacak yer yoktu. Tezgâhtaki yemeklere göz gezdirdik. Kadınbudu köfte, kuzu haşlama, kuru fasulye, nohut, kavurma gibi çeşitler vardı. Allah'tan üst katta bir yer bulup hemen seçtiğimiz yemeklerin siparişini verdik. Servis müthiş hızlıydı. Belli ki garsonlar yıllardır burada çalışıyordu ve artık, günün bu en yoğun saatinde otomatiğe bağlamış gibi çalışıyorlardı. Bu sırada masalardan birinde, yıllar önce Almanya'dan gelen ve İstanbul'a bağlanıp kalan şef Maximillian Thomae'yi gördüm. Herhalde o da derginin ödül verdiği yeri merak edip gelmişti. Gerçi buranın zaten pek çok ünlü müdavimi de var. Rahmetli Şakir Eczacıbaşı seçtiği yemekleri paket yaptırırmış. Gusto dergisinin Yayın Yönetmeni Mehmet Yalçın da paket yaptıran sürekli müşterilerindenmiş. İsmail Şahin, üç yıl öncesine kadar yemekleri odun ateşinde pişirdiklerini, sonra doğalgaza geçtiklerini söylüyor. Ama yine de tuğlalı fırında yapılıyormuş hepsi. Eti 43 yıldır aynı kasaptan alıyorlar. Yağın kalitesine de özellikle dikkat ediyorlar. Zaten yediğimiz yemeklerden de belliydi bu, yemekten sonra midemizde hiçbir rahatsızlık olmadı. Ben ezogelin çorba, arpa şehriyeli tavuk fırın, açık ayran ve fırın sütlaç söyledim. Erkan kavurma, pilav ve cacık istedi. Ne yalan söyleyeyim, tadına bakınca Erkan'ın kavurmasında aklım kaldı. Eti pamuk gibi, yoğun suyu da ekmek banıp yemek için müthişti. Yanlış seçim yaptığımı düşünürken kendi tavuğumun tadına baktım ve mutsuzluğun bir anda silindi. Ayrıca ezogelin çorba tam bir ezogelin çorbaydı. Malum, pek çok yerde mercimekle yapılmış her çorbayı ezogelin diye veriyorlar artık. Ayran da güzeldi ama Erkan'ın bol dereotlu cacığı harikaydı. Yine onun seçiminde gözüm kaldı ama çaktırmadım. Şahin Lokantası'nda her gün 20-22 çeşit yemek çıkıyor. Bunların bazıları standart, bazıları günden güne değişiyor. Fırın sütlaç, kadayıf, şekerpare, irmik helvası gibi tatlılardan her gün birkaç tanesi taze yapılıyor. Cumartesileri hariç her gün döner var. Döner ustası 32 yıldır bu lokantada. Pazarları mekân kapalı. Diğer günler sabahları erken açılan lokantada kahvaltı olarak ikiüç çeşit çorba sunuluyor. Pazartesileri işkembe, perşembeleri paça çorbası yapılıyor. Beyoğlu'na yolu düşen ve tencere yemeği seven herkese tavsiye edilir. Aman erken gitmeye bakın. Tel: (0212) 244 25 43 
MELİS ÇALAPKULU/SABAH</description><pubDate>3/6/2010 12:47:00 PM</pubDate></item><item><title>güneymarmara aşçılar derneği aşçılarından zeytin baklavası ve zeytin çikolatası</title><link>http://www.ascilardunyasi.com/haberdetay.aspx?haber=4788</link><description>Zeytin baklavası ve zeytin çikolatası ile dikkat çeken Bursalı aşçıların yeni hedefi patates pastası.


Tamamen zeytinden hazırladıkları `zeytin baklavası` ve `zeytin çikolatası` ile büyük beğeni toplayan Bursalı aşçılar, ilerleyen günlerde yeni ürünleri piyasaya sürmeye hazırlanıyor. Tamamen zeytinden hazırladıkları `zeytin baklavası` ve `zeytin çikolatası` ile büyük beğeni toplayan Bursalı aşçılar Burhan Türkoğlu ve Nafi Karanfil`in çabaları, ziyaret ettikleri Vali Şahabettin Harput`tan da takdir aldı.


Aynı zamanda Güney Marmara Aşçılar Derneği Üyesi olan Burhan Türkoğlu ve Nafi Karanfil, zeytinden hazırladıkları birbirinden ilginç tatlılarla Vali Harput`u ziyaret ederek tanıtımda bulundu. Vali Harput, ustaları takdir belgesi ile ödüllendireceğini söyledi. Hazırladıkları zeytin tatlılarına Türk Patent Enstitüsü`nden `Marka Tescil Belgesi` de alan ustalar, ilerleyen günlerde yeni ürünlerle de Türk mutfağına katkıda bulunacaklarını söyledi.


Aşçıları büyük bir merakla dinleyen Vali Şahabettin Harput, `Bugün burada belki de dünyada bir ilki yaşıyoruz, Bursa zaten ilkler şehri, bu ilkler içerisinde Bursa`nın çok zengin yemek kültüründen, sebze ve meyve zenginliğinden çok farklı bir ürünü, arkadaşlarımız çalışarak, belki de bugün kimsenin bilmediği çok özel iki ürün hazırlamışlar. Bunlardan bir tanesi zeytin baklavası, diğeri ise çikolatası. Her ikisini de tamamıyla zeytinden yaparak, bir ilki Bursa`dan dünyaya sunmuşlar. Bu da bizi ziyadesiyle sevindirdi.` dedi.


Usta Burhan Türkoğlu, Bursa ve Türk mutfağının büyüklüğünü anlatmak için bu ürünleri hazırladıklarını belirterek, `Bursa`nın en önemli ürünlerinden olan zeytinden hazırladığımız tatlılarla yemek kültürüne büyük bir katkı sağladık. Ayrıca patatesin ne kadar değerli olduğunu anlatmak için patatesten yapılmış çikolatalı tatlıda büyük beğeni topluyor. İnşallah yakın zamanda patatesten pasta yapacağız. Ayrıca çıtır şeklinde kabak cipsi yaptık.` dedi.


Burhan Türkoğlu, `Yaptığınız zeytin baklavasının rengini nasıl verdiniz` şeklinde ki bir soruya ise `Zeytinin kabuğunu ve çekirdeğini alıp kuruttuktan sonra un haline getirip, baklava yapıyoruz. Çok ince bir yufka haline getiriliyor, öyle ki kendi resmini arkasından görebilirsin. Bunun rengini ise ismini vermek istemediğimiz özel bir yeşil zeytinden yapıyoruz.` cevabını verdi.


Daha sonra hazırlanan zeytin tatlılarının tadına bakan Vali Harput, yapılan ürünleri çok beğendi. Ustalar Burhan Türkoğlu ve Nafi Karanfil`i takdir eden Vali Harput, `Buna karşılık benim sizi ödüllendirmem gerekiyor. Ben sizleri takdir ve tebrik ediyorum. Gerçekten takdire şayan bir emek ve başarı öyküsü ile karşı karşıyayız. İnşallah önümüzdeki günlerde ben size bir takdir belgesi vermem gerekiyor, bunu özel olarak kutlayacağız.` diyerek kendilerini kutladı.
haberler</description><pubDate>3/6/2010 12:35:00 PM</pubDate></item><item><title>hotelympia yarışmalarında madalya alanlar ...tam liste</title><link>http://www.ascilardunyasi.com/haberdetay.aspx?haber=4787</link><description>hotelympia yarışmalarında madalya kazanan isimleri fuarın resmi internet sitesi 

http://www.caterersearch.com/Articles/2010/03/05/332396/salon-culinaire-medal-winners-2010.htm 

adresinde yayınlanan listeyi aynen aktarıyoruz.hijyen kategorisindeki dereceler ve son gün dereceleri listede yeralmamaktadır.


Alaska Seafood Challenge: Simon Webb (silver and first in class), Compass Group Culinary Team; Daniel Capp (bronze), Royal Garden Hotel, London.

Tilda Chef of the Year: Dean Heselden (silver and first in class), Rendezvous Casino, Brighton; Bobby Nanda (silver), Compass Group Culinary Team; Kailash Gundupalli (bronze), Hilton London, Paddington; Ian Dickson (bronze), University of York.
 
Essential Cuisine Chefs Team: James Hart and Leszek Karpinski (gold and first in class), Goodenough College, Haleybury; Gareth Ward and Richard Dutton (gold), Edmunds Restaurant, Birmingham; Philip Crouch and Brian Gridlestone (silver), Sidney Sussex College, Cambridge; Gerry Henry and Troy Fuller (bronze), University of Derby.

New Zealand Lamb: Jessie Chichero (silver and first in class), NEC Group, Birmingham; Mark Gracy (silver), RAF Benson; Suraj Chauhan (bronze), Jumeirah Carlton Tower; Mario Golm (bronze), Vacherin; James Buckley (bronze), Compass Group Culinary Team.
 
Steelite International “A Passion to Inspire” The Creative Challenge: James St Claire-Jones (gold), Catering Support Regiment; Nicholas Smith (silver), Vacherin, Imagination, London; Tomas Kourek (bronze), Chartwell’s, Christ’s Hospital School; William Anderson (bronze), the Royal Regiment of Scotland. 
British Culinary Federation Chef of the Year: Matthew Cheal (gold), Simpsons Restaurant, Edgbaston; Kevin Sutherland (silver), BaxterStorey Executive Services, London; Stephanie Moon (bronze), Leeds City College.
 
"Chef" at Salon: Robert Donnelly (bronze and first in class), RAF Benson; Mark Hadfield (bronze), Darley's Restaurant, Derby; Kalash Gundupalli, Hilton London, Paddington; Serkan Yelkenbasan (bronze), Sheraton Skyline Hotel, Heathrow; Lina Savickaite (bronze), Lexington Catering London.
 
The British Pepper &amp; Spice "Millstone" Ethnic Class: Alex Wilcock (silver and first in class), VT Group South East, Portsmouth; Bobby Nando (silver), Compass Group Culinary Team; Shaun Collins (bronze), British Army Culinary Arts Team; Rohan Kashid (bronze), British Army Culinary Arts Team; Peter Curfe (bronze), Sheraton Skyline Hotel, Heathrow.
 
Figgjo Masterclass: Midlands Chefs Consortium (gold) - Andy Langford, Mathew Shropshall; Compass Group Culinary Team (silver) - Ben Ford, Clark Crawley; Craft Guild of Chefs Culinary Academy (silver) - Dennis Mawakulua, Tim Fisher.
 
Gram Masterclass: Jeff Thomas (silver and first in class), Craft Guild of Chefs Culinary Academy; Matt Mitchell (bronze), Chartwell's, Christ's Hospital School; Victor Chan (bronze), Woodside Conference Centre, Kenilworth.

Robot Coupe Challenge: Lynette Marston (gold), The Royal Regiment of Scotland; Ollie Lloyd (silver), Craft Guild of Chefs Culinary Academy; Robert Kennedy (bronze), Compass Group Culinary Team.
 
Schwartz Flavour Pairing Challenge: Ian Morgan, Dan Boniface (gold and first in class), Cucina; David Bittlestone, Russell Temple (gold), Craft Guild of Chefs Culinary Academy; Stephen Guy, Tomas Kourek (bronze), Chartwell’s, Christ’s Hospital School, Horsham; Yvette Williams, Tony Barlow (bronze), NEC Group, the NEC Birmingham; Glyn Jacklin, Michael Carr (bronze), Draycote Hotel, Thurlaston, Near Rugby; Kailash Gundupalli, Sihan Dangalla (bronze), Hilton London Paddington; Omer Bag, Naif Bagi (bronze), Kocaeli University, Turkey.

Villeroy &amp; Boch Culinary Challenge: Ian Lynn (gold and first in class), Edmunds Restaurant, Cambridge; Chris Pinner (gold), Ashridge Management College, Berkhamstead; Lee Tatam (silver), Bank of New York, Mellon, London; Darren Proud (bronze), NEC Group Birmingham; Steve D'Anastasi (bronze), Melita Gardens, Malta.
 
Sustainable Fish Dish: Alex Hodgson (silver and first in class), Westmead Hotel, Birmingham; Mathew Shropshall (silver), UCB; Marco di Tullio (silver), Sheraton Skyline Hotel, Heathrow.

Peppadew Culinary Challenge: Lubomir Kovar (silver and first in class), Chartwell's, Christ's Hospital School; Claire Willett (silver), Bedford College; Jason Stetzel (bronze), Haileybury College Hertford; Thornley Grant (bronze), NEC Group Birmingham.

Hotelympia Frozen Fish Dish Challenge: Tobias Kaergel (silver and first in class), Jumeirah Carlton Tower, London; Ercan Soylu (silver), Turkish National Culinary Team; Carl Thompson (silver), NEC Group, Birmingham; Paul Soji (bronze), Sheraton Skyline Hotel, Heathrow; Sampath Perera (bronze), Holiday Inn London Chessington.


Restricted classes

Brakes Student Team Challenge: Tom Lawson, Matt Headford, Camilla Dignan (gold and first in class), Sheffield City College; Laura McFarlane, Heather Simpson, Gillian Hanson (silver and second in class), South Lanarkshire College; Dale Anderson-Smith, Jordan Fallis, Dominic Barry (silver and third in class), WestminsterKingsway College; Steve Gale, Katie Jones, Kelly Avis (bronze), City of Bristol College.

City &amp; Guilds 7100 Challenge: Thomas Harrison (gold and first in class), University College, Birmingham; Eran Shina (gold), WestminsterKingsway College, London; Daniel Callieu (silver), New College Nottingham; Daniel Gibson (silver), Great Yarmouth College; Greg Watkin (silver), Shrewsbury College.

Sodexo Chef of the Year: Andrew Willcox, commis Rob Lawton (gold); Raymond Cavanagh, commis Michele Bukkems (silver); Carl Barnett, commis Robert Szewczyk (bronze); James Davis, commis Steve Jarman (bronze).

Major Mini Series: Tess Clingham (gold), Westminster/Kingsway College; Jack Allibone (silver), House of Commons, London; Ben Murphy (silver), WestminsterKingsway College; Adam Maddock (bronze), Plymouth City College; James Dench (bronze), WestminsterKingsway College.


Junior classes
 
JPL1 British Culinary Federation Young Chef Challenge: Craig Lyons (gold and first in class), Royal Garden Hotel, London; Ben Murphy (gold), WestminsterKingsway College, London; Ross McMillan (bronze), Compass Group Culinary Team; Thomas Wadsley (bronze), British Army Culinary Arts Team; Richard McKee (bronze), Southern Regional College, Newry; De Ming Li (bronze), the Sandbanks Hotel, Poole.

Traditional pasta dish: James Bevan (silver and first in class), WestminsterKingsway College; Matthew Forbes (silver), Sandbar Restaurant, Leigh-on-Sea; Andrew Kingshott (bronze), South Downs College, Waterlooville; Alex Georgiou (bronze), London House, Goodenough College; Martin Rigby (bronze), Royal Garden Hotel, London.

New Zealand Lamb: Brian Leaver (gold and first in class), British Army Culinary Arts Team; Juan Sanchez Chavez (gold), Thames Valley University; Peter German (bronze), Bank of New York Mellon; Lee Warren (bronze), Haileybury College.
 
UK Skills "Search for a Star" (pastry): Nathan Drage (silver), Thames Valley University; Jon Hogan (bronze), Mandarin Oriental Hyde Park, London.
 
UK Skills "Search for a Star" (waiting): Benjamin Hare (silver), University College Birmingham; Andrew Clearly (bronze), the Ritz Hotel, London.
 
UK Skills "Search for a Star" (kitchen): Josh Howell (silver and first in class), WestminsterKingsway College; Nick Clarke (silver), 1901 Restaurant Andax, London; Daryl McCarthy (bronze), Llandrillo College; Richard McKee (bronze), Southern Regional College, Newry.
 

DISPLAY SALON - MEDALLISTS

Senior classes
 
Restaurant plates, starters: Luka Nowakowski (silver and first in class), Compass Group Culinary Team; Mathew Shropshall (bronze), Craft Guild of Chefs Culinary Academy; Steve Wilson (bronze), Craft Guild of Chefs Culinary Academy.


Restaurant plates, main course: Tom Allen (gold and first in class), Craft Guild of Chefs; Andy Wilcox, Craft Guild of Chefs Culinary Academy (gold); Matt Edmonds (silver), Craft Guild of Chefs Culinary Academy; David Davey-Smith (bronze), Combined Services Culinary Arts Team; Kieran Moore (silver), Craft Guild of Chefs Culinary Academy; Nathan Clark (silver), Compass Group Culinary Team; Jamie Gibbs (silver), Compass Group Culinary Team; Lina Savickaite (bronze), Lexington Catering, London; John Doman (bronze), Compass Group Culinary Team; Shaun Reason (bronze), Compass Group Culinary Team.

Restaurant plates, sweet: Lucie Bennett (silver and first in class), William Curley, Richmond-upon-Thames; Paul Calder (bronze), Federation of Chefs Scotland/Gleneagles; Al Watkins (bronze), Combined Services Culinary Team; Erdem Dirbali (bronze), Agaogul My City Culinary Team, Turkey.


Senior display

Works in fat: Naoko Sukegawa (gold and first in class), Spa Hotel, Tunbridge Wells; Thanonogsak Raxiwan (gold), Turkish National Culinary Team; Christopher Zammit (gold), Camilleri Caterers, Eastbourne; Viopula Athukorale (two golds), Leicester; Taylon Karabag (silver), Turkish National Culinary Team; Michell Agnew (silver), NEC Group, Birmingham; John Berry (silver), NEC Group, Birmingham; Robert Jones (bronze), British Army Culinary Arts Team; Palash Gomes (bronze), Radisson SAS Hotel London Stansted Airport.

Show platter of meat &amp;/or poultry/game: Shaun Reason (gold), Compass Group Culinary Team; Jamie Gibbs (silver), Compass Group Culinary Team; John Doman (bronze), Compass Group Culinary Team; Nathan Clark (bronze), Compass Group Culinary Team.

A restaurant platter, vegetarian: Terry Lumley (gold), Restaurant Associates, Lehman Brothers; Nick Saville (bronze), Combined Services Culinary Team.

Hotelympia Cold Buffet Challenge: Compass Group Culinary Team (bronze) – Ed Wright, Andrew Walker, Gerry Vincent, Robin Baker.

Food Service Culinary Challenge: Jon Seemann (gold), Avenance, Aspen Re, London; Sean Kimpson (silver), Avenance, Eversheds, London; Nik Johnston (bronze), Avenance/Elior UK, Macclesfield; Gary Morris (bronze), Avenance, Kingston University; David Bittlestone (bronze), Compass Group Culinary Team; Gary Price (bronze), Compass Group Culinary Team.

A show platter of fish and/or crustacea: Robert Frendo (silver and first in class), Melita Gardens, Balzan, Malta; Luka Nowakowski (silver), Compass Group Culinary Team; Raffet Ince (bronze), Agaoglu My City Culinary Team, Turkey.

A restaurant platter of fish: David Bittlestone (silver), Compass Group Culinary Team; Mark Li (bronze), Restaurant Associates, Lehman Brothers.

A restaurant platter of meat and/or poultry: Karl Gaskell (gold), Compass Group Culinary Team; Ashley Spencer (silver), WestminsterKingsway College; Wayne Ferguson (bronze), NEC Group Birmingham; Adrian Ford (bronze), NEC Group Birmingham; Nathan Clark (bronze), Compass Group Culinary Team; Luka Nowakowski (bronze), Compass Group Culinary Team; Shaun Reason (bronze), Compass Group Culinary Team.

Restaurant plates, fish course: Steve Wilson (gold), Craft Guild of Chefs Culinary Academy; Ryan Hopper (bronze), Combined Services Culinary Arts Team.
 
Robot Coupe Challenge: Robert Frendo (silver and first in class), Melita Gardens, Balzan, Malta; Jamie Webster (silver), Catering Support Regiment; Nathan Kelsey (bronze), Combined Services Culinary Arts Team; Robert Kennedy (bronze), Compass Group Culinary Team; Lynette Marston (bronze), the Royal Regiment of Scotland.

Open Team Grand Prix (buffet): Combined Services Culinary Arts Team (section B silver, section A bronze, section C bronze) – Ryan Hopper, Simon Atkinson, Jason Wood, Alun Davies, Jay Averill, John Heard; Elior UK Culinary Team (section A gold, section B silver, section C silver) – Mark Crowe, Haydn Groves, Rachel Newman, Marco Feder, Goran Kovacevic, Andrew Biggs; Compass Group Culinary Team (section A gold, section B silver, section C silver) - Bob Brown, Ben Ford, Clark Crawley, Charlotte Kemp, Karlene Gaskell, James Baker; Sodexo Culinary Team (section A silver, section B silver, section C bronze) – Malcolm Emery, Michael Godfrey, Leon Smith, Tom Parry, Steven Wylie, Gemma Amor.

Hotelympia Cold Buffet Challenge: Combined Services Culinary Arts Team (bronze) - Jonathan Smith, Matt Rowberry, Nathan Kelsey, Karl Bartlett.

Decorative exhibit: Sandra Grice (gold and first in class), Preston College; Paul Williams (gold), Le Manoir aux Quat’Saisons, Great Milton; Nicholas Bouhelier, Le Manoir aux Quat’Saison, Great Milton; Mailie Martin (gold), the Old Mill Inn, Chapel-le-Dale; John Berry (gold), NEC Group, Birmingham; Reynaldo Ayag (gold), Jumeirah Carlton Tower, London; Mark Perkins (gold), Chancery Court Hotel, London; Taylon Karabag (gold), Turkish National Culinary Team; Sandra Clennell (gold), Sugarfun, Consett, County Durham; Keith Hurdman (gold), Thorntons, Alfreton, Derbyshire; Deborah Fairweather (silver), Godstone, Surrey; Amar Khliel (silver), the Berkeley hotel, London; Felix Bayker Jr (bronze), Harrods, Knightsbridge; Palash Gomes (bronze), Radission SAS Hotel London Stansted Airport; Richard Mutz (bronze), Commonwealth Club of Virginia, USA; Philip Dixon (bronze), Hull College.

Miniatures: Christopher Zammit (gold and first in class), Camilleri Caterers, Eastbourne; Sharron Godfrey (gold), Brixham, Devon; Sandra Grice (gold), Preston College; Hweyin Ulusoy (silver), Turkish National Culinary Team; Zeynap Ulusoy (silver), Turkish National Culinary Team; Vipula Athukorale (silver), Leicester; Brian Hill (bronze), the Addington Golf Club Croydon (bronze); Joseph Rainey (bronze), Anniesland College/Cameron House Hotel.

Chocolate petits fours: Ross Sneddon (gold), Thorntons, Alfreton, Derbyshire; Anne Coquelin (silver), Le Manoir aux Quat’Saisons, Great Milton; Dinesh Maharjan (silver), Mandarin Oriental Hyde Park, London; Jacqueline Keenan (bronze), Simpsons Restaurant, Edgbaston; Christopher Valery (bronze), Pennyhill Park Hotel &amp; Spa, Bagshot; Tim Fisher (bronze), Indulgence Confectionery, Caterham. 

Petits fours: Leonardo Farnocchia (bronze), Royal Blue Executive Services, Ashford.

Pastillage mask: Chun Young Lee (gold and first in class), Claridge’s, London; Angelina Milanova (gold), Westminster Kingsway College; Vivian Lee (gold), Westminster Kingsway College; Rasit Yazici (gold), Agaoglu My City Culinary Team, Turkey; Julie Noble (silver), Ardingly College, West Sussex; Mike Sinfield (bronze), Ardingly College, West Sussex; Cris Muldoon (bronze), South Ruislip, Middlesex.

Decorated celebration cake: Lankika Illukkumbura (gold and first in class), New Malden, Surrey; Joanne Congdon (gold), Barwell, Leicestershire; Sarah Baxter (gold), Bournemouth &amp; Poole college; On Lee Yi (silver), Bournemouth &amp; Poole College; Yoko Kanematsu (silver), Westminster Kingsway College; Usharani Parnthaman (silver), Bournemouth &amp; Poole College; Lily Gray (silver), Brooklands College, Weybridge; Young Shin Kim (silver), Seoul, Korea; Elepe Ananda Johnson (bronze), the Lanesborough hotel, London; Sara Petchell (bronze), College of West Anglia, Wisbech; Julie Albone (bronze), Bedford College; Susan Wilcox (bronze), Coulsdon, Surrey; Annisa Sohoye (bronze), Westminster Kingsway College; Lynda Lewis (bronze), Coleg Sir Gar, Carmarthen; Pamela James (bronze), Coleg Sir Gar, Carmarthen; Mary Rees (bronze), Coleg Sir Gar, Carmarthen; Nadeen Smith (bronze), Coleg Sir Gar, Carmarthen.

Novelty: Nicholas Smith (gold and first in class), Vacherin, Imagination, London; Joanne Duffin (gold), Cake Magic UK, Bromsgrove; Megan David (gold), Sodexo Healthcare, North Devon District Hospital; Paula Macleod (gold), Creative Cake company, Wisbech; Donna Taylor (silver), Cake-Links, Christchurch; Christine Radford (silver), Litherland, Liverpool; Vicky Scott (silver), Taylor Shaw, Durham; Christine Giles (bronze), Croydon, Surrey; Tracey Wagstaff (bronze), University College, Birmingham; Caroline Jones, Brooklands College, Weybridge; Sarah Rae (bronze), Motherwell College.
 
Wedding cake: Lily Gray (gold and first in class), Brooklands College, Weybridge; Lankika Illukkumbura (gold), New Malden, Surrey; Jennifer Orrery (gold), Barking College, Romford; Lyn Reeds (gold), Coleg Sir Gar, Carmarthen; Susan Tarran (gold), Llanferres, North Wales; Charitha Fonseka (gold), Dagenham, Essex; Elizabeth Fundell (silver), Elizabeth's Cakes, Newport, Shropshire; Robert Haynes (silver), Lexington Catering, London; Angelina Milanova (silver), Westminster Kingsway College; Vanessa Ormesher (silver), Brooklands College, Weybridge; Du Ri Choi (silver), Seoul, Korea; Bernadette Rowe (bronze), Brooklands College, Weybridge; Ibrahim Bintebishe (bronze), London; Kelvin Chua (two bronzes), Willesden, London; Christine Radford (bronze), Litherland, Liverpool; Colin Vincent (bronze), the Wedding Cake Company, Caterbury; Barbara Fox (bronze), Buckley, Flintshire.
 
Floral sugarcraft: Susan Tarran (gold), Llanferres, North Wales; Vivian Lee (silver), Westminster Kingsway College; Sathyavathi Narayanswamy (silver), Croydon, Surrey; Barbara Fox (silver), Buckley, Flintshire; Tracey Wagstaff (bronze), University College, Birmingham.
 
Floral sugarcraft (P11): Susan Tarran (gold and first in class), Llanferres, North Wales; Barbara Fox (gold), Buckley, Flintshire; Leila Middleton (silver), Garston Herts; Susan Wilcox (bronze), Coulsdon, Surrey; Hazel Jones (bronze), West Croydon, Surrey; Tatiana Goubskaia (bronze), Bedford College; David Duque (bronze), Harrow College.
 
Miniature sugar flowers: Suriya Beesley (gold), Harrow College; Indika Jayasena (silver), Westminster Kingsway College; Dianne Davies (bronze), Iceability, Stafford; Leila Middleton (bronze), Garston, Hertfordshire.
 
Bridal bouquet: Sandra Grice (gold and first in class), Preston College; Vivian Lee (gold), Westminster Kingsway College; Sathyavathi Narayanswamy (gold), Croydon, Surrey; Indika Jayasena (silver), Llanferres, North Wales; Susan Tarran (silver), Llanferres, North Wales; Elaine Spence (bronze), Caerphilli, North Wales; Barbara Fox (bronze), Buckley, Flintshire; Alison Newman (bronze), College of West Anglia, Wisbech; Joan Petchell (bronze), College of West Anglia, Wisbech; Jeannine Mortlock (bronze), Universite College, Birmingham.
 
Floral display: Barbara Fox (gold), Buckley, Flintshire; Janet Seth (silver), Purley, Surrey; Susan Tarran (silver), Llanferres, North Wales; Claudette Wadood (bronze), Harrow College; Indika Jayasena (bronze), Westminster Kingsway College; Ulla Netzband (bronze), Harrow College.
 

Junior classes 
 
Works in fat: Mukesh Rai (gold and first in class), British Army Culinary Arts Team; Rachael Barnett (gold), South Downs College, Waterlooville; Keely Rainer-Jones (gold), Camilleri Caterers, Eastbourne; Claire Willett (gold), Bedford College; Simone Maxwell (silver), NEC Group, Birmingham; Marcus Riccio (silver), Bedford College; Madeline Thompson (bronze), Westminster Kingsway College; Ben Hughes (bronze), Westminster Kingsway College; Rebecca Remblance (bronze), Bedford College.

A show platter of meat and/or poultry/game: Rebecca Colley (gold), WestminsterKingsway College.

A show platter of fish: no medals awarded.
 
Decorative exhibit: Glen Sharman (gold and first in class); Penny Hill Park Hotel &amp; Spa, Bagshot; Alistair Birt (gold), Thames Valley University Ealing; Tracey Crawley (gold), Royal Garden Hotel, London; Rodney Galea (gold), Melita Gardens, Balzan, Malta; Arron Penn, Hull College; Annabel Blanco (silver), Brooklands College, Weybridge; Anthony Groves (silver), Brooklands College, Weybridge.

Tea pastries: Glen Sharman (gold), Pennyhill Park Hotel &amp; Spa, Bagshot; Lauren Rattigan (silver), Mandarin Oriental Hyde Park, London.

Chocolate petits fours: Glen Sharmam (silver and first in class); Daniel Moore (bronze), Hull College; Andrea Kulbaba (bronze), Motherwell College.
 
Decorated birthday cake - sugar paste or royal icing: Elisha Thomas (bronze and first in class), University College, Birmingham; Miranda Holmes (bronze), University College, Birmingham.
 
Decorated celebration cake - sugar paste or royal icing: Lowenja Fischer (gold), Henley College, Coventry; Katherine Schaffernoth (silver), St Catherine's School, Richmond VA, USa; Claire Willet (silver), Bedford College; Rodney Galea (bronze), Melita Gardens, Balzan, Malta; Colleen Corcoran (bronze), University College, Birmingham; Onur Sen (bronze), Peyton &amp; Byrne, London; Claire Willet (bronze), Bedford College.
 
Novelty cake: Claire Willet (gold and first in class), Bedford College; Tracy Crawley (gold), Royal Garden Hotel, London; Laura Millerchip (silver), University College, Birmingham; Harpreet Sohal (bronze), University College, Birmingham; Kimberley White (two bronzes), Bedford College.
 
Wedding cake: Min Ji Lee (gold), Brooklands College, Weybridge; Rachel Hodson (silver), Brooklands College, Weybridge; Malgorzata Grzybala (silver), Brooklands College, Weybridge; Tracy Brecke (bronze), Brooklands College, Weybridge.
 
Sugar flowers: no medals awarded.

Restaurant plates, starters: Matthew Lowe (silver and first in class), WestminsterKingsway College, London; John Oyefuga (bronze), Bank of New York, Mellon, London; Ugur Koca (bronze), Agaoglu My City Culinary Team, Turkey.

Plated fish main course: Oliver Regent (silver), WestminsterKingsway College.
 
Restaurant plates, terrine: no medals awarded.

Restaurant plates, fish course: Jack Rawlings (gold), WestminsterKingsway College; Rosie Angus (silver), WestminsterKingsway College; Natasha Norton (silver), Westminster Kingsway College; Sean Williams (bronze), South Downs College, Waterlooville.
 
Restaurant plates, main course: Amy Allcott (silver), Thornhaugh St, London; Connor Godfrey (bronze), Royal Garden Hotel, London; Chloe Kalou (bronze), WestminsterKingsway College.

Bread display: Verity Stansfield (bronze), Grimsby Institute of Further and Higher Education.

Restaurant plates, sweet: Rodney Galea (gold), Melita Gardens, Balzan, Malta; Ipek Altuntas (bronze), Agaoglu My City Culinary Team, Turkey.

City &amp; Guilds 7100 Challenge: Gemma Powell (silver), South Downs College, Waterlooville; George Gladstone-New (bronze), WestminsterKingsway College, London.
</description><pubDate>3/5/2010 9:38:00 PM</pubDate></item><item><title>Türkiye'nin en büyük yerli tatil oteli zinciri olan Joy Group iflas etti</title><link>http://www.ascilardunyasi.com/haberdetay.aspx?haber=4786</link><description> 

  
Türkiye'nin en büyük yerli tatil oteli zinciri olan Joy Group iflas etti. 14 tanesi 5 yıldızlı olmak üzere toplam 16 otelin işletmesini yapan gruba kayyum atandı. Şirketin Yönetim Kurulu Başkanı Akın Yılmaz'ın mal varlığına da tedbir konuldu.


Türk turizminin büyükleri arasında yer alan Joy Group, işlettiği 16 turistik tesiste toplam 20 bin yatak kapasitesine sahip. Joy Group bünyesinde yer alan işletmeler şunlar:

‘Joy Kiriş World Otel, Joy Ma Biche, Joy Kimeros Resort, Joy Club Bodrum, Joy Pegasos World, Joy Pegasos Resort İncekum, Joy Club Pegasos İncekum, Joy Royal Pegasos, Joy Nashira Otel,Joy Kiriş Resort, Joy World Palace, Joy Pegasos Tropical, Joy Pegasos Palace, Joy Hydros Club, Joy Bela, Blue Collection.’

2001 YILINDA SEKTÖRE GİRDİ 

Joy markası 2001 yılında Kiriş World markasının işletmesinin alınması işle doğdu. Akın Yılmaz'ın sahibi olduğu grup, 2006 yılına gelindiğinde 12 otelin işletmesini almıştı. Joy Group'un işlettiği otel sayısı geçen sene itibariyle de 16'ya yükseldi. 
 
Sebahattin ATMACA/ANTALYA, (DHA) </description><pubDate>3/5/2010 4:02:00 PM</pubDate></item></channel></rss>