﻿<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?><rss version="2.0"><channel><title>Aşçılar Dünyası</title><link>http://www.ascilardunyasi.com/xml.aspx</link><description>Aşçılar Dünyası'ndan Haberler</description><item><title>Kayseri Yemekleri Beğendik Kayseri Mutfağı’nda Yenir</title><link>http://www.ascilardunyasi.com/haberdetay.aspx?haber=5404</link><description>Kayseri Yemekleri Beğendik Kayseri Mutfağı’nda Yenir
1997 yılından beri hizmet veren Beğendik Kayseri Mutfağı, Ankara’da bulunan şubeleriyle, çeşitlerinin zenginliği ile ünlenen Kayseri mutfağının yöresel lezzetlerini sunuyor. Beğendik Kayseri Mutfağı, konuklarına, Beğendik ailesi tarafından uzun yıllardan beri oluşturulan reçetelere dayanarak hazırlanan yöresel tatlarla unutamayacakları bir ziyafet sunuyor. 

Beğendik Kayseri Mutfağı, uzun yıllardır Beğendik ailesi tarafından oluşturulan reçeteler doğrultusunda hazırladığı yöresel Kayseri yemekleriyle, Kayseri mutfağını mantı ve pastırmanın ötesine taşıyor. Hamur işi ve et yemeklerine düşkün misafirlerin damak tatlarına uygun bir çok farklı lezzeti bir arada bulacakları Beğendik Kayseri Mutfağı, Ankara Libya Caddesi’nde mideleri fethediyor.

Yüzlerce Yıllık Kayseri Yemek Kültürü Beğendik Kayseri Mutfağı’nda
Yüzlerce yıllık birikimden oluşan Kayseri yemek kültürünün en güzel örnekleri, Beğendik ailesi tarafından bizzat oluşturulan reçetelere dayanarak, geleneksel yöntemler kullanılarak elle üretiliyor. Orijinal reçetelere sadık kalınarak Kayseri yemek kültürünün yaşatılması amacıyla kurulan Beğendik Kayseri Mutfağı, uygun fiyatlarıyla da dikkatleri çekiyor.

Başlangıç Çömlek Peyniri ve Bazlamayla
Beğendik kayseri Mutfağı’nda çömlek peyniri, çaman ve bazlamayla başlayan ikramlar, misafirlerin beğenisine göre yerel tatlarla devam ediyor. “Bamya çorbası”, “börek aşı”, dillere destan Kayseri mantısı, kuzu kaburgadan yapılan ve üç saat boyunca fırında pişirilen “fırın ağzı”, “etli yaprak sarma”, kıymalı ve peynirli çeşitleriyle Kayseri’nin meşhur “yağlama”sı, “sucuk içi”, “patlıcan güveç”, börek çeşitleri sıkça tercih edilen yemeklerin başında geliyor. Beğendik Kayseri Mutfağı’nda hem mantı seven hem de et yemek istemeyenler için özel peynirli mantı da bulunuyor.

Yemek keyfini tatlı ile devam ettirmek isteyenler için ise Kayseri yöresine ait “nevzine”, “güllü baklava”, “açma”, “muska” ve “sarma” hafif ve lezzetli çeşitler arasında yer alıyor.

Beğendik Kayseri Mutfağı’nda 140 Çeşitle Brunch Keyfi
Beğendik Kayseri Mutfağı’nda her cumartesi – pazar saat 10:00 – 13:00 saatleri arasında brunch düzenleniyor. Beğendik Kayseri Mutfağı’nın brunchında 140 çeşit ürün bulunuyor. Misafirler klasik kahvaltılıkların yanı sıra Kayseri mutfağının geleneksel tatlarını da bulabiliyorlar.

Beğendik Kayseri Mutfağı’nın Ünlü Ziyaretçileri
Beğendik Kayseri Mutfağı eşsiz menüsü ve lezzetiyle bir çok ünlü konuğa da ev sahipliği yapıyor. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’den Yaşar Nuri Öztürk’e, Abdülkadir Aksu’dan Nimet Çubukçu’ya, Hasan Celal Güzel’e, Melih Gökçek’e kadar bir çok siyasinin zaman içerisinde uğrak yeri olmuş durumda. Safiye Soyman, Huysuz Virgin gibi ünlüler de Beğendik Kayseri Mutfağı’nın lezzetlerini tadanlar arasında.


</description><pubDate>7/29/2010 4:00:00 PM</pubDate></item><item><title>Tavan Restaurant: Tadı Damağınızda Kalacak Lezzetler Durağı
 </title><link>http://www.ascilardunyasi.com/haberdetay.aspx?haber=5403</link><description>Tavan Restaurant: Tadı Damağınızda Kalacak Lezzetler Durağı
Mübadele yıllarında Alaçatı’ya gelen göçmen bir babanın kendilerine verilen evi beğenmeyip oğlu adına aldığı tek odalı taş evin kalıntılarından yeniden doğan ve bu sefer bir oğlun babasına ithaf ettiği Ala Otel, 16 odası ile tarihi ve doğal yapısını koruyan Alaçatı kentsel sit alanı içinde konumlanmaktadır.

Mübadele yıllarında Alaçatı’ya gelen göçmen bir babanın kendilerine verilen evi beğenmeyip oğlu adına aldığı tek odalı taş evin kalıntılarından yeniden doğan ve bu sefer bir oğlun babasına ithaf ettiği Ala Otel, 16 odası ile tarihi ve doğal yapısını koruyan Alaçatı kentsel sit alanı içinde konumlanmaktadır.

Mimari projesi Mimar Orhan Bayrak tarafından tasarlanan ve uygulaması Kinesis A.Ş. tarafından gerçekleştirilen otel, Alaçatı’nın cumbalı taş bina geleneğinin modern bir estetik yorumla birleşmesi sonucu ortaya çıkmıştır.

Her odası farklı dekore edilen otel, şu anda otelin yönetiminde bulunan proje ekibinin kış aylarında Endonezya’nın farklı adalarından getirmiş olduğu tamamı doğal, masif ve el yapımı mobilyalar ile de çevredeki otellerin dekorasyonlarından farklılaşıyor. Akdeniz ve tropik bitki florasının başarı ile sentezlenip sergilendiği bahçe peyzajı, havuz kenarında huzurlu ve keyifli saatler geçirmenize de bahane oluyor...

Bünyesinde bulunan Tavan Restaurant’ın otel misafirleri için özel olarak hazırladığı taze meyveler eşliğinde sunulan sabah kahvaltısı; köy yumurtası, Alaçatı’ya özel hurma zeytini, ev yapımı reçelleri ve yarımadanın yöresel peynirleri ile güne güzel bir başlangıç yapma fırsatını sunuyor. Ayrıca değişik alternatiflerin sunulduğu kahvaltı mönüsüyle Alaçatı’yı ağırlamaya hazır.

Akşam yemekleri için Türk Mutfağı’nın ağırlıklı olarak Akdeniz ve Ege esintileriyle tat bulduğu Tavan Restaurant, sade ve ferah dekoru ile Alaçatı müdavimlerinin olduğu kadar damaklarında eşsiz bir tat arayanların da bu yıl vazgeçilmezi olacak. Tavan Restaurant, geleneksel tatların farklı dokunuşlarla sunulduğu mönüsünü Alaçatı’nın göbeğinde kalabalıktan uzak, huzurlu ve sıcak bir ortamda seçkin şaraplar eşliğinde sunmakta. Alaçatı’nın taze sebzeleri ile bezenen mönüde karides ve krem peynirle doldurularak bahçeden sabah toplanan kabak çiçeği akşam sofranıza sunuluyor.

Köz patlıcan, börülce ve Alaçatı sebze güveç hafif bir öğün isteyenlerin, taze deniz levreği ve beğendili-beyaz trüf yağı soslu bonfile ise akşam yemeğini ziyafete dönüştürmek isteyenlerin seçimi.

Alâ Otel hakkında detaylı bilgiye www.alaotel.com, Tavan Restaurant hakkında detaylı bilgiye ise www.tavanrestaurant.com adresinden ulaşabilirsiniz.

</description><pubDate>7/29/2010 3:55:00 PM</pubDate></item><item><title>gaziantepteki mutfak müzesi büyük ilgi görüyor</title><link>http://www.ascilardunyasi.com/haberdetay.aspx?haber=5402</link><description>Bu Müze Başka Müze 
Sevil Çelik - Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Tarafından Kurulan Gaziantep Emine Göğüş Mutfak Müzesi'nin Ziyaretçileri, Gaziantep Mutfağı ve Yemek Kültürüne İlişkin Bilgilenmekle Kalmıyor, Yöre Mutfağına Özgü Yemeklerin Tadına da Bakabiliyor  


 
 
Sevil Çelik - Gaziantep Büyükşehir Belediyesi tarafından kurulan Gaziantep Emine Göğüş Mutfak Müzesi'nin ziyaretçileri, Gaziantep mutfağı ve yemek kültürüne ilişkin bilgilenmekle kalmıyor, yöre mutfağına özgü yemeklerin tadına da bakabiliyor. 

Eski bakanlardan Ali İhsan Göğüş'ün doğup büyüdüğü, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi'ne annesinin adını yaşatmak koşuluyla bağışladığı ve restorasyon çalışmalarının ardından Emine Göğüş Mutfak Müzesi haline getirilen tarihi konak, Gaziantep'in mutfak kültürünün yanı sıra yöresel yemeklerin tanıtımına da katkı sağlıyor. 

İki yıl önce Gaziantep'in düşman işgalinden kurtuluşunun yıl dönümü olan 25 Aralıkta törenle açılan müzede, Gaziantep'in mutfak kültürünü yansıtan araç gereçler, sofra ve yemek kültürünü tanıtan maketler, duvarlarında Gaziantep yemeklerine ilişkin bilgilerin verildiği resim ve yazılar yer alıyor. 

Müzeyi ziyaret edenler ayrıca Gaziantep'e özgü yemeklerin yapılışının ve müzenin hikayesinin anlatıldığı kısa filmleri izliyor. 

Müzeyi diğerlerinden ayıran en farklı özelliklerden biri ise ziyaret edenlerin, 'içli köfte', 'yuvalama', 'ekşili ufak köfte' gibi yöre mutfağında önemli yer tutan yemeklerin tadına bakabilmeleri. Ziyaretçilere tadımlık olarak sunulan yemekleri Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Sanat ve Meslek Eğitimi Kursları (GAMEK) Aşçılık Okulu'nun sertifikalı aşçıları hazırlıyor. 

Ziyaretçiler, müzenin mutfak bölümünden hediyelik eşya ve bakliyat da satın alabiliyor. 



- 'GAZİANTEP MUTFAĞINI YAŞATMAK'- 



Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Asım Güzelbey, AA muhabirine yaptığı açıklamada, asırlardan beri değişik medeniyetlere ev sahipliği yapmış Gaziantep'in tarihine ve kültürüne sahip çıktıklarını söyledi. 

Mutfak müzesi haline getirilen tarihi konağın, geçmişte yıkılmak üzere ve madde bağımlılarının işgali altında olduğunu ifade eden Güzelbey, Ali İhsan Göğüş tarafından kendilerine bağışlanan konağı restore ederek Mutfak Müzesi haline getirdiklerini kaydetti. Güzelbey, şöyle konuştu: 

'Gaziantep mutfağı, dünyada şehir adıyla anılan tek mutfak. Biz de mutfağımızı bir kültür değeri olarak yaşatmak ve gelecek kuşaklara aktarmak istiyoruz. Müzemiz bu amaca hizmet edecek. Asırlardan beri değişik medeniyetlere ev sahipliği yapmış Gaziantep'in tarihine ve kültürüne sahip çıkıyoruz. Müzenin yanındaki binayı da alıp restore etmek ve Aşçılık Okulunu buraya taşımak istiyoruz. Hedefimiz buraya gelen ziyaretçilere Antep yemeklerinin yapılışını öğretmek ve onlara Antep yemeklerini tattırmak.' 
 
</description><pubDate>7/29/2010 12:27:00 PM</pubDate></item><item><title>Ramazan Tatlılarınıza Piyale’den İki Yeni Lezzet Daha </title><link>http://www.ascilardunyasi.com/haberdetay.aspx?haber=5401</link><description>Ramazan Tatlılarınıza Piyale’den İki Yeni Lezzet Daha 
Bu yıl, yazın en sıcak günlerine denk gelen Ramazan Ayı’nda iftardan sonra tercih edilecek hafif ve serin tatlılara, Piyale’den iki yeni lezzet daha eklendi. Geleneksel mutfak kültürümüzün sevilen sütlü tatlıları “Tavukgöğsü” ve “Muhallebi”, Piyale Türk tatlı grubunun en yeni üyeleri olarak raflardaki yerini aldı.

Ramazan’da iftardan sonra hafif sütlü tatlıları tercih edenler, Piyale’nin en yeni iki lezzeti olan “muhallebi” ve “tavukgöğsü”nü sofralarından eksik etmeyecek. Hazırlanması 15 dk. kadar kısa bir zaman alan Piyale Türk tatlıları, sıcak yaz günlerinde hafif ve serin bir tatlı keyfi için doğru tercih olmaya devam ediyor.

Ramazan’da her iftarda farklı bir Piyale !

Piyale, Ramazan ayında her akşam damak tadınıza hitap edecek lezzetler sunuyor. Piyale Türk tatlıları iftar sofranızın vazgeçilmezi olacak: Supangle, sakızlı muhallebi, sütlaç, revani, aşure, kazandibi, irmik tatlısı ya da irmik helvası…

Piyale lezzeti, Ramazan sofralarının baş tacı olmaya devam edecek.

</description><pubDate>7/27/2010 1:56:00 PM</pubDate></item><item><title>Filizler Köftecisi, Ramazan Mönüsünü Açıkladı
</title><link>http://www.ascilardunyasi.com/haberdetay.aspx?haber=5400</link><description>Filizler Köftecisi, Ramazan Mönüsünü Açıkladı
Sakin, huzurlu ve sıcak bir mekanda hem iftar sofrasında bulunmak hem de keyifli bir yaz akşamının tadını doyasıya çıkarmak istiyorsanız, Tuzla’daki Filizler Köftecisi’nden daha uygun bir mekan bulamazsınız.

 Ramazan aylarının en büyük huzuru aslında iki yerde yaşanır: İnsanın iç aleminde ve iftar sofrasında... İlki biraz kişinin kendisiyle ve hayata bakışıyla ilgilidir ama ikincisi, kesinlikle doğru bir seçim yapmakla alakalıdır. Eğer sakin, huzurlu ve keyifli bir yaz akşamında, şehrin karmaşasından uzak, dostlarla baş başa ve dostluğa önem veren bir mekanda iftar sofrasında bulunmak istiyorsanız, gideceğiniz yerler bellidir ve Tuzla Filizler Köftecisi belki de en iyi seçeneğinizdir...

Çünkü Filizler’in ahşap kütük tarzı mekanında geleneksel lezzetler sunulur. Takdir edeceğiniz hizmet anlayışı ise hayranlık uyandırır. İftar sonrası akşam serinliğinde Tuzla sahilinde çıkacağınız yürüyüş ise size günün sıkıntılarından uzak, sakin ve sevdiklerinizle, dostlarınızla baş başa geçireceğiniz o çok özel anları yaşamanız için fırsat sunar. Çünkü Tuzla Filizler Köftecisi, sadece lezzetli köfteler yiyeceğiniz hoş bir mekan değil, aynı zamanda bir dost meclisidir... İster ailenizle, ister arkadaşlarınızla bir arada bulunabileceğiniz hoş ve şık bir mekandır. Bu bile tek başına, Ramazan’da Tuzla Filizler Köftecisi’ne uğramanızı için geçerli bir nedendir.

Tuzla Filizler Köftecisi’nde Ramazan ayına özel fiks mönü, her zamanki gibi büyük bir özenle hazırlanır. Lezzeti sınırsız, fiyatı ise makuldür:

İftar tabağı (pastırma, salam, eski kaşar, beyaz peynir, domates, salatalık. Hurma, zeytin) 
Mercimek Çorbası
Paçanga Böreği
Karışık Izgara (Filizler Köfte, Kaşarlı Köfte, Tavuk But Şiş)
Piyaz veya Çoban Salata
Özel Tatlı Tabağı (İrmik Helvası, Cevizli Ev Baklavası, Kaymaklı İncir Tatlısı) 
İçecek
Su
(Çay ve Türk Kahvesi, Filizler’in ikramı...) 
Fiyatı: 30 TL

Filizler Köftecisi Hakkında:

Başarının, varılması gereken bir nokta değil, uzun yıllar sürdürülmesi gereken bir hizmet anlayışı olduğunun bilinciyle hareket eden Filizler Köftecisi, bundan 16 yıl önce İstanbul’un Tuzla sahilinde hizmet vermeye başladı. Yıllar içinde ünü İstanbul sınırlarını zorlayan köftesinin lezzeti ve ziyaretçilerinin peçetelere yazdığı notlarının masalar üzerindeki camların altında sergilenmesi geleneği hiç değişmedi. Filizler günümüzde 270 kişi kapasiteli restoranı, et yemekleri, ızgaraları kadar, müşterilerine sunduğu ev yapımı turşular&amp;tatlılar ve özel mezeler gibi farklı lezzetleriyle de anılıyor. Filizler, makul fiyatlarıyla beraber yıllardır sürdürdüğü lezzet geleneğiyle, her gün yüzlerce müşterisini ağırlıyor. Yakın zamanda, İstanbul’un değişik noktalarına, titizliğinden ödün vermeden, mevcut atmosferini ve ürünlerini ulaştırmak için şubeler açmayı planlıyor. </description><pubDate>7/27/2010 1:51:00 PM</pubDate></item><item><title>Hilton İstanbul Avrupa’da En İyi Executive Lounge’lardan Biri Seçildi</title><link>http://www.ascilardunyasi.com/haberdetay.aspx?haber=5399</link><description>
Hilton İstanbul Avrupa’da En İyi Executive Lounge’lardan Biri Seçildi
Dünya çapında yayınlanan, seyahat severlerin vazgeçilmez dergisi Business Traveller, dünyanın en iyi Executive Otel katlarına dikkat çektiği özel dosyasında, Hilton İstanbul’un Executive Lounge’ını dünyanın en iyileri arasında gösterdi.

Business Traveller dergisi, şehrin merkezinde, eşsiz Boğaz manzarasına hâkim lüks odaları, merkezi konumu, üstün hizmet kalitesi ve kişiselleştirilmiş servis anlayışıyla Türkiye’nin ilk beş yıldızlı oteli Hilton İstanbul’u dünyanın en iyi Executive Lounge’ına sahip otellerinden biri olarak dünyaya duyurdu.

Hilton İstanbul, toplantı, davet, organizasyon için her türlü imkanı ve konforu misafirlerine sunarken, lobiden özel bir asansörle çıkılan Boğaz manzaralı Executive Katlarda konuklarını ayrıcalıklı bir hizmetle ağırlıyor.

Hilton İstanbul misafirleri, 9. Katta bulunan Executive Lounge’da iş gezilerinde yorulan misafirlerine havaalanı transferlerini, uçak biletlerini, akşam yemeği rezervasyonlarını ve check-in ve check-out’ta özel olarak sunduğu tüm imkânların yanı sıra, panoramik Boğaz manzarası eşliğinde kahvaltı olanağı da sunuyor. Gün boyu ücretsiz açık büfe yiyecek ve içecek servisiyle de Hilton İstanbul Executive Lounge, misafirlerini İstanbul Boğazı’na karşı çalışmanın keyfini yaşamaya davet ediyor.

Hilton Worldwide İstanbul Otelleri’nden Conrad İstanbul ve Hilton ParkSA da Executive katlarında sundukları hızlı check in/check out, özel danışma, farklı dillerde yerli ve uluslararası yayın seçenekleri, gün içinde zengin yiyecek içecek ikramlarının yapıldığı, internet erişiminin de sağlandığı özel Lounge alanına giriş gibi ayrıcalıklar ile misafirlerine özel bir deneyim yaşatıyor.

Hilton İstanbul Hakkında:

Hilton Worldwide, lüks ve tam hizmet veren otellerden tatil otellerine, uzun süreli konaklama süitlerinden orta sınıf otellere kadar uzanan ürün portföyü ile global konukseverlik sektörünün lider şirketidir. Hilton Worldwide, 90 yılı aşkın süredir iş ve tatil amaçlı seyahat edenlere en kaliteli konaklama, hizmet, konfor ve değeri sunmaktadır. Şirket, tüm global markalarında, konuklarına ayrıcalıklı bir deneyim sunma geleneğini sürdürmeye kendisini adamıştır. Waldorf Astoria Hotels &amp; Resorts, Conrad Hotels &amp; Resorts, Hilton, Doubletree, Embassy Suites Hotels, Hilton Garden Inn, Hampton Inn &amp; Suites, Homewood Suites by Hilton, Home2 Suites by Hilton ve Hilton Grand Vacations da dahil olmak üzere, markalarımız 81 ülkede 3.500’den fazla oteli kapsamaktadır. Şirket ayrıca dünya genelindeki Hilton HHonors® konuk ödüllendirme programını da yürütüyor. Şirket hakkında daha fazla bilgi için www.hiltonworldwide.com adresini ziyaret edebilirsiniz. </description><pubDate>7/27/2010 1:49:00 PM</pubDate></item><item><title>Sipariş Yemeksepeti.com’dan, Hediyesi GittiGidiyor’dan</title><link>http://www.ascilardunyasi.com/haberdetay.aspx?haber=5398</link><description>Sipariş Yemeksepeti.com’dan, Hediyesi GittiGidiyor’dan
26 Temmuz - 1 Ağustos tarihleri arasında, yemeksepeti.com’dan 30 TL ve üzeri sipariş verenler, Türkiye’nin en işlek alışveriş merkezi GittiGidiyor.com’dan 5 TL’lik hediye çeki kazanıyor. 

 Türkiye’nin her yerinden alışveriş yapma imkanı sunan GittiGidiyor.com, Türkiye’nin ilk ve en büyük online yemek siparişi sitesi yemeksepeti.com ile yaptığı işbirliğiyle kullanıcılara yedikçe kazanma fırsatı sunuyor. yemeksepeti.com’daki binlerce restoran ve yüz binlerce yemek arasından dilediklerini seçerek 30 TL ve üzeri sipariş veren kullanıcılar, 5 TL'lik GittiGidiyor Hediye Çeki kazanıyor.

26 Temmuz - 1 Ağustos tarihleri arasında yemeksepeti.com siparişleriyle hediye çeki kazananlar, hediye çeklerini herhangi bir asgari harcama tutarı olmadan, diledikleri alışverişlerinde kullanabilecek.
</description><pubDate>7/27/2010 1:47:00 PM</pubDate></item><item><title>Hedef; 2012 Yılı Sonunda Türkiye’nin İlk 5 Yağ Markası İçinde Olmak</title><link>http://www.ascilardunyasi.com/haberdetay.aspx?haber=5397</link><description>Hedef; 2012 Yılı Sonunda Türkiye’nin İlk 5 Yağ Markası İçinde Olmak
Sunar Grup Direktörü Mevlüt NACAR, mısır ve ayçiçeği başta olmak üzere ürettikleri üstün kaliteli bitkisel yağları, inovatif çalışmalarıyla tüketiciye çok şık bir ambalajla sunduklarını söyledi. Nacar, 50'den fazla distribütör aracılığıyla ürünlerini ülkenin dört bir yanına ulaştırdıklarını bildirdi.

2009 yılında, ihracat yapılan ülke sayısı 40 iken, Sunar Grup katıldığı fuarlar ve yurt dışı pazarlama aktiviteleri sayesinde şuan Ortadoğu, Kuzey Afrika, Uzakdoğu, Batı Afrika ülkeleri başta olmak üzere 2010 yılı ilk yarı sonu itibari ile toplam 56 ülkeye ihracat yapan bir marka haline geldi… Yaptığı inovatif çalışmalarla da yıllık cirosunu katlayarak devam ettiren marka, 2009 yılı verilerine göre Türkiye mısır yağı ihracatının %13 ünü, Türkiye toplam yağ ihracatının %5ini gerçekleştirdi. 2010 yılının ilk yarısında ise Mısır yağı ihracatındaki payını %30’a çıkarmayı başardı. Ürün çeşitlendirmelerine giderek, 2010 yılı için 40 milyon doları ihracattan olmak üzere toplam 120 milyon TL ciro hedefi olan marka, 2012 yılı sonunda Türkiye’nin ilk 5 yağ markasından biri olmayı hedefliyor.

Sunar yağ, önceki yıllarda olduğu gibi 2010 yılının ilk yarısında da en büyük odak noktasını dağıtım ağını daha da geliştirmek olarak belirlemiş durumdadır. Bir taraftan markanın ulaştığı illerdeki varlığını güçlendirirken diğer taraftan da yeni distribütörlükler ile yeni illeri dağıtım ağına ekleyerek her geçen tüketicilerine daha da yakınında olmayı hedeflemektedir.

‘‘Tarladan Sofraya üretim’’…

Türkiye'nin önde gelen glikoz ve nişasta üreticilerinden Adana merkezli Sunar Grup, tasanm ödülü alan ince belli şişesi ve Sunar markasıyla sıvı yağ sektöründe emin adımlarla ilerliyor. Sunar Grup’un yılların birikimiyle uzmanlığını kanıtladığı mısırdan yola çıkarak, paralel çizgilerle ve feminen hatlarla donatılan şişe 1 litre ve 2 litre’lik ambalajlarıyla tüm Türkiye’de raflarda yerini aldı.

Sunar Grup Direktörü Mevlüt Nacar, yıllardan beri Türkiye'nin en önemli gıda markaları için üretim yapan grubun, kendi markasıyla ve ‘‘Tarladan Sofraya’’ üretim anlayışıyla imal ettiği ürünleriyle doğrudan son tüketiciye hitap edeceğini söyledi. SUNAR'ın sıvı yağ sektörüne girmesi, 2006'da 30 milyon dolarlık yatırımla bitkisel yağ fabrikasının kurulmasıyla başladı. Tesisin devreye girmesinin ikinci yılı olan 2008’den itibaren iyi bir pazarlama ekibi kurduklarını ve markalaşma sürecine girdiklerini belirten Nacar, ulusal reklam çalışmalarına başlamadan önce 50'den fazla distribütör ile Sunar yağı bütün ülkede yaygınlaştırdıklannı aktardı. En yüksek kalite ile ürettiğimiz yağlarımızın rafta tüketicinin dikkatini çekebilmesi için ambalaj tasarımı üzerinde titizlikle çalıştıklarının bilgisini vererek, "Çok iyi bir ürün ürettik. Tüketicinin karşısına çıkmadan önce de ulaşılabilir, uygun fiyatlı bir malı, en iyi kalite ve en güzel ambalajla sunmamız gerekiyordu. 3 yıl bu altyapı ile uğraştık. Sunar Yağı, raflarda olduğu akıllarda da kanto müziği ile zirveye oturacak bir reklam kampanyası başlattık”

Altın Ambalaj Ödülü

Ürünün kalitesine büyük önem veren SUNAR, ambalaj konusunda da farklılaşmaya giderek, Türkiye’nin ilk marka danışmanı Güven Borça danışmanlığında Türkiye’de ilk defa, yağların lezzetine, ergonomiyi de katmak için yılların deneyimli tasarımcısı Dr.Oya Akman’a yepyeni bir yağ şişesi tasarlattı.

Ödüllü şişe Türkiye’de ilk defa çift etiket kullanımına imkan vermektedir

Ambalaj, doğadan direkt olarak elde edilen bitkisel sıvı yağ ambalajı olmasından dolayı doğadan esinlenilerek tasarlanmıştır. Firmanın lokomotif ürünü mısır yağı olduğundan tasarımda özellikle mısır bitkisinin yaprağı kullanılmıştır. Mısır yaprağındaki ince damarlar şişenin tüm yüzeyini baştan başa kaplayan çizgilerde yansıtılmaktadır. Şişeye ergonomik bir yapı, iyi bir tutuş ve etkili bir döküm sağlayan orta kısımda, çizgiler kalınlaştırılarak, hem estetik hem dayanıklılık açısından kazanım sağlanmaktadır.

Ambalaj, özellikle oval yapısı, ön yüzde çift etiket kullanımı ve ışığı kıran çizgileri ile rakiplerinden farklılaşmaktadır.

Öncelikle şişe oval yapısı ile sektörde birbirini taklit eden şişelerin arasından sıyrılarak silüet olarak fark edilir bir şişe olmasının yanı sıra, oval oluşunun bir diğer katkısı ise dağıtım ve depolamada, ön yüzleri dönük şekilde istiflendiğinde, yer kazanımı sağlamasıdır. 
Doğadan esinlenerek tasarlandığından, doğaya saygı gösterilerek, hafif bir yapıda tasarlanarak, üst ve alttan yapılan baskılarda küçülerek atığının daha az yer kaplaması sağlanmıştır. 
Şişe; doğadan geleni en doğal haliyle tüketiciye sunmak üzere en mükemmel şekilde düşünülmüş, aylarca süren bir çalışmanın sonrasında hazırlanmıştır.

Adana'nın duayen sanayicilerinden, Ziraat Yüksek Mühendisi Nuri Çomu tarafından kurulan Sunar Grup, 40 yıla yakın süredir tarıma dayalı sanayi ürünlerinde faaliyet gösteriyor

Kökeni 1970’li yıllara dayanan Sunar Grup bünyesinde barındırdığı 4 şirket ile gıda ve tarıma dayalı sanayi sektöründe faaliyet göstermektedir. Grup’a bağlı şirketlerde un ve yem, nişasta ve nişasta bazlı ürünler, bitkisel sıvı yağlar ile endüstriyel gıda ürünleri, taze meyve üretim ve satışı gerçekleştirilmektedir.

Yıllık 400 bin ton yağlı tohum ve hububat işleme kapasitesine sahip olan Sunar Grup, 40 yıllık geçmişi ile bugün 3 kıtada 50’yi aşkın ülkeye ihracat yapmaktadır. Sunar Grup aynı zamanda iç piyasadaki gıda markalarının da en önemli tedarikçilerinden. Sunar Grup'un 80'li yıllarda yatırım yaptığı mısır, bugün Adana'nın en önemli zirai faaliyeti haline gelmiş durumda. Türkiye'de üretilen toplam mısırın yüzde 45'ni tek başına karşılayan Çukurova bölgesi, ülkenin mısırdaki dışa bağımlılığını da sona erdirmiş durumda. Mısırın gelişmiş ülkeler için vazgeçilmez bir tarım ürünü olduğunun altını çizen Mevlüt Nacar, mısırdan üretilen nişastanın ve türevlerinin gıda, tekstil ve kağıt başta olmak üzere birçok sanayinin temel hammaddesi olduğunu aktardı. Sunar Grup’un lokomotifi olan Sunar Mısır’ın verdiği destek ile Çukurova bugün mısır ambarı haline gelmiş ve ülkemiz dışa bağımlı olmaktan kurtulmuştur. Aynı şekilde son dönemde bölgede gelişen ayçiçeği üretiminin de en büyük destekçisi olan Sunar Grup, üretim yetersizliği nedeniyle dışa bağımlı olduğumuz bir ürün olan Ayçiçeği üretiminde de Çukurova’nın önemli bir merkez olmasına öncülük etmektedir.

Uzman Kadro

'Marifetli SUNAR, ince belli şişesinde...' sloganı ile reklamlara çıkan SUNAR; Renkli kanto müziği ile reklam kuşaklarını oldukça renklendirmeyi planlıyor. ürünün doğuşu ve raflarda yerini alana kadar ki zamanda alanında uzman kişilerle çalışıldı.

Alanında uzman pazarlama ekibinin yanında reklam sektörünün yükselen yıldızı Alaaddin Ajans’ın kreatif çalışması ve ülkemizin ilk marka danışmanı Güven Borça liderliğinde Markam Danışmanlık firmasının stratejik konumlamasının bir ürünü olan reklamı eğlenceli bir jingle eşliğinde televizyon ekranlarından keyifle izleyeceğiz. Doret Habib PR İletisim Danışmanlığının yürüttüğü; Basin ve İletişim çalışmalarıyla tüketicilerle bir araya gelecek olan ürün, güçlü bir danışmanlık kadrosu sayesinde tüm Türkiye ile buluşacak

</description><pubDate>7/27/2010 1:44:00 PM</pubDate></item><item><title>Manavgat Aşçılar Derneği Yönetim Kurulu ndan kandil mesajı
</title><link>http://www.ascilardunyasi.com/haberdetay.aspx?haber=5396</link><description>BERAT KANDİLİNİZ MÜBAREK OLSUN.
Manavgat Aşçılar Derneği Yönetim Kurulu 

Milletimizin kandil olarak adlandırdığı bu geceler, dünyanın koşuşturması içerisinde varlık ve yaratılış gayesini adeta unutup sonu gelmez emeller ve hevesler peşinde koca bir ömrü heba eden bizlere, özümüze dönme ve kendimizi sorgulama, geçici olanla kalıcı olanı fark etme, kalp gözümüzü açma ve gönül dünyamızı temizleme fırsatı sunar. Ayrıca Rabbimize, kendimize ve bütün insanlığa karşı sorumluluklarımızı hatırlatır, bu görevlerimizi ihmal edip etmediğimizi yeniden düşünme, tövbe ederek geçmişi affettirme, dua, azim ve kararlılıkla geleceği inşa etme imkânı sağlar.

Günümüz dünyasında, sadece ferdi ve ailevi mutluluğu değil, toplumsal hayatı, barış, huzur, dayanışma ve kardeşlik içinde yaşayabilmeyi tehdit eden maddi manevi pek çok olumsuzluğun yaşandığına Kur'an-ı Kerim'deki ''Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü Allah bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O çok bağışlayan, çok esirgeyendir'' 
</description><pubDate>7/26/2010 6:43:00 PM</pubDate></item><item><title>Kısa Adı Gasder Olan Gaziantep Gastronomi Ve Aşçılar Derneği Kuruldu. </title><link>http://www.ascilardunyasi.com/haberdetay.aspx?haber=5395</link><description>GAÜN öğretim üyesi Yard. Doç. Dr. İlkay (Gök) Pınarlı başkanlığında kurulan dernek Gaziantep'te faliyet gösteren restoran, lokanta ve çeşitli işletmelerdeki aşçıları eğitmenin yanında Gaziantep mutfağının korunması ve dünyaya tanıtılmasını da hedefliyor. 

Uzun bir süredir kuruluş çalışmaları sürdürülen ve kısa adı GasDer olan GAZİANTEP GASTRONOMİ ve AŞÇILAR DERNEĞİ kurularak faaliyetlerine başladı. GasDer'in kuruluşunun ardından ilk yönetim kurulu üyeleri belirlendi. Yeni kurulan ve aşçıların eğitimi yanında Gaziantep ve Türk mutfağının bir çok konuda araştırılarak bölgede gastonomi turizminin geliştirilmesini hedefleyen dernek kurucu yönetim kurulu başkanlığına GAÜN Öğretim Üyesi Yard. Doç. Dr. İlkay (Gök) Pınarlı başkan, yardımcılığına Baran Ölçer getirildi. 

Derneğin kurucu üyeleri ise Şerife Ünivar, Ali Nadir Zeyrek, M.Ragıp Güzelbey, Şirvan Payaslı, Battal Yıldırım, Levent Aktaş ve Erdal Baloğlu'ndan oluştu. 

Dernek çalışmaları hakkında bilgi veren GasDer Yönetim Kurulu Başkanı Yard.Doç. Dr. İlkay (Gök) Pınarlı "Gaziantep Gastronomi ve Aşçılar derneğinin en önemli amaçlarından biri şehrimizde bulunan aşçıların mesleki alanda gelişmelerini sağlamaktır. Bu amaçla ben ve Gaziantep Üniversitesi Öğretim Üyesi arkadaşlarım gönüllü olarak hiçbir ücret talep etmeden Ekim-Kasım 2010 tarihinden itibaren eğitimlerimize başlamayı planlıyoruz. Öncelikle Gaziantep'te bulunan işletmeleri ziyaret ederek onların da eğitim konusunda fikirlerini alıp kendi elemanlarında eksik buldukları konuları tespit etmek ve ardından eğitim için konu başlıklarını tespit ederek dernek olarak ilk adımımızı atmak istiyoruz. Eğitimlerle aşçılarımızın mesleki niteliklerini geliştirip Gaziantep Aşçılarının sadece kebap, lahmacun ve baklava değil pek çok konuda mesleki yeterliliklere sahip olduklarını tüm ülkeye göstermek istiyoruz. Bu sayede onların mesleki rekabet gücünün artmasına destek vermiş olacağız. Diğer önemli bir hedefimiz ise yeni yeni Gaziantep'te söylenmeye başlayan "Gastronomi Turizm"i ni tam anlamıyla canlandırmaktır. Gaziantep'in tarihi en önemli miraslarından biri olan Antep Mutfağını anlatmaya gerek yok. Ama maalesef bu zamana kadar yapılan çalışmalar bunların bir kitapta toparlanmasından öteye gidememiş. Böyle bir mirasa sahip Gaziantep'in çok önceden bu derneği kurup bu çalışmaları başlatması gerektiğini düşünüyorum. Gaziantep yemekleri dendiğinde baklava, kebap ve lahmacun üçlemesinin dışında adını duyurmayı hak etmiş pek çok yemeği bulunmakta ve bu yemekler lezzetinin dışında çok yüksek besin değerlerine de sahip. Bunların kitaplarda saklı kalmaması, fast foodlara yenik düşüp bizden sonraki nesiller tarafından unutulmaması için tanıtımların yapılması gerekmektedir. Bu amaçla derneğimiz festivaller, ulusal ve uluslararsı yarışmalar düzenleyerek ve bu konuda merakı olan amatör, profesyonel pek çok turisti de şehrimize getirterek Gastronomi Turizminin gelişmesini ve çok sayıda Antep yemeklerinin büyük kitlelere tanıtılmasını, unutulmamasını hedeflemektedir. Yukarıda bahsettiğim ve bunun yanında sayamadığım pek çok hedefimizi hem devlet kurum ve kuruluşları hem de özel işletmelerle birlikte çalışarak gerçekleştirebiliriz. Tabi ki en başta aşçılarımızın derneğimize katılarak bizlerle birlikte çalışması ve derneği sahiplenmesi gerekmektedir. Her şeyden önce bu onlar için kurulmuş bir dernektir. Yaptığımız görüşmelerde amaçlarımızı anlattığımızda pek çok işletme amaçlarımıza katıldıklarını bildirdiler. Bu bizlerin çalışmalarını hızlandırması için çok olumlu bir etkendi. Derneğimizin kurucu üyelerinin destekleriyle, web sitemizi kuruldu ve bu site aracılığıyla kendimizi daha iyi ifade edeceğimizi, çalışmalarımızı bu siteden duyurarak konuyla ilgisi olan herkese kısa zamanda ulaşacağımızı umuyoruz. Derneğimize katılmak, bizlerle fikirlerini paylaşmak isteyen herkesi derneğimize bekliyoruz. Derneğin amaçları ve bunları gerçekleştirmek için hedeflediğimiz faaliyetler web sitesinde detaylarıyla bulunmaktadır." dedi.  
HABERLER</description><pubDate>7/26/2010 12:15:00 PM</pubDate></item><item><title>Berat Kandili, Müslümanlara açılmış fırsat kapısı- KANDİLİNİZ KUTLU OLSUN</title><link>http://www.ascilardunyasi.com/haberdetay.aspx?haber=5394</link><description>Berat Kandili, Müslümanlara açılmış fırsat kapısı- 


Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, Berat Kandili'nin kurtuluş, af ve arınma gibi anlamlara geldiğini kaydederek, bu mübarek gecenin sunduğu manevÃ® iklimin ibadet, istiğfar ve dua ile geçirilmesinin önemini vurguladı.
Bu gece, rahmet dalgalarının başladığı üç aylarda inananların kurtuluşuna vesile olan Berat Kandili. Şaban ayının 15. gecesi olan bu mübarek günde af ve mağfiret için kalkan eller, beraata eriyor. Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu, Berat Kandili dolayısıyla yayımladığı mesajda, Ramazan ayının müjdecisi olan bu gecenin, "Bilerek veya bilmeyerek işlenen hata ve günahlardan tövbe ederek, günahların kalplerde bıraktığı kirlilikten arınma, bunalan ruhların Yüce Rabb'imizin rahmetine ve mağfiretine ulaşması adına Müslümanların önüne açılmış bir fırsat kapısı" olduğunu belirtti. Bu gecede, inananların kulluk bilinci ve hesap verme şuuruyla suç ve yanlışlardan kaçınmaları, günahlardan arınmaları ve Yüce Yaratıcı'nın sonsuz rahmet ve merhametine iltica etmeleri gerektiğini söyledi.

Bardakoğlu, Berat Kandili'nin kurtuluş, af ve arınma gibi anlamlara geldiğini kaydetti. Hz. Muhammed'in af, merhamet ve mağfiret gecesi olarak kabul edilen Berat Kandili'nde Cenab-ı Allah'ın kendisinden bağışlanma dileyenleri affedeceğini, içtenlikle yapılan duaları kabul edeceğini müjdelediğini vurguladı. Kur'an'daki "Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü Allah bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O çok bağışlayan, çok esirgeyendir." müjdesinin farkına vararak günah ve kusurlardan dolayı tövbe edilmesi gerektiğini ifade etti. Günümüzde, sadece ferdî ve ailevî mutluluğu değil, toplumsal hayatı, barış, huzur, dayanışma ve kardeşlik içinde yaşayabilmeyi tehdit eden pek çok olumsuzluğun yaşandığını anlatan Diyanet Reisi, "Milletimizin kandil olarak adlandırdığı bu geceler, dünyanın koşuşturması içerisinde varlık ve yaratılış gayesini adeta unutup sonu gelmez emeller ve hevesler peşinde koca bir ömrü heba eden bizlere, özümüze dönme ve kendimizi sorgulama, geçici olanla kalıcı olanı fark etme, kalp gözümüzü açma ve gönül dünyamızı temizleme fırsatı sunar." dedi.

Diyanet İşleri Başkanı Bardakoğlu, mübarek gecelerin Allah'a, kendimize ve insanlığa karşı sorumluluklarımızı hatırlattığına dikkat çekerek, şöyle devam etti: "Bu görevlerimizi ihmal edip etmediğimizi yeniden düşünme, tövbe ederek geçmişi affettirme, dua, azim ve kararlılıkla geleceği inşa etme imkanı sağlar."
</description><pubDate>7/26/2010 12:09:00 PM</pubDate></item><item><title>TAFED BAŞKANI ZEKİ AÇIKÖZ TÜM AŞÇILARIN BERAT KANDİLİNİ TEBRİK ETTİ</title><link>http://www.ascilardunyasi.com/haberdetay.aspx?haber=5393</link><description>Berat kandilinin onurlu mesleğimizde alınteri döken meslektaşlarımıza ailelerine, sevdiklerine ,ülkemize ve bütün insanlığa hayır ,bereket , sağlık ve huzur getirmesini temenni eder tebrik ederiz .

TÜRKİYE AŞÇILAR FEDERASYONU

  YÖNETİM KURULU ADINA

      ZEKİ AÇIKÖZ
        BAŞKAN
       
</description><pubDate>7/26/2010 12:01:00 PM</pubDate></item><item><title>başatder başkanı reşat erdemirden kandil mesajı</title><link>http://www.ascilardunyasi.com/haberdetay.aspx?haber=5392</link><description>BERAT KANDİLİ

KANDİLİN MESLEKTAŞLARIMIZA , AİLELERİNE, SEVDİKLERİNE , BÜTÜN İNSANLIĞA BARIŞ HUZUR SAĞLIK VE BEREKET GETİRMESİNİ TEMENNİ EDER HUZURLU VE SAĞLIKLI GÜNLER DİLERİZ 

 
                                                            REŞAT ERDEMİR 
                                                        BASATDER BAŞKANI </description><pubDate>7/26/2010 11:58:00 AM</pubDate></item><item><title>güney ege marmaris aşçılar derneği başkanı gürbüz okul beraat kandili dolayısıyla mesaj yayınladı</title><link>http://www.ascilardunyasi.com/haberdetay.aspx?haber=5391</link><description>Allah’ın rahmet ve mağfiretine sığındığımız, gönüllerimizi tövbe ile arındırdığımız özel bir gecedir. Bu mübarek gecenin bize sunduğu manevi iklimde beratımızı almamızın Yüce Rabbimiz’in ilahi mesajına kulak vermekle, ahlaki erdemleri hayatımıza yansıtmakla mümkün olacağını bir kez daha anlarız; başkalarının hak ve hukukuna riayetin temel dinî ödevlerimizden olduğunu biliriz. Yaratana, kendimize, yakın - uzak çevremize ve bütün insanlığa karşı sorumlulukları bulunan bir varlık olduğumuzu tekrar hatırlar, bu görevlerimizi ihmal edip etmediğimizi sorgularız. Öyleyse, gönüllerimizin müstesna bir coşku yaşadığı bu mübarek gecede, her türlü ayrılık ve ayrımcılığı,bencillik ve düşmanlığı geride bırakarak dünyaya hikmet gözüyle bakmaya çalışalım.Yaşadığımız hayatın geçici olduğunu, Allah katında kalıcı olanın ise imanımızın ve yararlı işlerimizin olduğunu fark edelim. İnsanı insan olduğu için sevip, Yaradan dan dolayı hoş görüp dünyaya biraz da rahmet penceresinden bakalım. Etrafımıza kin ve nefret yerine, sevgi ve barış tohumları ekelim. Bu duygu ve düşüncelerle; saygı deger üyelerimizin ve aşcılık camiasının ve bütün İslam aleminin kandilini tebrik eder, bu gecede yapılan duaların birlik ve beraberliğimizin güçlenmesine, insanlık aleminin barış ve huzuruna vesile olmasını Cenab-ı Allah'tan niyaz ederim.

GÜRBÜZ OKUL
GÜNEY EGE MARMARİS AŞCILAR DERNEGİ
YÖNETİM KURULU BAŞLANI</description><pubDate>7/26/2010 11:54:00 AM</pubDate></item><item><title>magic life otelleri mutfaklar koordinatörü ibrahim tunuslu ile çok özel söyleşi</title><link>http://www.ascilardunyasi.com/haberdetay.aspx?haber=5390</link><description>

Kendinizi anlatır mısınız?
1971 Bolu doğumluyum,evli ve iki çoçuk babasıyım.Mesleki yaşamıma 1984 yılında Milta Torba tatil köyünde başladım.Uzun yıllardır seçkin Uluslararası zincir otel sektörlerinde yurtiçi ve yurtdışı olmak üzere görevimi sürdürmekteyim.Açılışını yaptığım uluslararası otellerde Executive Chef`liğin yanı sıra tüm yiyecek ve içeçek bölümlerinden sorumlu Executive Chef ve F&amp;B Manager görevlerinde yer aldım.‘ Tapas Turca ‘,’Kitchen Theatre Systems ‘ ve ‘Hızlı Banket Servisi ‘ gibi yurtdışında aldığım eğitimlerle,Türkiye de farklı mutfak konseptlerini Radisson SAS Bosphorus Hotel,Rixos Grand Ankara ve Rixos Almaty otellerinde uluslararası mutfak projelerini uygulama şanşını elde ettim.Yurtdışında açılışını başarılıyla üstlendiğim otellerden bazıları Radisson Sas Bakü-Azerbaycan,Sheraton Akaltın Plaza Hotel-Aşkaabat-Türkmenistan,İnter-Continental Hotel-Astana Kazakistan olup Türkiye`de ise Executive Chef ve F&amp;B manager destek ekibi koordinatörü olarak,Radisson Sas Hotel zincirinde,Radisson Sas Kazakistan,Bulgaristan,İskoçya,Bahreyn ve Aruba adası-Güney Amerika da ve Rixos Hotels bünyesinde ise Rixos Almaty Kazakistan,Rixos Grand Ankara ve Rixos Premium Antalya gibi uluslararası otellerde görev aldım.Bugün,Club Magic Life Oteller Zinciri DC Turkey Corporate Chef olarak görevimi ilk günki heyecanımla sürdürmekteyim.




Rixos'tan Magic Life'a geçişiniz nasıl oldu?
Rixos oteller grubunda 2,5 yıl Executive Chef görevimi sürdürdüm.Görevim içerisinde Türkiye`de ve Yurtdışında başarılı çalışmalarımız oldu.Rixos oteller grubuna ait,1,5 sene süren iki büyük projeyi üstlenip,Kazakistan Almaata şehrinde bulunan Rixos Almaty Kazakistan ve Başkentimizde bulunan Rixos Grand Ankara otellerini görkemli bir tören ile heyecanla açtık.Türkiyeye tekrar döndüğümde bana gelen teklifi değerlendirdim,Heyecanlandığım bir projeye daha imza atarak,Club Magıc Lıfe Oteller zincirinde,Genel Koordinatör olarak görevimi özveriyle sürdürmekteyim.



Magic Life'ta nasıl bir mutfak oluşturmayı hedefliyorsunuz? 
Türkiye Aşçılar Federasyonu ve Türkiyede`ki birçok derneğinde benimsediği gibi önceliğim,Türk mutfağımızın orjinalliğini her zaman korumak ve tanıtmak en baştaki hedefimdir.Club Magic Life olarak,mutfağımızda Türk yemeklerimizi,yabancı misafirlerimize Türk isimleriyle tanıtıp,sunmaktan gurur ve mutluluk duyuyoruz.Bildiğimiz gibi Turizm sektöründe,kaliteden çok,kaliteyi sürdürebilmek en önemli temel taşdır.Bundan dolayı Club Magıc Lıfe Oteller zincirinde olmaktan heyecan ve mutluluk duymaktayım ki bugüne kadar kendi tarzını korumayı başarmış,güleryüzlü takımı ile,aldığı üstün başarılı ödüllerle,taşıdığı 9001,2000,14001,22000 ISO kalite belgeleriyle,sağlıkta ve güvenlikte standartlarını korumayı hedeflemiş ve bu duyarlılığı hassasiyetle sürdüren,turizme katkısı olan ve bugün dünyaca bilinen kaliteli bir otel zinciri olmayı başarmıştır.Misafirlerimize her şey dahil sisteminden çok özel hissettirmeyi hedeflediğimiz bu yönde,mutfağımda tazeliğin her zaman ön planda olması benim için en temel basamaktır.Güvenli gıda prensipleriyle hazırladığımız günlük ve taze pişirilen sıcak ve soğuk yemeklerimizin,taze pişirilen sebzelerimizin,günlük hazırlayıp pişirdiğimiz ekmeklerimizle mutfağımızın tazeliğini ve damak tadını,her şey dahil sisteminden çok hergün aynı üstün kalite ve aynı standartlarda sunmayı hedefliyorum.Bence özellikle bu bir devrimdir.

Herşey dahil sisteminde cost maliyetleri belli. Bu durumu nasıl aşacaksınız?
Cost control verimliliğinde yüksek ratiolar genellikle denetimsizlik,teknoloji yetersizliği,aksaklıklar,kaçaklar,zaman ve maddi kaybın olumsuz yönetimi gibi giden basamaklarda ‘Kontrolsüz yönetim’ sonucu doğuyor.Biz,Herşey dahil sistemde beklentilerin ve olumsuzlukları yaratan proseslerin farkındayız.Bu noktada yönetim sistemine oldukça önem veriyorum.Çalışmalarımız cesaretlendirici,yeniliklere açık olan,misafir memnuniyeti ve personel memnuniyeti toplantıları ile performanslarımızı birebir her basamağımızda birbirimizi kontrol ve koordine ederek en üste taşıyıp farkımızı ratiolarda memnuniyetle görebiliyoruz.İyi yönetilen bir sistemde alınan verimler de aynı olgunlukta olucaktır.




Magic Life'a getireceğiniz en büyük yenilik ne olacak?
Magic Life`ın mevcut olan gastronomisi ve alt yapısı taşıdığı Iso kalite belgeleriyle güvenli gıda ve kaliteli üretim standartlarıyla misafirlerimize sunuluyor.Club Magic Life yeni sezon açılışımızda özveriyle hazırlayıp tasarladığımız Türk Mutfağı,Asya Mutfağı,İtalyan Mutfağı,Meksika Mutfağı ve İnternational mutfaklarımızla misafirlerimize her günü lezzetli ve özel yaşatmayı hedefledik ve bütün dekor ve görselliği ile tamamen yeniden oluşturduk.Menu engineering sistemi ile çalıştığımız Mutfak menülerimizi,14 günlük tema gecelerimizi ve a la carte menülerimizi yeniden seçkin ürünlerle tasarladık ve kapılarımızı misafirlerimize açtık.Misafirlerimizden gelen olumlu tepkiler ve memnuniyetler bizleri çok mutlu ediyor.Şimdiden yeni projeler üstünde çok güçlü bir şekilde çalışmalarımıza başladık,Yeni sezonumuzda bir çok süprizlerimizle ve yepyeni oluşumlarla,Türk ve Dünya Gastronomisinin kurallarınının dışına çıkmadan gastronomi şöleninin tüm şıklığı ve kalitesi ile misafirlerimize en üstde yaşatmaya devam ettireceğimiz için heyecanlıyım.
</description><pubDate>7/26/2010 11:51:00 AM</pubDate></item><item><title>çalışır ailesinin acı günü</title><link>http://www.ascilardunyasi.com/haberdetay.aspx?haber=5389</link><description>usta şeflerimizden Ali Çalışır,Aziz Çalışır ve Recep Çalışır ın anneleri Ayşe çalışır bugün geçirdikleri trafik kazası sonucu hayata gözlerini yumdu.Recep çalışır ın kullandığı otomobil in şarampole yuvarlanması sonucu oluşan kazada Ayşe Çalışır vefat ederken recep Çalışır ve beraberindeki 3 kişi yaralanarak hastaneye kaldırıldı.Çalışır ailesinin acısını paylaşıyor Kıymetli büyüğümüz Ayşe Çalışır a Allah tan rahmet tüm sevenlerine başsağlığı diliyoruz.

not:Cenaze Yarın öğle namazını mütakiben Bolu nun Mengen ilçesine bağlı Kayabaşı köyünde Defnedilecektir.</description><pubDate>7/25/2010 8:41:00 PM</pubDate></item><item><title>açıklayıncaya kadar sormaya devam edeceğiz...ustalık belgesi için toplanan paralar ne oldu</title><link>http://www.ascilardunyasi.com/haberdetay.aspx?haber=5388</link><description>İki Sene önce ustalık belgesi için dernek yararına diyerek aşçılardan toplanan paraların akıbeti bilinmiyor.Bu Konuda yapılan yayınlar hala internet sitelerinin sayfasında yerini koruyor isteyenler linklerini google dan bulabilirler.Biz sormaya devam ediyoruz.bu paraları kim veya kimler ceplerine indirdi..Kendi internet sitelerinde binlerce kişinin başvurduğunu açıklayanlar sonradan sayıyı 70 kişiye nasıl indirdi.şimdi kendisi internet sitesi sahibi olan bu kişi nasıl oluyorda aşçıların haklarını savunuyorum diye yazabiliyor.Bu Yolsuzluk olayı sonrasında Genel sekreterlik görevi yaptığı derneğinden kovulan o kişi hala susmaya devam ediyor.Ve o kişinin sahibi olduğu siteye aşçı dernekleri ve aşçılar nasıl oluyorda destek oluyor.evet o sustukça biz açıklayıncaya kadar sormaya devam edeceğiz.sahi bu paralar ne oldu...

EDİTÖRÜN NOTU:Şimdi bize bu tür olayların aile içinde kalması yönünde eleştiriler sakın gelmesin.şerefli bir mesleğin temsilcisi olan herkes bu tür olaylara karşı sessiz kalmamalı ve yapanlar mutlaka deşifre edilmelidir.</description><pubDate>7/25/2010 12:48:00 PM</pubDate></item><item><title>akdeniz üniversitesine bağlı 4 yıllk aşçılık okulu göynükte açılıyor</title><link>http://www.ascilardunyasi.com/haberdetay.aspx?haber=5387</link><description>Göynük Belediye Başkanı Necati Topaloğlu, beldede Akdeniz Üniversitesi'ne bağlı 4 yıllık aşçılık fakültesi açılacağını bildirdi. 

Göynük Belediyesi tarafından düzenlenen '7. Kültür-Sanat Festivali'nde Sanatçı Mine Koşan ve İsmail Yk konser verdi. Göynük İlköğretim Okulu'nun bahçesindeki şölende 40 çocuk sünnet edildi. Şölende konuşan Başkan Topaloğlu, Göynük'un turizm kenti olmanın yanında, eğitim merkezi olma yolunda ilerlediğini vurguladı. Topaloğlu, hayırsever vatandaşların katkılarıyla Ünal Ahu Uysal Anadolu Lisesi'nin inşaatına devam edildiğini kaydetti. Topaloğlu, '15 Eylülde de Akdeniz Üniversitesine bağlı, 4 yıllık aşçılık fakültesinin temelini atacağız' dedi. 

haberler</description><pubDate>7/25/2010 12:14:00 PM</pubDate></item><item><title>New York'u odun fırınıyla tanıştıran İtalyan</title><link>http://www.ascilardunyasi.com/haberdetay.aspx?haber=5386</link><description>Türkiye'de de 11 şubesi olan İtalyan restoranı Mezzaluna'yı, 1984'te bir İtalyan, New York'ta kurdu. O dönemde önemli bir otomobil firmasından ayrılıp yeme-içme dünyasına giren Aldo Bozzi, "New York'ta restoranı açarken odun fırını bilinmediği için kayıtlara 'şömine' olarak geçti," diyor

Yıl 1968. Milanolu işadamı Aldo Bozzi New York'a, Alfa Romeo'nun başkanı olarak gider. Aradan yıllar geçer, onu merkezden geri çağırırlar. Fakat New York artık onun evi olmuştur ve dönmek istemez... Özellikle İtalyan tipi pizza seven İstanbulluların da iyi bildiği İtalyan restoranı Mezzaluna'nın hikâyesi işte böyle başladı. 1980'li yıllarda İtalyan mutfağını New York'ta yeni bir tarzla tanıtmak için harekete geçen Bozzi, 1984'te ilk Mezzaluna'yı açtı ve büyük ilgi gördü. Her masaya küçük şişelerde zeytinyağı koymak, pizzayı odun fırınında pişirmek gibi uygulamalarıyla, o dönemin New York yeme-içme dünyasına yenilikler getirdi. Bir dönem New York Restoranlar Birliği İtalyan Masası Başkanlığı'nı da yapan Aldo Bozzi geçtiğimiz hafta; yıllar önce Mezzaluna'nın Türkiye'deki franchise'ını alan ve şu an şube sayısını 11'e çıkaran Cihan Bingöl'ün konuğu olarak Türkiye'deydi. 

- Neden Alfa Romeo'yu bırakıp New York'ta bir restoran açtınız? Biraz farklı alanlar değil mi! 
- New York'taki Alfa Romeo'dan ayrılma nedenim, merkeze geri çağrılmamdı. Ama ben ABD'de kalmak istiyordum ve şirketten ayrıldım. Ailemi, yaşamımı orada kurmuştum. 

- Ve sonra? 
- Ayrıldıktan sonra yapacak çok da bir şeyim yoktu. Ama yepyeni bir tarzda restoran açmak benim hep hayalimdi. Ve baktığımda, New York'ta 'gerçek İtalyan tarzı'nda yemek yapan bir İtalyan restoranı olmadığını gördüm. Böylece ben de bu işe giriştim. Yani orijinal fikir, İtalya'daki pizzaların aynısını yapmaktı. Kullandığımız malzemeler, işçilik ve prosedür İtalya'dakinin aynısı. Olmayan tek şey Napoli'deki su. 

- Hemen her İtalyan gibi yeme-içmeye meraklı mıydınız siz de? 
- Evet, benim ailemde yemek, çok önemliydi. Benim de hep tutkum oldu. Evimizde her zaman iyi yemek yenirdi ve ben de küçüklüğümden beri iyi yemeğe alıştım. 

- Peki 'New York'ta o dönemde gerçek İtalyan mutfağı yoktu,' derken tam olarak neyi kast ediyorsunuz? 
- 1984'te, New York'taki İtalyan-Amerikan karışımı -bunu biraz sulandırılmış anlamında söylüyorum- mutfak çok kötüydü. Gerçek İtalyan yemeği bulmakta zorlanıyordum ve mutsuzdum. O zaman iyi, fiyatı makul olan, basit ama orijinal İtalyan yemekleri yapmak gerektiğini düşündüm. Bu anlamda ilktik. Biz Mezzaluna'yı açana kadar New York'ta odun fırını bilinmiyordu mesela. Hatta işlemler için resmi daireye gittiğimde, odun fırınının ne olduğunu bilmedikleri için kayıtlarda bizim odun fırını 'şömine' diye geçti. O zamanlar bütün restoranlarda pizza, elektrikli fırında yapılıyordu. Ayrıca kişisel pizzalar yoktu. Büyük pizzalar yapılırdı, ortaya gelirdi, üç-dört kişi birlikte yerdi. Bunların hepsi kötüydü demiyorum tabii, içlerinde çok lezzetli olanları da vardı. Ama odun fırınında pişmediği sürece bir pizzaya orijinal İtalyan pizzası demek yanlış. Ona sinen bir is kokusu vardır ve o, başka hiçbir pizzada yoktur. 

- Peki sadece pizza ve makarnalarla mı başladınız işe? 
- Bir numaramız, odun fırınında pizzaydı tabii. Onun dışında aperatifler, salatalar, makarnalar ve tatlı vardı. Ama et yemeği gibi ana yemekler yoktu. Bunun birkaç sebebi var. Birincisi hesabı düşük tutmak istiyorduk, pahalı bir lokanta olmak istemiyorduk. Et yemekleri de pahalı olur. İkincisi çok küçük bir restorandık ve ana yemeği yapmak için yer yoktu. Üçüncüsü de ana yemeklerle hızlı servis yapma imkânımız yoktu.

- Yani başından beri amacınız fine dining bir restoran yaratmak değildi. 
- Değildi. Ve böyle bir girişimin New York'ta doğru mu, yanlış mı olduğunu da hemen anlarsınız. Açıldığımız günden itibaren çok iyi iş yapmaya başladık. Çünkü farklıydık. Temmuzda açıldık. Yazın New York nispeten durgundur. Ama buna rağmen eylüle kadar New York Times dahil pek çok gazetede yazıldı. Bir saat kapıda beklemeye başladı insanlar girebilmek için. 45 kişilikti bizim restoran ve

İTALYAN MUTFAĞI, POPÜLERLİĞİNİ HERKESİN SEVDİĞİ MAKARNAYA BORÇLU
- Odun fırınından başka getirdiğiniz yenilikler oldu mu? 
- Mesela masaya getirip zeytinyağı koyan ilk restoran bizdik New York'ta. Şimdi herkes yapıyor bunu. Zeytinyağı çok önemliydi bizim için. Toskana'daki zeytinliklerimizden elde ettiğimiz zeytinyağını kullanıyoruz. İnsanlar bizim zeytinyağını kullanış şeklimizle yeni bir tat keşfettiler. Çok aromatik ve lezzetlidir zeytinyağı. Ve lezzet, her şeyden önce gelir bence. 

- İtalyan mutfağı dünyanın her yerinde var artık. Bu kadar popüler olmasını neye bağlıyorsunuz siz? 
- Evet. ABD'de bir numaralı yabancı mutfaktır mesela. Bir nedeninin makarna olduğunu düşünüyorum. Öyle bir yiyecek ki, dünyada herkes makarnayı sever ve her yerde bulunabilir. Her şeyle gidiyor; et, balık, sebzeyle... Ayrıca ucuz. Ama tabii her yerde İtalya'daki makarnaların kalitesini bulamayabilirsiniz. Ayrıca pişirme şekli de önemlidir. Yani basit, ekonomik ve lezzetli bir mutfak İtalyan mutfağı. Fransız mutfağındaki gibi komplike soslar da yoktur. Basit malzemelerin güzel bir şekilde pişirilmesinden ibarettir.

- Ama aslında sizin mutfağınız makarna ve pizzadan ibaret değil. Bunlar bu mutfağın kolay ve görünen yüzü. Diğer kısmında ne var? 
- İtalya'da 19 ayrı bölge var. Her bir bölgenin farklı kültürü ve farklı türde yemekleri var. Deniz kenarındaki bölgelerin balık ve deniz mahsulleri yemekleri ön plana çıkar. Dağa yakın olan yerlerde av etinden yemekler, sebzesi bol olan yerlerde sebze yemekleri öne çıkar. - Türk mutfağından neler denediniz? - Mezelerinizi çok beğeniyorum. İspanyolların 'tapas'ı gibi. Akdeniz kültürünü yansıtıyor. Özellikle patlıcan salatası, harika bir lezzet. Ondan aldığım tat, ülkenin karakterini yansıtıyor zaten. Ayrıca buradaki balıklar da harika.

SADECE NEW YORK VE TÜRKİYE'DE ŞUBESİ VAR
- Mezzaluna ne anlama geliyor?
- İki anlamı var. Birincisi, yarım ay şeklinde, iki saplı bir doğrama bıçağı vardır, onun adı. İkinci anlamı da yarım ay. Luna ay, mezza yarım demek. 

- Büyüme süreciniz nasıl oldu? 
- 87'de Soho'da Mezzacorno diye bir yer açtık, Mezzaluna'nın başka bir versiyonu. Yarım gün ya da günün yarısı demek. Onun teması da güneşti. Ama yemekler aynıydı. 

- Sonra? 
- Sonra Colorado, Aspen Kayak Merkezi, Hollywood ve Santa Monica'da açtık. Ama ne yazık ki oralardaki operasyonlar çok uzun sürmedi. Altı-yedi yıl sonra kapandı. Çünkü franchise alanlar başarılı olamadı. 

- Şu an nerelerde var?
- Şu an sadece New York ve Türkiye'de var. Londra'da da açıldı daha önce ama orası da sürmedi.
sabah</description><pubDate>7/25/2010 12:09:00 PM</pubDate></item><item><title>Altın çilek çiftçilerin umudu oldu</title><link>http://www.ascilardunyasi.com/haberdetay.aspx?haber=5385</link><description>Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bir kuruyemişçiyi ziyareti sırasında kilosunu 50 TL'ye satın aldığı altın çilek kurusu, Antalya'nın Alanya ilçesinde, çiftçilerin umudu oldu.

Alanya Ziraat Odası Başkanı Turgut Musluoğlu, ilçede 5 yıldır yetiştirilen altın çileğin üretimini yaygınlaştırarak, taze ve kurutulmuş halde pazarlanması için işleme tesisi kurmayı planladıklarını bildirdi.

Musluoğlu, Başbakan Erdoğan'ın bir kuruyemişçiden altın çilek kurusu satın almasının ardından, meyvenin Türkiye genelinde tanındığını ve çiftçilerin bu meyveyi üretmek için kendilerine talepte bulunduğu söyledi. Son iki günde Alanya Ziraat Odası'nı Türkiye'nin değişik bölgelerinden çok sayıda çiftçinin telefonla arayarak meyve hakkında bilgi aldıklarını ifade eden Musluoğlu, şunları kaydetti:

''Alanya'da 5 yıldır ürettiğimiz altın çilek meyvesinin, iki yıldır hasadını yaparak pazara sunduk. Ülkemizde son yıllarda tanınan bu meyve Başbakan Erdoğan'ın bir kuruyemişçiden satın almasıyla gündeme geldi. Son iki günde çeşitli illerden bir çok üretici bizi telefonla arayarak, meyvenin üretimi, işlenmesi hakkında bilgi aldı, fidan talebinde bulundu. Kilosunu 10-15 tl arasında sattığımız altın çileği işlemek amacıyla tesis kuracağız. İşleme tesisi açabilmek için kırsal kalkınma, makine ve ekipman sağlama desteği projesi kapsamında Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı'na başvuru yapacağız. Ayrıca Alanya Ziraat Odası olarak altın çileğin fidan ve meyve üretimini artırmak için çalışmalar yapacağız.''

Alanya Ziraat Odası'nda görevli Ziraat Mühendisi Sema Güler ise Orta ve Güney Amerika ülkelerinde yaygın olarak yetiştirilen ve latince adı physalis olan altın çilek meyvesinin Alanya'da 5 yıldır yetiştirildiği bildirdi. Sema Güler, ilçede yılda ortalama 3 ton altın ilek hasat edildiğini belirtti. Güler, altın çilek meyvesinin Alanya'da bir dönüm arazide ortalama bin 500 kilogram yetiştirildiğini ve yılda üç kez hasadının yapılabildiğini kaydetti. Güler, Alanya'da altın çilek üreticilerinin meyveyi kilosu 10 ile 15 TL arasında, genellikle otel ve süper marketlere pazarladıklarını söyledi. Altın çilek meyvesinin işlenerek reçel veya kurutulmuş halde de tüketildiğini ifade eden Güler, şöyle konuştu:

''Meyvenin sağlığa da faydaları var. Kan dolaşımını hızlandırıyor. İçerisindeki beta-karoten sayesinde yaşlanmayı geciktiriyor. Bol miktarda kalsiyum olmasından dolayı kemik yapısının gelişimine faydalı. Diyet yapanlar için yoğun lifli yapısından dolayı yemek yeme hissini en aza indirme özelliği var. Gut hastalığı ve şeker hastalığına da faydalı. Altın çilek meyvesinin şu anda hasat dönemi olduğu için ürün talebini karşılayamadık. Bundan sonraki dönemler için Alanya Ziraat Odası olarak fidan ve meyve üretimini artırarak üreticilerin talebini karşılayacağız.''
</description><pubDate>7/25/2010 12:06:00 PM</pubDate></item><item><title>Türkiye, bu yıl 30 milyon turist hedefini aşar  </title><link>http://www.ascilardunyasi.com/haberdetay.aspx?haber=5384</link><description>Türkiye, bu yıl 30 milyon turist hedefini aşar  
 
 
Türk turizmi bu yıl rekora koşuyor. Ülkenin dört bir yanındaki oteller dolup taşıyor. 
 
 
 
Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği (TÜRSAB) Başkanı Başaran Ulusoy, bu durumun ekim ayına kadar sürebileceğini söylüyor. Ulusoy, Türkiye'ye talebin artmasında Arap dünyasının Türk dizilerine ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a sempatilerinin de önemli rol oynadığını ifade ediyor. Bu yıl sadece gemilerle gelen turist sayısının 1,5 milyona dayandığını belirtirken, "30 milyon hedefinin aşılması an meselesi." diyor. 

Küresel ekonomik krize rağmen geçtiğimiz yıl iyi bir turizm sezonu geçiren Türkiye, bu yıla da avantajlı girdi. İspanya ve Yunanistan krizle boğuşurken Türkiye'nin Arap turistler sayesinde 2010'u da iyi kapatacağı belirtiliyor. Akdeniz bölgesindeki otellerin çoğu, açığını Ortadoğu'dan gelen rezervasyonlar sayesinde kapatıyor. En hareketli ülkelerin başında ise Türkiye'nin BM'de yaptırımlara 'hayır' dediği ve nükleer takas anlaşması yaptığı İran geliyor. Vizelerin kaldırıldığı Suriye, Lübnan ve Ürdün'den de ciddi turist hareketi bekleniyor. Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği (TÜRSAB) Başkanı Başaran Ulusoy, "Türkiye artık bir moda değil, marka." diyor. 2023 yılında 50 milyon turist çekmek için çabaladıklarını belirten Ulusoy, bu yıl 30 milyon turist hedefini aşmanın da an meselesi olduğunu aktardı. Şu an gelen turist sayısının Lübnan'da yüzde 110, İran'da yüzde 120, Suriye'de yüzde 158 arttığına dikkat çeken Ulusoy, "Türkiye üzerindeki tozu atıyor. Şimdiden birçok otel Ramazan hazırlıklarına da başladı. Ramazan'da turistler İstanbul'a akın edecek. Çünkü İstanbul'un manevi ve değişik bir havası var. Herkes bunu görmek isteyecek ve bu yıl İstanbul'u 15 milyona yakın turist ziyaret edecek." dedi. Clup Familya Genel Müdürü Ruhat Ülgen Cengiz, Ramazan ayının ikinci haftasına kadar dolu olduklarını belirterek, "İkinci hafta bir düşüş var. Fakat o zamana kadar doluluğumuz artacak. Bayram günü dahi rezervasyonlarımız başladı. Zaten ardındaki hafta tamamen doluyuz." dedi. Doluluk oranlarının yüzde 98 olduğunu aktaran Cengiz, "Bu, 950 kişinin konaklaması anlamına geliyor." dedi. 

Alternatif turizm sektörü hakkında geniş bilgiye sahip olan Cengiz, bu yıl herkesin yüzünün güldüğünü söylüyor. Geçen yıldan farklı olarak ciddi anlamda Arap turist çekmeye başladıklarını anlatan Cengiz, "Üç yıl önce Ramazan ayında tatil yapma alışkanlığı başladı. O zaman 65 kişi ağırlamıştık. Geçen yıl 200'e yaklaştı bu rakam. Şimdi ise 400 civarlarında. Ramazan ayı gelene kadar yüzde 70 doluluk planlıyoruz." dedi. Bu sebeple genel anlamda Türkiye'nin 30 milyon turist hedefini aşabileceğini belirtti. Yalova Şehir Merkezi'ne 5 kilometre uzaklıktaki Rizon Tatil Köyü de tıklım tıklım dolu olan otellerden. Otelin yöneticisi Sezer Soylu, bu sezonu haziranın 20'sinde açtıklarını ve şu an yüzde 80 doluluk (yaklaşık 400 kişi) ile çalıştıklarını aktardı. Temmuz sonuna kadar doluluklarının artarak devam edeceğini aktaran Soylu, "Ramazan'ın başlangıcına kadar doluyuz. Ramazan için de özel programlar hazırlıyoruz. Bir ajansla anlaşmak üzereyiz." dedi. Bodrum'da hizmet veren Bal Beach Oteli Genel Müdürü Necati Bal da şu an doluluklarının yüzde 100 olduğunu, bunun ağustos başına kadar böyle devam edeceğini söyledi. Genelde Türk misafirleri ağırladıklarını söyleyen Bal, "Şu an kapasitemiz 200. Ama biz sektörde yeniyiz. Bu sebeple bu yılki bereket bizi ciddi teşvik etti. Yatırımlarımızı artıracağız." dedi.

ZAMAN  
</description><pubDate>7/25/2010 12:02:00 PM</pubDate></item><item><title>Avrupalı Gençler Gaziantep'te Dolma Yaptı
</title><link>http://www.ascilardunyasi.com/haberdetay.aspx?haber=5383</link><description>Avrupalı Gençler Gaziantep'te Dolma Yaptı
Gençlik Değişim Programları kapsamında, Fransa, Polonya, Romanya ve Litvanya'dan gelen gençler, Gaziantep'in tarihi, yaşamı, sosyal ve kültürel yapısıyla tanışma fırsatı buldu.
Gençlik Değişim Programları kapsamında, Fransa, Polonya, Romanya ve Litvanya'dan gelen gençler, Gaziantep'in tarihi, yaşamı, sosyal ve kültürel yapısıyla tanışma fırsatı buldu. Proje kapsamında, Gaziantep'in tarihi, sosyal ve kültürel yapısını inceleyen gençler, Gaziantep'in tarihi dokusundan çok etkilendiklerini ifade etti. Etkinlikler kapsamında, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Sanat ve Meslek Eğitimi Kursları'na (GAMEK) bağlı Aşçılık Okulu'nu ziyaret eden 35 kişilik grubun bir kısmı, Gaziantep mutfağının vazgeçilmezi dolmanın, diğer kısmı da ekşili taraklık yemeğinin yapımını uygulamalı olarak öğrendi. 
Baş Aşçı Hanifi Ekti'nin sunumuyla dolma yapımı gösterildi. Yapım aşamasını dikkatle inceleyen gençler, biberlerin ve kabakların oyulmasını, dolma içinin hazırlanışını, dolmanın doldurulmasını, kullanılan malzemeleri ve dolmaların kazana düzülmesini uygulamalı olarak öğrendi. Pişirilen kazanın içindeki dolmaların üzerine konulan dolma taşlarını ilginç bulan gençler, kendi elleriyle yaptıkları dolmayı çok beğendiklerini ifade etti. Gaziantep mutfağının eşsiz tatları ile tanışan gençler, bunları kendi elleriyle yaptıkları için mutlu olduklarını söyledi. Ekşili taraklık yemeğinin yapımını öğrenen gençler de et, soğan, domates ve ayva gibi yemeklik malzemeleri doğrayarak, etin pişirilmesine yardım etti.

Avrupalı gençlere, Gaziantep mutfağının 291 çeşit yemekten 50 tanesinin tariflerinin yer aldığı, GAMEK tarafından hazırlanan 'Gaziantep Yöresel Yemekler' kitabı hediye edildi. Etkinlikler kapsamında Gaziantep mutfağının eşsiz tatlarıyla buluşan gençler, kendi kültürlerine göre farklı olan bu tatları beğeniyle karşıladı. Aşçılık Okulunu modern bir eğitim merkezi olarak değerlendiren gençler, Gaziantep Büyükşehir Belediyesinin ücretsiz olarak halka sunduğu sanatsal ve mesleki eğitimleri çok yararlı bulduklarını kaydetti.
aktifhaber</description><pubDate>7/24/2010 9:07:00 PM</pubDate></item><item><title>Komşufırın, 50. Şubesiyle Caddebostan’da</title><link>http://www.ascilardunyasi.com/haberdetay.aspx?haber=5382</link><description>Komşufırın, 50. Şubesiyle Caddebostan’da
Türkiye’de un ve unlu mamuller sektörüne yenilikçi bir bakış açısı kazandıran Komşufırın, İstanbul’un en hareketli semtlerinden Caddebostan’da 50. şubesini açtı.


 Türkiye’de un ve unlu mamuller sektörüne yenilikçi bir bakış açısı kazandıran Komşufırın, İstanbul’un en hareketli semtlerinden Caddebostan’da 50. şubesini açtı. Yeni şube ile birlikte, tüm mağazalar toplamında 650 kişinin çalıştığı Komşufırın’ın, yılsonuna kadar toplam 1000 kişiye istihdam sağlayan 80 şubeye ulaşması hedefleniyor. Tamamı İstanbul’da bulunan mağazalar zincirinin, 2013 itibariyle Ankara, İzmir, Bursa başta olmak üzere, 20 il merkezine yayılması da büyüme planları arasında yer alıyor.

Doruk Grubu Stratejik Planlama ve iş Geliştirme Koordinatörü Ertuğrul İşler konu ile ilgili yaptığı açıklamada; “Tohumdan sofranıza sloganından yola çıkan Komşufırın’ın ilk şubesini Ağustos 2008'de Kadıköy Çarşı'da açtık. Aradan sadece iki yıl geçmiş olmasına karşın, şimdi 50. mağazamızı tüketiciyle buluşturmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Amacımız, ülkemizin en büyük fırıncılık zinciri haline gelmektir. Komşuluk geleneğinin tüm sıcaklığıyla tüketicilerimizi karşılıyor, onlara günün her saatinde mutlu olacakları birbirinden farklı ve daima sıcacık lezzetler sunuyoruz.” dedi.

Günde 1 ton kurabiye...
Her gün yaklaşık yarım milyon kişiye eşsiz lezzetlerin kapısını açan Komşufırın mağazalarında günde ortalama 1 ton kurabiye satılıyor. Günlük poğaça, simit ve açma ortalama satış adedi 20 bin iken; yine günde yaklaşık 20 bin ekmek satışı gerçekleşiyor. Komşufırın’ın çok rağbet gören ürünlerinden bazıları ise, özel yayla ekmeği, irmik ve ekşi maya kullanılan Osmanlı ekmeği, yüzde 70 oranında çavdar içeren Alman Çavdar ekmeği, tereyağlı krosan ve bademli kurabiye olarak sıralanıyor.
</description><pubDate>7/24/2010 5:29:00 PM</pubDate></item><item><title>Annenizin Pilavı Easyfood ile Sofranızda</title><link>http://www.ascilardunyasi.com/haberdetay.aspx?haber=5381</link><description>Annenizin Pilavı Easyfood ile Sofranızda
Kimimiz annemizin yaptığı pirinç pilavını, kimimiz ise bulgur pilavını düşler. Ne kadar büyüsek de, güzel ve farklı lezzetler tatsak da annemizin yemekleri hep en güzel yemekler olarak kalır… Alıştığımız damak tadını yakalayan Easyfood, annemizin yaptığı gibi lezzetli pilav çeşitleri sunuyor. Üstelik kalite standardı, gıda güvenliği şartları ve değişmeyen lezzet garantisiyle.


 Easyfood hazır yemek grubunda; pirinç pilavı, arpa şehriyeli pirinç pilavı ve bulgur pilavı olmak üzere 3 farklı pilav çeşidi bulunuyor. Türkiye’de bir ilk olan ve iki yıllık AR-GE çalışmaları sonucu geliştirilen ve özel üretim yöntemi sayesinde hiç bir katkı maddesi içermeyen Easyfood pilavları, oda sıcaklığında 1 yıl saklanabiliyor.

Easyfood pilavları, ambalajı açıldıktan sonra 2-4 dakika arası ısıtılarak yenmeye hazır hale geliyor. Böylelikle hem lezzetli hem de pratik bir çözüm sunuyor. Isıtıldıktan sonra tabağa servis edilmeden önce karıştırılarak tane tane bir görünüm alan Easyfood pilavları, “herkes pilav yapamaz” deyişini ise unutturuyor.

Easyfood, oda sıcaklığında saklanabilen pilav çeşitlerinin yanı sıra tüketime hazır uzun ömürlü yemek ve vakit kazandıran ürünleriyle de hayatı kolaylaştırıyor. Easyfood zeytinyağlı ve tatlı çeşitleri ambalajı açıldığı anda tüketime hazır bulunuyor. Easyfood “Hazır Yemekleri” ise tencerede ya da mikrodalga fırında ısıtılarak çok kısa sürede yenmeye hazır hale geliyor.

Easyfood “Haşlanmış Bakliyatları”; herhangi bir bakliyat yemeği için 8-10 saat önce karar verme, ürünü ıslatarak bekletme, haşlama, pişirme aşamaları için harcanan zaman kaybından kurtarıyor. Easyfood “Etleri” ise etin pişmesi için 1 saat su kaynatma, bu suya eklenen et ile suyun yine kaynamasını ve daha sonra etin pişmesini beklemeye son veriyor. Easyfood özel üretim yöntemi sayesinde etin lezzetini içinde tutarak, suda kalmasını engelliyor. Ayrıca, Easyfood etleri yemek yapmaya hazır olarak sunulduğu için pişirilmek üzere alınan etlerde yaşanan yarı yarıya fire görülmüyor. Bu da Easyfood etleriyle hayatı uygun fiyatla kolaylaştırma imkanı veriyor.

Easyfood; 2 kişilik olan 400 gramlık ambalajının yanı sıra 1 ve 2 kiloluk farklı boyları ile misafir ağırlamak için de en büyük yardımcı oluyor.

Mevsiminde toplanmış sebze ve meyvelerin besin değerlerinin korunması, kendi öz sularında pişirilmesi ve özel üretim yöntemi sayesinde %100 doğal ve sağlıklı olan Easyfood ürünlerini; Metro, Migros, Macrocenter ve Tansaş satış noktalarında bulabilirsiniz.
</description><pubDate>7/24/2010 5:24:00 PM</pubDate></item><item><title>Mövenpick’ten Serinleten Kokteyller</title><link>http://www.ascilardunyasi.com/haberdetay.aspx?haber=5380</link><description> 
 




Mövenpick’ten Serinleten Kokteyller
100% doğal ve gerçek meyve parçacıkları içeren Mövenpick sorbeleri ve dondurmaları ile hazırlanacak serinletici yaz kokteylleri sıcak yaz günlerinin vazgeçilmezleri olacak.
 
                  

 %100 doğal Mövenpick dondurma ve sorbelerinden gelen lezzet, çilek, armut gibi taze yaz meyvelerinin ferahlığı ile buluşuyor ve sıcak yaz günlerinde sizleri keyiflendirecek mükemmel karışımlar ortaya çıkıyor. Mövenpick kokteylleri yazın en serinletici keyiflerinden birisi olmaya aday.

Mövenpick dondurma ve sorbelerini bir de bu benzersiz kokteyllerde deneyin!

MILKYBERRY: Yarım muz, 5 adet taze çilek, 10 cl süt ve 1 kaşık kaymaksız yoğurt blender içine konur ve yaklaşık 8 – 10 saniye karıştırılır. Karışım içine daha sonra Mövenpick Vanilla Dream dondurma ve Mövenpick Raspberry &amp; Strawberry sorbe ilave edilerek 6 – 8 saniye daha karıştırılır ve servise sunulur.

BOSS’Y: Yarım sarı armut, 10 cl süt ve kaymaksız 1 kaşık yoğurt blender içine konur ve yaklaşık 8 – 10 saniye karıştırılır. Karışım içine daha sonra Mövenpick Swiss Chocolate dondurma ve Mövenpick Raspberry &amp; Strawberry sorbe ilave edilerek 6 – 8 saniye daha karıştırılır ve servise sunulur.

Mövenpick Dondurma Hakkında:

Klasikler, Tatlılar, Sorbeler ve Gurmeler olmak üzere 4 ana grupta, 19 farklı çeşidiyle seçkin market, şarküteri, restoran, kafe ve otellerde yerini alan Mövenpick Dondurmaları ile lezzetin doruklarına varacaksınız. Taze kreması ve içindeki doğal malzemeleri ile dondurma ustalarının hünerli ellerinde, farklı bir üslupla hazırlanan “klasik” dondurma tatlarının keyfini çıkaracak, orijinal tariflerine sadık kalarak hazırlanan dünyaca ünlü 2 Akdeniz “tatlı”sının dondurmayla mükemmel uyumunu keşfedeceksiniz. Yağ içermeyen “sorbe” ailesinin içerdiği gerçek meyve püresi ve meyve parçacıkları sayesinde doğallığın tadına varacak ve yenilikçi “gurme” lezzetlerle gastronomik bir deneyim yaşayacaksınız. Gurme dondurma ustalarının özel tarifleri ile hazırlanan Mövenpick Dondurmaları’nın içindeki tüm malzemeler en iyi yetiştikleri ülkelerden özenle seçiliyor. Vanilya Madagaskar’dan, kakao Venezüella’dan, limon İspanya’dan, ceviz Çin’den, mango Ekvator’dan, fıstık İtalya’dan geliyor.  
</description><pubDate>7/24/2010 5:21:00 PM</pubDate></item></channel></rss>